Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '14

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
623
 

Dizüstü Edebiyatı ve Pucca

Dizüstü Edebiyatı ve Pucca
 

Pucca Günlükler


Yeraltı edebiyatından sonra şimdi de diz üstü edebiyatı diye bir şey türedi. Genellikle yeni nesil bloggerların başarılı girişimi olduğunu söylemek de mümkün. Popüler kültürün işlemekten çekindiği konuları cesaretle irdeleyen, çok satma kaygısı gütmeyen, toplumsal mesaj vermek gibi bir derdi olmayan hatta bazen edebiyat bunun neresinde diyeceğimiz türde kitaplar bunlar.

Ben de bu tür ile Pucca aracılığı ile tanışmış bulunmaktayım. Okuduğumda ne kazandım sorusunu sormak aklıma dahi gelmedi zira biliyorum ki bu kitabın amacı bana birşey kazandırmak değil. Hatta kazandırmak şöyle dursun belki biraz da bazı değerleri kaybettirmek. Ama şu da açık bir gerçek ki insan yalnız olmadığını, salt kendisinin öyle düşünmediğini, kendisi gibi hatta çok daha uç noktalarda başkalarının da dans ettiğini hissediyor ve her konuda olmasa da mutlaka ucundan kıyısından bir nokta yakalıyor kendine dair, kendine dahi itiraf etmekten çekindiği.

Bazen yaşanan aşk acılarına verilen tepkiler, bazen takıntı haline getirilen kilolar, bazen de iş yerinde gördüğünüz anda suratına kezzap fırlatıp geçip karşısına izlemek isteyecek kadar kin beslediğiniz çalışma arkadaşlar... Kimin hayatında yoktur ki. Vardır vardır. Biz itiraf edemiyor, biz ön plana çıkarmıyor, kendi çapımızda içimizde besliyoruzdur genellikle. İşte tüm bu içimize attığımız, yok saydığımız gerçeklerin abartılı adı Diz üstü Edebiyatı kısaca :)

Okuması keyifli, akıcı ve çok sıradan olmasına rağmen aslında çok da sıradışı.

Ben Pucca'yı sevdim. Bazen güldüm, çokca acıdım ve hatta psikolojik geribildirim yaparak asıl meselenin çocukluğu olduğu kanısına bile vardım.

Sevme sevilme ihtiyacı içinde, evlenme/evlenememe kaygısı taşıyan, yalnız kalmaktan korkan ve hayatını bir erkeğe adamadıkça kendini anlamsız hisseden her ne kadar kin dolu gibi görünse de kedi gibi bir Pucca vardı 1.kitapta. Yaptığı minik bir hata ve gurur yüzünden terk eden ancak çokca da terk edilen ve terk edilme sürecini sabırla günceye döken bir reel karakter. Kendisi gibi bir kızı olmaması için de yaşadılarının tam tersini yaşamış gibi günlüklere döken yani durumun vahametinin farkında Pucca. Okuyun seveceksiniz.

Biraz önce okumakta olduğum SHANTARAM a kısa bir mola verip kafa dağıtmak için başladım ikinci kitaba.

 

İlk kitabın adı: Küçük Aptalın Büyük Dünyası / Pucca Günlük ve kitap arkası şöyle:

 

“Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı.”

Sanal dünyanın merak edilen ünlüleri raflarda yerini alıyor. Dizüstü Edebiyat Dizisi başlıyor. İlk kitap çılgınlar gibi takip edilen, Türkiye’de en fazla izleyicisi olan kişisel blog’un yazarı Pucca. Herkes onu ve yazacağı kitabı merak ediyordu.

“Aynaya son kez baktım, ‘Kızım PuCCa, Allah kahretsin seni, çok harikasın lan sen!’ dedim.”

PuCCa çok ayıp!
PuCCa çok komik!
PuCCa âşık!
PuCCa beter bişi!

Ve sonunda, paparazziler peşinde koşmadığı halde her şeyi anlattı…

“PuCCa, aferin, iyi b*k yedin!” 

 

Ve ikinci kitap: Pucca Günlük Ve Geriye Kalan Şeyler

 

Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu. Kendine bestseller yazarların arasında sağlam bir yer edinen Pucca, maceralarına devam ediyor.

İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası", "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini aldı. Pucca, ünlü - ünsüz, onu okuyan herkesi kendisine hayran bıraktı. Yazdıklarını okuyan onunla birlikte öfkelendi, onunla birlikte ağladı, onun şapşallıklarına karnı ağrıyana kadar güldü.
Okurlar, aylarca hikayenin devamını bekledi, Pucca ise hep bir mutlu sonu...

Şimdi zamanı geldi, Pucca, merakla beklenen ikinci kitabı
"Pucca Günlük ve Geri Kalan Her Şey" le aramızda!

İlkinin aksine, Pucca ikinci kitapta neyi, kimi anlatıyor kimse bilmiyor. Sürprizlerle dolu geri kalanlarda, Pucca'nın eğlenceli, komik, bazen de hüzünlü anlatımıyla günlüğün devamını okuyoruz. Yazarımız, ikinci kitaptan sonra battaniyenin altından çıktı, farklı ve yepyeni bir dünyada yerini aldı.

Şimdi biz de hep birlikte battaniyelerimizin altından çıkıp onun yeni dünyasına giriyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1771
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster