Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '06

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
1074
 

Doğal hayatı yok etmek için yarışıyoruz!

Doğal hayatı yok etmek için yarışıyoruz!
 

Tabiat dediğimiz oluşum, insanoğlundan çok daha önce meydana geldi. Tanrı, tabiatı dünya denilen bu gezegene bahşetti. İnsanoğlu doğada varoldu. Doğa ile birlikte gelişti, güzelleşti. Sonra ihtiyaçlarını fark edince bunları da yine doğadan karşıladı. Her şeyini doğa da buldu, yiyeceğini, içeceğini, yakacağını, hemcinslerini.. Bitkileri fark etti, hayvanları fark etti, dereleri, denizleri fark etti, sonra onlardan faydalanmayı öğrendi. Doğayı keşfedince, kendini geliştirdi. İlk insan, homo sapiens’ten buyana insanoğlu doğayı kendi amaçları için kullandı. Ama geçen yüzyıllardan bugüne artık tabiat ana olmuş ve insanı sürekli beslemekte, sürekli doyurmaktadır. Doğa’nın tüm doğurganlığı ve tüm bonkörlüğü insanoğlu’na yetmemiş, hep daha fazlasını istemiş ama onun kendisine hep verici olmasının karşılığını, hem insanoğlunun nankörlüğü ile karşılaşmış.

Bugün dünyamızın geldiği nokta bellidir. Bitki ve hayvan türleri hızla yok olmaya devam etmekte, dünya küresel bir ısınma ile karşı karşıya bulunmakta ve hissetmekle kalmamakta, en derinden bunu yaşamaktadır. Kutuplarda her gün buzullar erimeye devam etmekte. Erimenin hızını anlatmak için, ‘ kutuplarda Kıbrıs büyüklüğünde kopmalar oluyor’ gibi bir ifade bile kullanıldı. Daha önceki blog yazılarımda belirttiğim gibi, kutuplarda yaşayan hayvan popülasyonunda ciddi azalma olduğu, kalanlarında küresel ısınmanın etkisiyle kış uykusuna yatmadıkları ve çiftleşmedikleri bunun da türlerinin devamı açısından tehlike yarattığını yazmıştım. Türlerinin kaybolmasına en büyük darbeyi de insanoğlu vurmuştur. Onları sürekli avlayarak, hatta katlederek.

Bugün bu yazıyı yazmamda birkaç haber neden oldu. Bir tanesi, doğal hayatı koruma derneği’nin (WWF) açıklamalarına rastladım bir web sitesinde. Diyor ki, "İnsanoğlu doğal kaynakları hızla tüketiyor. Avrupa ve Amerika doğal kaynakları tüketen en büyük bölgeler. Ve önlem alınmaz ise, önümüzdeki 50 yıllık zaman diliminde bu kaynaklar kalmayacak !.." Ne kadar vahim bir durum değil mi ? Ve bu vahimliğe neden olan, olmasında faktör olan dünyalılar, Amerika ve Avrupa’da yaşıyor. Yani buralı insanlar. Ve bu insanlar, gerek bireysel olarak, gerekse yönettikleri şirketleri de bu yok olma sürecine alet etmeye devam ederken, bu felakete dur demek için çaba sarf etmiyorlar. Her ülke ve o ülkede yaşayanlar, doğal hayatı mahvetmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Canımı sıkan bir diğer haber ise, uzakdoğudan. Japonlar, dünyanın en büyük mürekkep balığını fotoğraflamayı başarmış. Ne güzel bir haber değil mi ? Dünyanın en büyük mürekkep balığı yıllardır anlatılırdı, bu bir efsane haline bile geldi, birçok filme konu oldu. Hatta filmlerde maket halini gördük ama canlısını ise hiç görmemiştik. Böyle bir yaratığın yaşayıp, yaşamadığı bile belli değildi. Gördüklerimiz ise, efsanede anlatılanlardakinin onda biri bile değildi. Zira efsaneleşmiş anlatımlarda, bu yaratığın onlarca metre ve tonlarca ağırlıkta olduğu bilgisi geçiyordu. Ama henüz kimse bunu ispatlayamamıştı. Taki birkaç gün öncesine kadar. Meğer böyle bir yaratık yaşıyormuş. Yanda resmini de görüyorsunuz. Her şeye burunlarını sokan Japonlar derin ve karanlık okyanuslarda yakalanan ve henüz bebek olan bu dev mürekkep balığının boyu 3,5 metre, ağırlığının ise 50 kilo civarında olduğu yazıyordu haberde. Dünyaya "bakın efsane değilmiş, biz fotoğraflamayı, hatta yakalamayı başardık" diyebilmek için çaba sarf eden Japon insancıkları, maalesef ki, bu yaratığı öldürüyorlar. Canlısını elde edemeyen Japon insancıklar, bunu incelemek üzere, bilimin yararına sunulmuşlar. Daha bebekken boyu 3,5 metre, ağırlığı 50 kilo ise, bu yaratığın yetişkin hale geldiğinde ne devasa bir hal alacağını kestirebiliyor musunuz? Korku filmi gibi ama ben korkudan ziyade, ekseriyetle ilgileniyorum. Çünkü bu yaratık türünün son örneklerinden. Belki de sondu.. Yazık oldu.

Kendi elimizle doğayı katlediyoruz. Sonra da karşısına geçip fotoğraf çektiriyoruz. Ne için? Doğayı nasıl katlettiğimizi, gelecek kuşaklara (tabiki gelebilirlerse) ispatlamak için mi? Unutmayalım! Doğa yoksa insan da yok! Hatta başka dünya da yok!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2478
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster