Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
841
 

Doğacak çocuklar, sahipsiz bırakılmasın!

Doğacak çocuklar, sahipsiz bırakılmasın!
 

Efendim, ilk çocuğumuzun doğum süreci içindeki günlerde ve daha sonrakinde de olduğu gibi rutin kontroller için doğum doktorumuzun özel muayenesine veya çalıştığı hastaneye muayeneye giderdik. Sonrasında hastane girişinde satılan tazecik çıtır çıtır mis gibi kokan simitlerden alır, yanında gazoz ile sahilde martıların o anlamsız kıskançlıkları ve çığlıklarına aldırış etmeden afiyetle yerdik.

Eşimin doğumda (3.600 gr) sağlıklı bir kız çocuğu doğurduğunu bana ilk söyleyen tabii ki, o an yanında olan kayınvalidem olmuştu. O ana kadar ultrason da cinsiyeti belli olmayan bebeğimizin erkek olacağı yönündeki beklentim doğrultusunda... Kayınvalidemin yüzündeki ifadeyi hiç unutmam. Ağzımdan ilk anda şaşkınlık ifadesi olarak “yaa” çıkmıştı.

Ben kimim ki Allahın takdiriilâhî karşısında hesap soracağım? Bugüne kadar bütün istediklerimizi bize verip vermemek onun takdiriilâhî değil mi? Hızır Aleyhisselâm ve Hz. Musa peygamber de olduğu gibi! Görünenlerin altındaki gerçekler, aslında göründüğünden çok farklı gelişmekte...

Bizim hayat kavgamız ayağımızı eşikten dışarıya attığımız andan itibaren başlıyor. Trafikte: yol verdindi, vermedindi tartışmaları, iş yerinde: Geç kaldın, olmamış tartışmaları. Alışverişte: “Buyurun yardımcı olalım” Muhabbetleri; en çokta buna sinir oluyorum. Sanki biz ne alacağımızı bilemeyecek kadar aptalız ya! İlla da yardımcı olacak. Çok istiyorsan alacaklarımızın parasını ödeyiver iyilik meleği! Haksızmıyım arkadaşlar?


Bizler elimizde olmayan olayların gelişimi karşısında boynumuzu bükebiliriz ama klavyenin tuşlarına basarak bizi rahatsız eden olaylara karşı da pekâlâ savunmamızı yapabiliriz.

Asıl amacımızın ne olduğu konusunda bir fikir sahibi olabilsek, sıkıntılarımızı da kaynağında çözeceğiz demektir.


Hastane önünde beklerken arada üzücü olaylara da şahit olmuştum; düşük yapanlar, sakat doğumlar vs gibi. Bu Anneleri teselli eden en yakınlarından başkaları değildi. Genel olarak baktığımızda ise büyük çoğunluk sağlıklı çocuklar doğurduğu için mutluydu.


Ben, milliyet bloğu her gün doğuran ana kraliçe gibi görüyorum. Her gün yaklaşık iki yüz doğum yapan ana kraliçenin içinde, elbet kolu bacağı sakat doğumlar olacaktır. Ölüm olmadığı sürece bu tür rahatsızlıklara çok şükür “Tıp” yardımcı olmaktadır.


Milliyet blog içine girdiğimde biraz kör, biraz da topallıyordum! Bugün çok şükür ayaklarım üzerinde hiç aksamadan durabiliyor, “Tüfekçi” makarasındaki dikiş ipini gözlüksüz iğneye takacak kadar görebiliyorum. Bunu bütün samimiyetimle... Buradaki arkadaşların fısıltılarına ve yazdıklarına borçluyum. Burası hayal gücümüzü allayıp pullayıp, seyircilerin beğenisine sunduğumuz tiyatro sahnesi gibi! Hepimiz farklı kişiliklerle bir oyunun parçaları gibiyiz. Oyun bittiğinde, alkışlamaktan başka, oyuncuya verilebilecek daha büyük bir ödül varmıdır?


Merakla beklerken yediklerimiz de, en az çıtır çıtır tazecik kokan simit ve yanında milyon baloncuklar yapan bir gazoz lezzetini ve tadını aratmamalı. Sonunda gerçekleşen doğum; beklentilerimize cevap vermeli. Vermeli ki sıkıntılarımızın da bir anlamı olmalı.


Zira doğan her çocuğa sahip çıkılmıyor ülkemizde... Nerdeyse her çalı diplerinde veya harabeler içinde mantar gibi türeyen sahipsiz çocuklar var. Bunların peyda edildiği yerler, genellikle gayri meşru yerler olduğu için çoğunluk ila ortalıkta başıboş dolaşan bu çocuklar bizim insanlık ayıbımız olarak boy göstermektedir.

Tabii ki bunun suçluları birinci dereceden bu eylemi gerçekleştirenlerdir... Ama sıkıntısı bütün insanlara acı veriyor.

Tam bu aşamada bizim ana kraliçenin de zırt pırt çalı dibi ürünlerini zaman zaman görmekteyiz! Yalnız bir fark var diğerini ortaya salan belli değil iken, buradakinin sahibi belli, yani ürettiklerimizi gözden geçirmeli ve tekrar güncelleyip düzeltmeliyiz. Arkasında duramayacağımız veya cevap veremeyeceğimiz yorumlara açık kapı bırakıyorsa, bu yazımızı ortalık yerde "Saldım çayıra, Mevlâm kayıra" diyerek kendi halinde bırakamayız. İşi aptallığa, sağırlığa veya deliliğe getirmenin hiçbir anlamı ve izahı yoktur.


Koca koca insanlarız hepimiz HAKKIMDA sayfasına yazdıklarımıza uygun davranıp davranmadığımızı bir kez daha gözden geçirelim. Önümüzde iki seçenek var: ya kendimizi değiştirecek veya "Hakkımda" ki yazımızı değiştireceğiz. Kendisiyle çelişen insanların bize söyleyeceklerine ne kadar inanabiliriz ki?


Kendini ifade ettiği kelimeleri ile çizgisini değiştirmeden yazılar yazan sevgili dostlarımı tenzih ediyorum. Onlara söyleyecek sözüm yok tabi... Meselenin özü samimi olmak veya olmamak ile ilgili.


Kısacası ortalık sahipsiz çocuklar gibi sahip çıkılmayan bloglar ile dolup taşmamalı üç yanlış bir doğruyu götürür! Dikkat etmek lazım bu yaştan sonra sınıfta kalmak zor gelir insana...

Ben sizi üzdüysem “ÖZÜR DİLERİM” “özür dilerim” “özür dilerim” ama ya üzülen ben olmuş isem? (veya üzülen biz olmuş isek)...

Milliyet bloğu seviyorum ama burası her aklına gelinilenin söyleneceği yer olmamalı, mamafih söz konusu insanlarla bu durumdayken kaza ile bile olsa yüz yüze gelmek istemem! Genel olarak istisnalar hariç hepinizi özlüyorum bloğa uğramadan yattığım zaman üşüyorum... Çoğunuzun içten samimi yazılarınızı kendime yorgan yapıp mışıl mışıl uyuyorum... Saygılarımla.

Resim: www. cocuklariçin.net

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

galiba ben bloğu sahipsiz bırakanlardanım....tembelim bu konuda...

emeklidede 
 15.08.2007 16:04
Cevap :
Biraz öyle görünüyor dede; Yenge de olmasa seni zor göreceğiz. Kahveye gitmekten madem kopamıyorsun en azından sigara içilmeyen bölümde takıl! Bu arada senin tecrübelerinden faydalanmak isteriz. Yazıların çok güzel, devam devam durmak yok. "Rambo dedem" Benim! Selamlar ve saygılar Uğradığına çok sevindim.  15.08.2007 20:09
 

Merhaba Milleyet Blogda herkes özgürce dağarcığındakileri yazabilmelidir. Ancak başkalarının özgürlük sınırını ihlal etmemek koşulu ile. Yaşasın özgürlük, Yaşasın Milleyet Blog.

Yapukay 
 13.08.2007 9:35
Cevap :
Çok doğru sayın yapukay; benim bu yazıyı yazmamdaki gaye: ortalık yerde dolaşan bir yazının, yazarının "Hakkımda" sayfasında kendini tanıtısı ile yazdıklarını nasıl bağdaştırabiliyor olduğu idi. Kendisine yazdığım yorumu yayınlamamasından kaynaklanan bir sorun var. Şayet yazısında kendi fikrinde olmayanları itham etmeseydi açıkçası ne yazdığı hiç de umurumda değildi doğrusu. Bu arada yazdığım yorumun editörlere takılma ihtimali hiç yok. Çünkü kötü bir şey yazmadım ona bir soru sordum haklı olarak. Zira arkadaşımız yazdığım yorumdaki bir kelimenin anlamını içeren bir blog yazarak, gönderdiğim yorumdaki vurguları aklı sıra alaya alarak kabahatini hafifletmeye çalışmış! Herkesin her konuyu işlemeye hakkı vardır ama birilerini çimdikliyorsa nedenini açıklamak zorundadır öyle değilmi? Ben kendisine mesajımı verdiğime inanıyorum benim için olay bu aşamada bitmiştir bu vesile ile sizi tanıdığıma sevindim. Değerli katkılarınızı her zaman beklerim... Selâmlar...  13.08.2007 15:26
 

İnsanın olduğu yerde her şey oluyor işte. Ben bu gözle bakıyorum bloğa. Tıpkı gerçek yaşamlarımızda olduğu gibi. Yorganınız hiç üşütmesin sizi...

Ayrıntıda gezinmek 
 12.08.2007 17:12
Cevap :
Sevgili Ayrıntıda gezinmek; hani şu İstanbul, Ankara, İzmir toplantılarını düzenleyen arkadaşlar, olaya duygusal yaklaştıkları için ben de buradaki olaya öyle yaklaşıyorum. Bu tür sosyallikler olmasa... zira bende rahatlıkla sıradan kabul edebilirim bu tür davranışları. Burada birçok insan adını, adresini, unvanını ortaya koyuyorsa bu samimiyet ve dürüstlükten ileri geliyor. Öyle arkadaşlar var ki tıklanma olayına fazla takmışlar, hadi ben bu niyetle yazılan yazılardan geçtim... Bari kendinle çelişki yaşamasınlar diyorum çok sırıtıyor. Öte yandan siz ve sizin gibi birçok dost ve arkadaşların güzel yazıları devam ettiği sürece, üşümeyeceğime emin olabilirsin! Efendim; kaleminizin güzellikleri yansıtmaya devam etmesi dileğiyle çok teşekkür ederim... Sevgi ve saygılarımla  13.08.2007 3:45
 

Bölümünü birisine kızdığım için değiştirmiştim. Hemen burada yazan değerli bir büyüğüm "kendinle çelişiyorsun" diyerek uyarmıştı. Başkaları çok dikkatli inceliyor. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 12.08.2007 15:44
Cevap :
Sevgili Harun sizin (Hakkımda) kısmında yazdıklarınız ila normal yazdıklarınızda benim dikkatimi çeken bir şey olmadığı için çelişki yaşadığınız yeri fark etmedim. Değerli büyüğümüzün fark etmesi ve uyarması iyi olmuş. Sizin güzel yazılarınızda bilerek maksadını kasıtlı olarak aşan yerler olsa bile, benden fazla sizi rahatsız edeceğinden adım gibi eminim. Sizin mizacınız buna uygun değil. “Bir süredir yoktunuz ve kendinizi özlettiniz.” Size de selam ve sevgilerimi gönderiyorum...  13.08.2007 3:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 438
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 816
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster