Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
10482
 

Doğa örtüsünün değişimi

Doğa örtüsünün değişimi
 

Doğa, bitki ve hayvan türleriyle bir bütündür. Doğa örtüsünün değişimi edinildiğinde, öncelikle bu değişimin bitki ve hayvan türlerinin yok olması ile yakından bağlantılı olduğunu unutmamak gerekir.

Çünkü, en küçüğünden en büyüğüne kadar (likenlerden, ağaçlara) bir çok bitki türü ve besinini bu bitkilerden sağlayan hayvan türleri (mikroorganizmalardan, ot oburlara kadar) bulunmaktadır.Herhangi bir bitki türünün çeşitli nedenlerle yok olması, beraberinde , o bitki türüyle beslenen hayvan türünün de yavaş yavaş yok olmasına, bu da zamanla doğa örtüsünün değişimine neden olmaktadır.

Doğa örtüsünün değişimi, yapısı ve işlevi gereği çok geniş kapsamlı bir konudur. Doğa örtüsünün değişimi , temelde toprak değişiminden başka bir şey değildir. Bundan dolayı da toprağın verimsizleşmesine değinmek istiyorum.

Yeşil alanların (yani ormanların) bilinçsizce yok edilmesi- Orman yangınları, arazi açmak için ağaçların kesilmesi vb. – bir çok zarara neden olmaktadır. Bir kısmını şöyle sıralayabiliriz; ağaç kesimleri zamanla toprağın verimliliğinin azalmasına, su dengesinin bozulmasına, yüzeysel akışların fazlalaşmasına hatta nısbi ölçüde de olsa iklimin değişmesine neden olmaktadır-ki bu iklim değişlikliği günümüzde daha da belirgin bir duruma gelmiştir.-

Verimli topraklar, ormanlar, çoğunlukla karayolu, demiryolu gibi yolların yapımı için, tarım arazisi veya yerleşim alanı açmak için tahrip olurlar. Ormanların veya yeşil alanların bulunduğu bol yağış alan yerlerde, ormanların zamanla yok olması sonucunda toprak gücünü yitirmekte, suyun ancak bir kısmını kendi bünyesine çekebilmektedir. Dolayısıyla yüzeysel akışlar fazlalaşmakta bu da erozyon’a sebep olmaktadır. Toprağın sürüklenmesi sonucunda ise yüzeydeki verimli toprak kaybolmakta zamanla verimsiz hale gelmektedir. Toprak’ın kendini yenilemesi, verimli hale gelebilmesi ise çok uzun zaman almaktadır.

Yeşil alanların yok olduğu yerlerde zamanla iklim şartlarının da değiştiği dikkati çekmektedir.

Ayrıca, kentlerdeki yeşil alanların hava kirliliğine neden olan kükürt-di-oksit bitkiler tarafından tutulmaktadır. Bitkilerin havaya bol miktarda oksijen verdikleri de bilinen gerçektir.

Erozyonun sebep olduğu bir başka sorun ise; Baraj, gölet gibi su depolanan yerler, toprak sürüklenmesi sonucunda zamanla tortularla doldurarak, bu gibi yerlerin kullanım ömrünü yarı yarıya azaltmaktadır.

Yeşil alanlardan başka, sulak alanların önemine bu alanların yok olması ile ortaya çıkacak olan sorunlara da kısaca değinelim

Aşırı yağışlarda sulak alanlar fazla suyu tutarlar. Bitki örtüsünün ve sulak alanların tahrip olduğu yerlerde ise büyük sel felaketleri ve erozyonla karşılaşılmaktadır.

Bu tip bölgeler aynı zamanda kaynak görevi de görürler. Yer altı suları ise bir çok açıdan önem taşımaktadır.

Sulak bölgeler yüksek biyolojik etkinliklerinden dolayı nitrat ve fosfat kirlenmesini azaltır. Dolayısıyla ötrafikasyon(*) sorunu da önlenmiş olur. Ayrıca, organik atıklarda ayrışma hızı çok yüksek olduğundan sulak yerlerde zararsız hele getirilir.

Çeşitli yerlerden suya eklenen tortular sulak alanlarda birikir Bu alanların veya bölgelerin tahribi zamanla bu tip olumlu yönlerin ortadan kalkmasına neden olur.

Bütün bunların dışında ; gerek sanayi tesislerinin, gerek ise madenlerin çıkartılması sırasında, dışarıya bırakılan çeşitli atıklar suyu olduğu kadar toprağı da olumsuz yönde etkilemektedir. Çevreye bırakılan bu artıklar zamanla toprağın veriminin kaybolmasına ve kullanılmaz duruma gelmesine neden olmaktadır.

Uzun yıllar boyunca insanın doğayı tükenmez bir hammadde kaynağı olarak görmesi ve bilinçsizce kullanması, bizim bu sorunlarla karşılaşmamıza sebep olmuştur. Bu bilinçsizce kullanım doğanın kendini yenileme özelliğinin de azalmasına da neden olmuştur.

Bir canlının hayatı doğumla başlayıp ölümle biter, doğayı da bir canlı gibi düşünmeliyiz. Çevreyi kirletmeye devam ettiğimiz sürece, çevreyi kullanılamaz hale getirmekle kalmayıp kendi ölüm fermanımızı da yazmış olacağız.

(*) Ötrafikasyon: Bir ekosistemin tamamında veya ekosistemin belirli kısımlarında besin maddelerinin artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terimdir. Bir ekosistemde besin maddeleri verimini ve fotosentez ürünlerini arttırma hususunda etkili olan tüm süreçlerin toplu ifadesidir. Önrekler: Deterjanlı sularla göllerde fosfatın artması ve buna bağlı olarak su bitkilerinin biyolojik kitlesinin artması, gübreleme ile toprağın besin elementlerince zenginleşmesi ve dolayısıyla bitkisel ürünlerin artması gibi. ( Eutrophierung/eutrophication ) (Kaynak:Tema Kütüphanesi)

http://nukleer.greenpeace.org/

http://www.greenpeace.org//melikedemirag

(Fotoğraf:http://www.pusula.tv)

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster