Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '11

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
27463
 

Diyarbakır karpuzu, maniler ve bir efsane

Diyarbakır karpuzu, maniler ve bir efsane
 

Folklor ( Halk bilimi ) : 

Şimdi tam karpuz mevsimi ve bol bol yeme zamanı...Hem de çok ucuz...Herkese tavsiye ediyorum. Şeker hastaları hariç... 

Güney kentlerimizden olan Diyarbakır geniş folklorunun yanında karpuzuyla ünlüdür. Diyarbakır deyince önce kocaman karpuzları aklıma geliyor. Dedelerimiz şöyle anlatıyorlar Diyarbakır karpuzu hakkında: Yetiştirdiğimiz karpuzlar ikişer tanesi birer deve yüküydü. Yıl olur bir karpuzun tanesi 60 kilo, 70 kilo geldiği olurdu. Şimdilerde bereket kalmadı “ diye feryat ederlerken her yıl Karpuz Festivali yapılmakta ve de yine 40, kilo, 50 kilo gelen karpuzlar gelmektedir. Kavunlarımız da o denli büyük olur. Diyarbakır karpuzunun tadı bal gibidir, kabukları kalın olur, onun için damlarda kış aylarının son günlerine kadar saklamak mümkündür. Halk harasında hastalara şifa diye verir anlayışı vardır. Özellikle Dicle nehri kenarında yetişir karpuzlar daha büylük ve daha tatlı olur. Ayrıca Güvercin gübresiyle yetiştirilir. 

Halk edebiyatımızda halkımız düğünde, bahçede, bostanda ve harmanda yerinde eğlenirken yöresel maniler söylerler. Bunlarla ilgili birkaç mani sunuyorum: 

Çay öğünde karpuzlar 

Uruldum yaram sızlar 

Ben bu dertten ölürsem 

Mezarım kazsın kızlar 

*** 

Karpuz içinde çiğit 

Elinde altın divit 

Dostlar size emanet 

Bir ocakta bir iyit ( yiğit ) 

*** 

Karpuz kestim yiyen yokh 

Halin nedir diyen yokh 

Ele (öyle) bir yar sevmişem 

Gözün aydın diyen yokh 

*** 

Kavun, karpuz almalı 

Pahalıya satmalı 

Senin kimi ( gibi ) güzelle 

Kış gecesi yatmalı 

*** 

Karpuz kestim sulandı 

Yedim midem bulandı 

Kırılası kollarım 

İnce ince dolandı 

*** 

Karpuz kestim kan kimi 

Uzadı urgan kimi 

Benim bir sevdiğim var 

Kıhnalı kurban kimi ( kınalı ) 

*** 

Karpuz kestim kırmızı 

Şu gelen kimin kızı 

Gerdanında “ben-i “ var 

Sandım seher yıldızı 

*** 

Çay önünde karpuzlar 

Çaykenarı bostanlar 

Diz dize otursahdıh 

Obi yaydı destanlar 

*** 

Dicle etrafı bostan 

Bir ziyan gelmez dosttan 

Aklım başımdan gitti 

Yârim düşündüğüm an 

*** 

Karpuzlar yenmez oldu 

Sıcaktan yer yer soldu 

Bir yar sevdim oda heç 

Gidipte gelmez oldu 

*** 

Bağa gel, bostana gel 

Zülfünü destele gel 

Eğer anan vermezse 

Kendini khestele gel 

*** 

Ocakta duman olur 

Gün olur, zaman olur 

Diyarbakır karpuzu 

Her yerden yaman olur 

*** 

Karpuzlar biter oldu 

Bostanı tutar oldu 

Gel artık ey sevdiğim 

Hasretlik yeter oldu 

*** 

Karpuz kes dilim dilim 

Gelecek nazlı gülüm 

Bilmem nettim darıldın 

Lal olsun benim dilim 

*** 

Tepside karpuzum var 

Üregimde sızım var 

Dünya hakk’a emanet 

İçimde bir kuzum var 

*** 

Karpuz getir dileyim 

Aç yorganı gireyim 

Uyan uyan sar beni 

Yar olduğun bileyim 

*** 

Karpuz kestim kırmızı 

Şu gelen kimin kızı 

Gerdanında ben-i var 

Sandım seher yıldızı 

*** 

Karpuz kestim kan gibi 

Uzandı urgan gibi 

Benim bir sevdiğim var 

Kınalı kurban gibi 

*** 

Karpuz kestim yiyen yok 

Halini nedir diyen yok 

Ele bir yar sevmişem 

Gözün aydın diyen yok ( 1 ) 

Bu manilerden başka Diyarbakırlı ünlü folklorcu araştırmacı yazar, Şevket Beysanoğlu Diyarbakır karpuzlarını yedi bölüm halinde inceler: 

1-Pembe karpuz 

2-Sürmeli karpuzu 

3- Ferik Paşa Karpuzu 

4-Yafa karpuzu 

5-Kara karpuz 

6- Alaca Karpuz 

7- Mehmet Emin Karpuzu. 

Böyle halkımız arasında maniler sürüp gidiyor. Elbette daha başka maniler de vardır. Halkımızın ağzında türkü gibi söylenen bu manilerden sonra birde Diyarbakır Karpuzu ile bir efsane vardır. Onu da buraya almakta yarar görüyorum. 

Halk hekimliği folklorunun kollarından biridir. Diyarbakır’ın halk hekimliğinde karpuzun ayrı bir yeri vardır. Karpuzun idrar söktürücü, böbrek taşlarını döktürücü olduğuna inancı vardır. Günümüzde bile doktorların bu konuda tavsiyeleri vardır. Halkımız arasında karpuzla ilgili şu ünlü sözleri vardır: 

Kavun ye bilegen bak,  

Üzüm ye rengine bak 

Karpuz ye işegen bak 

Gibi sözlerden başka birde halk arasında söylenen bir Efsane şöyledir: 

Lokman Hekim hazretleri peygamberlik mertebesine erişmiş bir niteliğe sahipti. Her derdin dermanı lokman Hekim’den sorulur. Bir hastalığın dermanını bilmezseniz başını alır kırlara, dağlara, çıkar ve her bitkiden her çiçekten, her ottan bir tutam alıp evlerine döner. Bunları yer ve faydasını bulur. Yine günün birinde Lokman Hekim ölümsüzlüğün dermanı bulma sevdasına düşerken yola Diyarbakır’dan geçer. Diyarbakır’da Urum ( Urfa ) Kapısından içeri girerken zerzevatçılar ( sebzeciler ) meydanına gelir. Orada yığın yığın duran koca patlıcanları görünce hayrete düşmüş. 

Bu patlıcanları yiyen halk nasıl olurda hasta olmuyor” diye düşünürken, biraz daha ilerde koca koca karpuzları görünce “ha “demiş yemekten sonra bu karpuzları bol bol yiyorlar, onun için hasta olmuyorlar, sebebi bu “diye söylenmiş. Karpuz birçok derde devadır. Deva olmakta devam ediyor. Kimi evlerde kışın son günlerine kadar saklanan karpuzlar hastalara ilaç diye ikram edilir. İşte Diyarbakır karpuzu bu yönüyle dillere destandır.... 

Kaynaklar: 

1- Diyarbakır Karpuzu ve Karpuzla ilgili Maniler / Abdülkadir Güler / 

Türk Folklor Araştırmaları Dergisi - Yıl: 27, Sayı: 342, İstanbul- 1978.s. 8210 

2- Diyabakır Karpuzu ve Bir Efsane / Abdülkadir Güler , Kemalist Ülkü Dergisi sayı: 118- Nisan 1978 - Ankara 

3- Diyarbakır Kapruzu ve Bazı Maniler / Şevket Beysanoğlu Elek Dergisi, Ankara, yıl: 2, sayı: 11- 1977.s.22, 23. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beni 1963-1978 aralığına götürdü (halen yılda 2-3 kere Diyarbakır'a gidiyorum ancak festivale denk gelmiyor) küçük çocukluğum Urfa kapı ile Balıkçılarbaşı arasındaki Melikahmet'te geçti ve meyvacılar zebeş zebeş (karpuz karpuz) diye bağırırlardı. Bu arada orta öğrenim dönemini Diyarbakır'da yaşayan blogdaşımız sevgili Ata Kemal ŞAHİN'in Diyarbakır'ı öyküleyen çok duygusal bir blogunun olduğunu da ilginize sunuyorum. Dicle nehri kenarında güvercin gübresi ile yetişen karpuzu tadmak başlı başına bir tad izidir. Nostaljik blogunuz için çok teşekküre diyorum. Selamlar...

Kadri KANPAK 
 02.09.2011 0:16
Cevap :
Merhaba Kadri Bey, sevgili adaşım, bir yerde sizde Diyarbakırlısınız, inanın sevindim.İlginize sonsuz teşekkürler.Evet geçte olsa Diyarbakır Karpuzunu anlatmaya hemde mevsiminde anlatmaya çalıştım. Aslında tereciye tere satmlak çok zordur...Güzel yorumunuz için ayrıca teşekkürler Selam ve sevgilerimle....  03.09.2011 9:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2102
Toplam yorum
: 4582
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 824
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bitir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster