Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
438
 

Dizine yatırsan beni...

Dizine yatırsan beni...
 

Ev…

Pırıl pırıl…

Tertemiz her yer.

Hazır sofra…

Kurulmuş geldiğinde.

Çocuklar…

Nurtopu gibi.

Sarılmış dizlerine…

Öpe koklaya büyümüş…

Komşular…

Hep beraber yenilmiş içilmiş bazen.

Gülünmüş eğlenilmiş hep beraber yine.

Arkadaşlar…

Oturulmuş oyuna…

Gidilmiş akşam oturmasına…

Buluşulmuş yazlıkta, kampta.

Kurulmuş bir düzen.

Hanım…

Çok iyi bir anne.

Çok iyi bir ev hanımı.

Becerikli.

Tertipli, düzenli.

Çekip çevirmede ailesini.

Yuvasını…

Çocuklarını…

Kocasını.

Yeter mi?

‘’Anne’’ olmuş çocuklarına…

‘’Hanım’’ olmuş ailesine…

‘’Kadın’’ olmuş yuvasına…

‘’Komşu’’ olmuş apartmandakilere…

‘’Arkadaş’’ olmuş çalıştığı yerdekilere.

Yeter mi?

Dizine yatırmış mı seni?

Hiç konuşmadan kalmış mısın öylece?

Sabah işe yetişme telaşından vakti mi olmamış?

Yemek hazırlamaktan aklına mı gelmemiş?

Çocuk büyütmekten unutmuş mu seni?

Yorgunluktan boş mu vermiş böyle şeylere?

Sadece ‘’bakışıyla’’ kanını kaynattığı günler nerede kalmış?

Sadece ‘’duruşuyla’’ içinde söndürdüğü ateşin farkına varmış mı?

Sadece ‘’senin’’ için süslenmeyeli ne kadar olmuş acaba?

Sadece ’’seninle’’ konuşmayalı ne kadar olmuş peki?

En son ne zaman sana sokulup kıkırdamış?

Evden…

İşten…

Çocuklardan…

Çarşı pazardan…

Konu komşudan…

Ondan, bundan konuşmaktan sıra gelmiş mi size?

Konuşmasa da…

Başını göğsüne yaslamış mı?

Saçlarını okşamış mı?

Enseni öpmüş mü usulca?

Gözlerini kapatıp ellerinin yumuşaklığına bırakmış mısın kendini?

Elele tutuşup sahilde yürüme hayali var mı gelecek planlarınızda?

Çok iyi bir anne…

Çok iyi bir ev hanımı…

Çok iyi bir komşu…

Çok iyi bir dost…

Çok iyi birçok şey…

Dizine yatamadıktan sonra…

Yatırmadıktan sonra…

Var mı anlamı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sen çok bilmişsinnn..:) aslında 'siz çok bilmişssiniz'demeliydim ama okudukdan sonra öyle yazmak geldi içimden...selamlar

cinford 
 03.12.2010 14:15
Cevap :
:)  03.12.2010 14:54
 

Aşkın birkaç çeşidi var. İnsani, hayali, hayvani ve Tanrı aşkı. En popüler olanı insani aşk. Hani şu yârin kara gözlerine vuruluyorsun ya. Kara dedikse lafın gelişi. Mavi olur. Kahverengi olur. Yeşil olur. Ağlatırsan yaşlı olur. Kızdırırsan kırmızı olur. Gözünün üzerine yumruğu indirirsen mor olur. İnsani aşk, öyle adı gibi pek de insani değil. Günümüz aşklarına tutulanların yarısı mevta olmuş. Bu abuk sabuk aşk yüzünden ölenler Cihan Harbi’nde ölenlerden daha fazla. Aşk yüzünden öldü demiyorlar ama biz biliyoruz.

Kerim Korkut 
 02.12.2010 19:18
Cevap :
:)  03.12.2010 8:29
 

Yani şu bizim hepimizi yakıp kül eden insani aşk üstelik çok mantıksız. Daha elini bile tutamadan ah, vah, yandım diye kendini yiyip bitiriyorsun. İşte bir bahtı kara! Kerem yanmış Aslı’ya. Hikâyedir umarım. Yoksa bu kadar saçma bir davranış olamaz. Acem kızının ardından İran, Turan dolaşacaksın. Sonra ona kavuşamayıp yanıp kül olacaksın. Şimdinin gençleri uyanık. Kerem gibi kendilerini yakarlar mı hiç. Elin kızını yakıyorlar. Evleneceğiz diye kandırıp gününü gün ediyorlar. İşi o kadar ilerletmişler ki parayla tuttuğu kadını annem diye tanıtıp elini öptüren bile var. Kızlarımız da maşallah tam saftirik. Elini öptükleri kadınla çocuğa bir kere baksalar bunların değil ana oğul aynı milletten olmaları bile zor. Ayrıcana kızlarımız evlenme manyağı. Bir alyans yüzük al. Taksim’de turla. Dönüşte karın hazır. Nerede o aşkından yanıp kül olan Kerem’ler? Şimdinin bazı gençleri tersine psikopat. Kerem aşkı uğruna öldü. Bunlar ise aşkını öldürüyor. Kerem’in katil versiyonu yani.

Kerim Korkut 
 02.12.2010 19:16
Cevap :
maalesef....  03.12.2010 8:32
 

Ferhat’ın deldiği kayaları gözlerimle gördüm. Valla hiç kusura bakma Ferhat kardeş. Akıllıca bir davranış değil. Ben bunu değil bir Şirin, kamyon dolusu Şirin için bile yapmazdım. Umarım açtığın kanal şehre su verilmesinde işe yaramıştır. Mecnunu’da es geçmeyelim. Yıllar sonra Leyla’yı tanıyamamış. Çok normal. Bu kadar çile çektikten sonra adam babasını bile tanıyamaz. Tanrı aşkını ayrı bir yere koyalım. Sakallıyı kızdırmayalım. Hayali aşk gerçekten ilginç. Platonik aşk da deniyormuş. Sevgilini bir kez görmen yetiyor. Hatta olmayan, hayali sevgililere de aşık olunuyormuş. Neye yarar bu platonik? Bir şişe buz gibi tonik içseydik bari. Yüreğimiz soğurdu. Hiç olur mu böyle dağların arkasına bak, yan yan dur.

Kerim Korkut 
 02.12.2010 19:15
Cevap :
öyle yanabilmek de marifet ama :)  03.12.2010 8:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 403
Toplam yorum
: 2160
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1003
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Kendi halinde biriyim, ziraat mühendisiyim. Emekli oldum ve kendi işimi kurdum. İzmir'de yaşıyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster