Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '12

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
31896
 

Diyet yapmama rağmen neden kilo veremiyorum & Neden zayıflayamıyorum: İnsülin Direnci

Diyet yapmama rağmen neden kilo veremiyorum & Neden zayıflayamıyorum: İnsülin Direnci
 

Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri obezite yani şişmanlıktır. Bu sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda beraberinde ateroskleroz yani damar tıkanıklığı, karaciğer yağlanması, kalp krizi ve kanser gibi birçok ölümcül sağlık sorunlarına da yol açtığından çok ciddi ve düzeltilmesi gereken bir sağlık sorunudur.

Günümüzde kadın olsun erkek olsun hemen hepimiz kilo alıyoruz. Bazıları bu fazla kiloları gerek egzersiz gerekse diyet yaparak verme imkanına sahip olabiliyorsa da, çoğu insan ne yaparsa yapsın bir türlü kilo veremiyor. İşte bu yazımda son 20 yılın en büyük sağlık sorunlarından biri olan obezite gelişiminde  asıl rol oynayan  ve “diyette yapıyorum sporda, ama neden bir türlü kilo veremiyorum ? ” sorusunun cevabını barındıran çok sinsi bir durumdan bahsedeceğim. Ama önce neden kilo alıyoruz sorusuna kısaca yanıt bulmaya çalışalım.

Unutmayalım ki çağımızın en sinsi ve belalı sorunu olan obezite aslında veya büyük çoğunlukla düzeltilmesi sabır isteyen ve zor olan bir patolojik hormonal problemden kaynaklanıyor. İnsülin Direnci !.

İnsülin direnci ; hem kendi bir direnç, hem de tedaviye direnç. Dr.Kemal ASLAN

Neden kilo alıyoruz peki ?

Sağlıksız besleniyoruz : Günümüz insan nüfusunun hızla arttığı ve temel besin maddelerinin artan insan nüfusuna yetmesi için maalesef gerek genetiği değiştirilmiş gıdalar,gerek uzun raf ömrü ve artmış boyutta olsun diye birtakım kimyasal madde ve hormonlarla desteklenmiş sağlığa yarardan çok zarar getiren gıdaların artık hemen hemen eski sağlıklı besinlerin tahtlarını indirdikleri bir döneme girdi. Artık köylerde bulunan veya bulunabilirse bireysel olarak temin edilmiş organik gıdalarımız olan mercimek,fasülye,nohut,buğday ve mısır ekmeği,bulgur vs yemeklerini tüketen kaç kişi var. Mutfakta hazırladığımız yemeklerin hemen hepsi raflardan geliyor ve ya genetiği değiştirilmiş gıda yani GDO’lu, yada hormonal katkılı. Hazır aldığımız yoğurtlarda bile bazen maliyeti düşürmek için vücuda zararlı jelatin,selüloz gibi maddeler bulunabiliyor. Dolayısıyla artık kendinize ait saf tohum ve bahçeniz yoksa veya bildiğiniz bir yerden gerçekten el değmemiş organik bir gıda alamamışsanız sağlıklı beslenmeniz artık neredeyse hayal oldu.

Sürekli beyaz zehir olan şeker (karbonhidrat) tüketiyoruz :

Glisemik indeksi (şeker yükseltme oranı) yüksek olan karbonhidratlardan uzak durun . Beyaz ekmek, şeker, makarna, hazır kek ve tatlılar, çikolata, kahve vs gibi gıdalar insülin direncini artırır, pankreası yorar,kilo aldırır ve ateroskleroza yol açar. Fazla alınan karbonhidratlar vücutta glikojen olarak depo edilir, daha da fazla alınırsa yağ asitleri ve trigliseridlere yani yağa dönüştürülür. Fazla tuz ve unda böyledir. Dolayısıyla tatlı ihtiyacımızı baklava,gofret,şekerli tatlılar,kola vs den değilde meyvelerden karşılamadığımız sürece kilo vermemiz çok zor.

Stresliyiz :

Gerek duygusal gerek fiziksel stres insanı şişmanlatır. Vücudumuz bu stresle başa çıkmak için böbreküstü bezinden kortizol üretir. Kortizol özetle kasların yıkılmasına, insülin direncine ve yağ depolanmasına neden olur. Dolayısıyla stresten kaçınmak çok zor olsada hobiler elde edinme, her şeyi kafaya takmama vs ile başa çıkmak zorundasınız.

Egzersiz yapmıyoruz : Kilo vermek ancak enerji harcamakla olur. Buda egzersizden geçer. Benim tavsiyem “her şeyin doğalı” prensibiyle egzersizide abartmayın,vücudun dengesi var. En iyi egzersiz yeşillik bir ortamda,mümkünse çim veya yaprak kokularını alarak en az hergün 30 dk, onu yapamıyorsanız 10 dk ve haftada en az 1 gün 3 saat yavaş tempolu yürüyüş yapmanız. Bunu yaparken yanınızda pet su olsun ve hergün en az 1.5 litre su tüketin.

Aşırı ve ağır egzersiz yapmayın çünkü glikojen depolarınız hızla yakılır ve sonuçta vücut daha fazla şeker ister ve tatlılara hücum edersiniz akabinde. Herşeyi berbat etmeyin,hafif ama uzun yürüyüşler yapın.

Aşırı yemek yiyoruz veya sık sık yiyoruz : Vücudun şekerede,yağada ihtiyacı var. Kalkıp tamamen karbonhidratlara düşman olarak sadece yeşillik yerseniz olmaz,her şeyi dengeli ve yeteri kadar almalıyız. Günde 3 kez ve en az 8 saat arayla beslenin ve sabah kahvaltısını es geçmeyin. Akşam 20:00 den sonra ise yemek yemeyin (su içmek, yeşillik yemek ve kalorisi yüksek olmayan meyve yemek serbest).

Uyku düzeniniz bozuk :

Sürekli az uyumak da  kortizol salgılanmasına sebep olur. Bu nedenle her gün ortalama 7-9 saat uyumalısınız.

Kilo vereceğim diye aşırı diyet yapmak yani kalori kısıtlamak doğru mu ? : Hayır. Çünkü  kalori alımı azaldıkça tiroid bezi hormonlarımızdan ve vücut metabolizmasını düzenleyen T3 seviyemiz düşer ve buda metabolizmamızın  yavaşlamasına ve kilo veremememize neden olur. Yine yağ dokusundan salınan leptin isimli bir hormonumuz vardır, bu da kanda azalır. Leptin hormonu iştahı baskılayan bir hormondur ve azalınca beyindeki iştah merkezi uyarılır artırır ve daha fazla yemek yeriz. Dolayısyla bilinçsizce kalori kısıtlaması değil her şeyden yeterince yemeliyiz. Aksi halde yine manganez, krom, çinko,biotin ve kalsiyum gibi element eksiklikleri nedeniyle de kilo vermemiz zorlaşır. Mesela biotin eksikliğinde yağ yakılması zorlaşır, selenyum eksikliğinde T4 hormonunun T3’e dönüşmesi bozulur,krom eksikliğinde insülin çalışması bozulur vs.

Peki üstte saydıklarımı yaptınız, egzersiz yaptınız,az ve düzenli beslendiniz,iyi uyudunuz buna rağmen kilo veremiyor veya sürekli kilo alıyorsunuz. O zaman obezitenin sinsi nedeni sizde de muhtemelen var ve bunu ilgili endokrin,biyokimya uzmanı ve diyetisyen birtakım testlerle ortaya koymalı.

En başta tiroid hormonları, biotin,crp,selenyum,krom,çinko,bakır ve magnezyum düzeyleri ile insülün direncı bakılmalı. Yapılan çalışmalarda insülin direncinin artık obezitenin en sık rastlanan ve altta yatan asıl nedeni olduğu ortaya konmuştur.

Peki nedir insülin direnci ? : İnsülin direnci gerek hücrelerin insüline gerektiği oranda yanıt vermemesi nedeniyle kanda insülin seviyesinin yüksek olduğu ama eskisi kadar iş göremediği bir durumdur. Bu hastalarda  kan glukozunun yani şekerinin kas, yağ ve karaciğer hücrelerine girmesi zorlaşmıştır. Bu nedenle kanda glukoz seviyeleri artar. Bu durumda pankreas hücrelere daha fazla glukozu sokmak için daha çok insülin üretmeye ve normalden daha fazla çalışmaya başlar . Zamanla  pankreas yorulacak ve yeterli insülin sağlama yeteneğini kaybedecektir. Bu hastalarda sabah yorgun kalkma,gece uykudan kalkıp tatlı bir seyler yeme isteği, yemeklerden sonra yorgunluk ve halsizlik şikayetleri görülebilmektedir.

İnsülin direnci ile ne gibi sorunlar oluşur ? :  En başta kan glukozu yükselir (hiperglisemi), prediyabet (gizli şeker) ve diyabet riski çok artar ve metabolik sendrom denen hastalık gelişimi tehlikesi ortaya çıkar. Metabolik sendromlu kişilerde kalp-damar hastalıkları, şişmanlık, hipertansiyon ve artmış kolesterol seviyeleri ile polikistik over hastalığı vs görülür.

İnsülin direnci nasıl ölçülür ?

Birçok teknik vardır ama rutinde en kolayı HOMA skoruna bakmaktır. HOMA-IR (İnsülin direnci) testi ise sabah 10-12 saatlik bir açlıktan sonra kandan alınan örnekten aynı anda insülin ve glukoz bakılır. İnsülin direnci varsa kan glukoz düzeyi  normal olsa bile insülin seviyeleri yüksek bulunur. HOMA-IR’nin ortalama 2,5 ve üstü olması insülin direnci lehine değerlendirilir.

Özetle makalemin başında temel prensiplerini saydığım diyet, egzersiz,uyku düzeni,stres vs düzenlemelerine rağmen hala kilo veremiyorsanız tiroid testi,insülin direnci,mineral düzeylerinize baktırmak vs için bir biyokimya,endokrin uzmanı ve diyetisyenden kesin olarak yardım almalısınız. Çünkü varsa insülin direnciniz düzeltilmeden,tiroid hormon düzensizliğiniz varsa,mineral eksikliğiniz varsa üstte yaptıklarınız tek başına yeterli olmayacaktır. Bunlara ilaveten her zaman doğal ve organik beslenmeye çalışın. Sitemde bahsettiğim bulgur,fasülye,patates,turp vs gibi yararlı sebze ve meyveleri ihmal etmeyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 16224
Kayıt tarihi
: 16.03.11
 
 

Biyokimya ve Klinik Biyokimya Uzmanı. Uzun yürüyüşler yapmayı sever ve 3 bant Bilardo oyuncusudur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster