Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1246
 

Diyojen sizin gibi şöhret budalası değildi!

Diyojen sizin gibi şöhret budalası değildi!
 

Diyojen (Diogenes), M.Ö. 412 - M.Ö. 320 yılları arasında yaşamış olan ve kendine yetme ile sadelik ilkelerine dayanan Kinik yaşam biçiminin öncülerinden Sinop'lu çileci düşünürdür.

Hakkında doğruluğu kuşkulu pek çok öykü anlatılan Diyojen'in gündüzleri Atina sokaklarında elinde fenerle dolaşarak, <ı>dürüst bir adam aradığı söylenir.

Bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "<ı>Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem," der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: "<ı>Ben çekilirim!"

Atina'da gelenekçiliğe karşı tavır almış, toplumdaki yapaylıklara ve uzlaşımsal değerlere meydan okumuş ve her tür yerleşik kuralın insanın doğallığına aykırı düştüğüne inandığı için toplumun tüm yerleşik kurallarına karşı çıkmayı, uzlaşımsal ölçü ve inanışların çoğunun boş olduğunu göstermeyi ve insanları yalın ve doğal bir yaşam biçimine çağırmayı amaçlamıştır.

Ona göre, sade bir yaşam tarzı, sadelikten başka, örgütlenmiş, dolayısıyla uzlaşımsal toplumların görenek ve yasalarını da önemsememek anlamına gelir.

Diyojen, doğaya aykırı bir kurum olan ailenin yerini, kadınların ve erkeklerin tek bir eşe bağlı olmadığı, çocukların ise bütün toplumun sorumluluğunda bulunduğu doğal bir durumun alması gerektiğini savunmuştur.

Diyojen'in savunduğu yaşam tarzının ilk ilkesi "kendine yetme", yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi kendi içinde taşıyabilmesi ilkesidir. [*]

Bu dersten kimimlerinin alacağı çok dersler var günümüzde.

Bağımlı, cep telefonlu, mesenger'lı, e-postalı yapış yapış ilişkiler, mutluluğu getirmediği gibi bir de götürüyor. Yanında huzuru da birlikte...

Herkesin herkesle tanışmadan yüz-göz olduğu, sululuğun, şımarıklığın, ukalalığın had sınıra ulaştığı, kendilerine "tiki" gibi gülünç ötesi adlar takan insanlar, her gün çevrede biraz daha artıyor.

Platon'un "çılgın Sokrates" dediği diogenes, her mevsimde yalınayak dolaşır, harmanisine sarınıp tapınak kapılarında yatar ve bir fıçıda otururdu.

Diyojen'in ikinci ilkesi olan "utanmazlık", kendi başına zararsız olan bazı eylemlerin hiçbir şekilde yapılamayacağını öne süren uzlaşımları umursamamak anlamına gelir. Bu ilkeden yola çıkarak yerleşik davranış kalıplarına uymadığı için, kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısındansa sefil denebilecek bir yaşam sürer.

Ama günümzdekinlerden çok daha soylu ve utanır olduğunu da ortadadır Diyojen'in...

Diyojen yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır.

Onun tek amacı, kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermek olmuştur.

Çeşmeden avucu ile su içen bir çocuk görünce "<ı>Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diye haykırıp su çanağını kırmıştır.

Bunun kaynağı bilgeliktir, Diyojen insanı erdemli yapmaya yaradığı için yalnızca bilgeliğe değer verir, öteki uygarlık değerlerini ise saçma, gereksiz ve anlamsız olarak reddeder.

Onun için fıçı bile fazladır...

Büyük İskender Korinthos'ta "<ı>Bir dileğin var mı?" diye sorunca "<ı>Var, gölge etme, başka ihsan istemem" demiştir.

Tarih kitaplarında anlatıldığı üzere Büyük İskender bu söz üzerine "Eğer iskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim," demiştir.

Ayrıca hikâyeye göre Diyojen tam olarak: "Mi stereis afto pou den mporeis na doseis" yani: "Benden bana veremiyeceğin şeyi esirgeme" demiş ve güneşi göstermiştir.

Diogenes'e göre en üstün iyi, erdemdir, fazilettir. Bilim, şan ve şeref, servet hor görülmesi gereken uydurma "iyi"lerdir. Felsefenin özü, her yerde özentiyi kötülemek ve onun karşısına tabiatı koymaktır.

Bilge, kendini, istek ve duygularından uzak tutmalı, ihtiyaçlarını en aza indirmelidir.

Dünya, devlet, halk ve insan öyle bir noktaya geldi ki... Sömüren sistem insanın, değerlerin ve vicdanın içini öyle bir boşalttı ki...

Bu gidişle biz de yollara düşüp, gündüz vakti "insan arıyorum insan" sözleriyle dolaşacağız...

Bilmem Diyojen'i anlamayan akldı mı?

Çünkü Diyojen şimdikiler gibi utanmaz, şimdikiler kadar "rahatsız", şimdikiler kadar şöhret budalası değildi!

[*]http://tr.wikipedia.org/wiki/Diyojen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3654
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster