Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1550
 

Diyarbakır Cezaevi'de Yalan Değil mi?

Diyarbakır Cezaevi'de Yalan Değil mi?
 

Okuyor musunuz?

MB’nin değerli kalemi Yapukay’ın Diyarbakır Cezaevi ile ilgili yazdıklarından bahsediyorum.

Diyarbakır Cezaevi İnsanlığın Öldüğü Yer

Diyarbaır Cezaevi İnsanlık Müzesi Olmalı (1)

Diyarbakır Cezaevi İnsanlık Müzesi Olmalı (2)


İyi okuyun ve bu gün geldiğimiz bu noktada, bir cezaevinde yaşanan o feci trajedinin ne olduğunu anlamaya çalışın.
Bu topraklarda yaşanmış en feci trajedidir Diyarbakır Cezaevi işkenceleri. İnsanlığın öldüğü bir merkezdir. 12 Eylül faşizminin işkencehanesidir Diyarbakır Cezaevi. İyi okuyun bunları. Yapukay’ın yazdıkları yetmiyorsa, insanlık onurunu ayaklar altına alan bu cezaevi ile ilgili yayınlanmış kitapları okuyun. Bir zahmet araştırın o dönemde yaşanan işkenceleri.
Sonra bir düşünmek yeter. PKK’nın beslendiği damarları işte o zaman daha iyi anlarsınız.
Neden bu gün illede “barış” denen o büyülü kelimenin büyüsüne kendimizi kaptır mışız? Bundan sonra bu yaşanan trajedileri bir daha yaşamamak adına barışın peşindeyiz.

Diyarbakır Cezaevi trajedisini bilmeyenler, bu gün Kürt Sorununun geldiği noktayı doğru algılayamaz ve teraneden bir milliyetçi-ulusalcı lafazanlığın peşinden koşar. Bu lafazanlıkla kimileride solculuk taslar. Gülünç olanlarda zaten bu tip solculardır. Solculukları devlet solculuğudur ve onların muhalif olduğu şey sadece iktidar muhalifliğidir. İktidara muhalif olunca solculuk yaptığını sananlar bir yol kurulu düzene muhalif olmakla, iktidara muhalif olmanın arasındaki o temel farkı anlayıverseler. Ne zamanki bu tip resmi ideoloji-devlet solcusu takım, düzen muhalifliği ile iktidar muhalifliği arasındaki farkı anlarsa, işte o zaman bu ülkede sol siyaset bir nebze olsun yol almaya başlar.

Diyarbakır Cezaevi işkenceleri bu ülkede insanlığın bittiğine dair birçok göstergeden en dikkat çekenidir.
Diyarbakır Cezaevi gibi daha nice yerler var bu topraklarda. Her biri ayrı ayrı bir trajedinin yaşandığı, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı işkencehaneler oldu. Biz bu gibi işkencehaneleri hep filmlerde seyrettiğimiz için fazlaca ruhumuz yara almıyor.
Amerikalı kadın askerin, Iraklı mahkumlara yaptıklarını içimiz titreyerek izlemiştik. Guantanamo üzerine yazılanları, çizilenleri okuyunca sanki bu gibi şeyler bizim ülkemizde yokmuş gibi hep düşündük. Nazilerin ikinci dünya savaşındaki toplama kamplarına bakınca yüreğimiz sızladı. Öldürülen, katledilen insanlar hepimizin ruhunda derin yaralar açtı. Oysa benzerleri bu topraklarda defalarca yaşanmıştı. Askeri darbeler bu ülkede yaşanan işkencelerin mihenk taşı oldu. Lakin aynı zihniyet yaşanan bu trajedileri o denli güzel bir şekilde zihinlerden silip atmayı başardıki. Ülke insanı bu topraklarda işkence yapılmamış sanıyor. Yaşanan bu işkenceler ve trajediler anlatılınca tuhafına gidiyor insanımız. “Yok ya” diyenler o denli çokki. İnanası gelmiyor bu işkencelerin yapıldığına. Bu yaşanan işkenceleri yazanları yalancılıkla suçlayanlar dahi var.
Çok gerilere gitmeye gerek yok. Faili meçhuller bu ülkenin gerçeği değil mi? Bu ülkede “Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu” isminde bir komisyon yok muydu? O komisyonun başkanı Sadık Avundukluoğlu ismindeki vekil değil miydi? Koca koca klasörlere dolan onca doküman bu ülke topraklarında yirmi bine yakın faili meçhul cinayetin işlendiğini anlatmıyor muydu?
Bazı insanların, bu gibi olayları dile getirenlere karşı takınmış olduğu tavırlardan anlıyorumki, bu konuları sadece birer safsata olarak değerlendiriyorlar ve bu ülkenin kolluk güçlerinin böyle şeyler yapmayacağına dair samimi inançları var. İnanamıyorlar tabi. İnsanın böyle işkenceleri nasıl yapacağını akılları almıyor ve bu işkenceler dile getirildiğinde, dile getirenleri iftira atmakla suçluyorlar.
Daha yeni açıldı asit kuyuları ve o kuyulardan nelerin çıktığını gördük. O bölgede görev yapan onca Jitemci şimdi cezaevinde, Ergenekon Davasından yargılanıyor.

Yalan değil mi, yalan!?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu arkadaşlar "faşizm"in bayraktarlığını yaptıklarının ne zaman farkına varacaklar bilemiyorum. Hatırlatıldığında ise "bana faşist mi diyorsun?" serzenişinde bulunuyorlar. Teşekkürler bu güzel yazı için. Saygı ve sevgiler.

Hakkı Uysal 
 07.09.2009 9:17
 

Tarihe bakalım; nice zulümler yaşanmıştır. En küçük bir adaletsizliği yüreğimin olanca ağırlığınca kınıyorum. Diyarbakır Cezaevi'nde yaşatılan zulümü de nefretle kınıyorum. Üzüldüğüm bir başka nokta ise bu tür haksız uygulamaların ayrılıkçı terör faaliyetlerine gerekçe yapılması çabaları. Sapla samanı iyi ayırdetmeliyiz. Haklıyken haksız konuma düşmemek için bu nokta çok önemli. Ergenekon sanıkları arasında sadece muhalif oldukları için uydurma gerekçelerle tutuklananlar varsa bu insanların da vebali ilgililerin üzerinedir. İnananlar için "kul hakkı", inanmayanlar için "kamu hakkı" kavramları var. Adaletin terazisini ellerinde tutanların işi gerçekten çok zor. Sapla samanı karıştırmamak zorundalar. Bu kısacık ömür bir şekilde bitiyor. Ama eğer öbür tarafta "ilahi adalet" varsa (ki ben olduğuna inanıyorum ve çözemediğim haksızlıkları oraya havale ediyorum), gerçekten suç işlemiş olanlarla iftira atanların ve birilerine yaranmak için adaletin terazisini bozanların işi çok zor gözüküyor!

Uguristanbul 
 27.08.2009 10:41
Cevap :
Sayın Dr. Uğur değerli bir katkı yapmışsınız yazıma. Terörü meşrulaştırmak hiç bir koşulda söz konusu dahi olamaz, olmamalıdır. Adaleti elinde bulunduranların vicdanlarının sesi çok kuvvetli olmalı.  28.08.2009 11:02
 

siz doğru mu sandınız. biz Türkiye'de demokrasi yok, işkence var, faili meçhul var, ölüm var ve barış olmalı diyen insanlar dış güçlerin işbirlikçileriyiz. siz bilmiyor musunuz. Dış güçler ülkeyi bölmek istiyor ve biz de onlara yardımcı olan hainleriz. En büyük yeteneğimiz olmayan şeyleri var gibi göstererek ulusalcı ve milliyetçi kardeşlerimizi kızdırmak. Diyarbakır'a gidin bakalım öyle bir cezaevi bulacak mısınız? Yok. Hatta Diyarbakır diye bir yer de yok. Kuru iftira bunlar. Kızdırmayalım kardeşlerimizi. Saygılarımla

ahmet (hoşçakalın-artık yazmayacağım) 
 26.08.2009 14:44
Cevap :
Ahmet Bey katkınızı anen yayınlıyorum.  28.08.2009 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1099
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster