Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '20

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
81
 

Doğayı Değiştirmek

   

İnsanevlâdı, oldum olası doğayı değiştirmiş, hâlâ da devam ediyor. Daha doğrusu varlığını, geçmişini ve geleceğini bu işleme borçlu... Aslında bütün canlılar yapıyor bunu, ama insanınki biraz daha farklı.

Milyonlarca yıl, diğer canlılarla üç aşağı beş yukarı benzer biçimlerde yaşamış olan insanevlâdı, ilk kez on bin yıl öncesinde toprağı işlemiş, oradan aldığı ürünlerle hayatına daha değişik bir yön vermiş. (doğayı değiştirme’nin ikinci büyük örneği.)

İnsan dışında bir canlının becerebildiği ve/veya becerebileceği şey değildi bu. O yüzden TARIM DEVRİMİ denilmiş adına. Avcı-toplayıcı olmaktan çıkıp toprağa bağımlı olmak!

[Derken, yalnızca toprağı ekip biçmeyi değil, aynı zamanda (hatta ilkin) kimi hayvanları evcilleştirerek onların etinden, sütünden, derisinden vb. yararlanmanın, kimi ağaçları aşılayıp budayarak daha verimli olabilmesinin sağlanmasını da kastediyorum.]

Bu olay, pek çok şeyin gelişimini beraberinde getirmiş. İnsanların kalabalık topluluklar hâlinde bir arada yaşamalarını gerektirmiş. Daha büyük ve daha sağlam evler yapmışlar. Doğayı değiştirme’nin bir örneği de bu olmuş.

Bin yıllar boyunca, ısınma ve yemek pişirme gibi işlerdeki enerji gereksinmesini ağaçlardan elde ettiği odunla karşılamış insanevlâdı. Kömürün, elektriğin, petrolün, doğal gazın falan yaşı ne ki? Aslında hepsinin de elde edilmesi doğayı değiştirme’nin örnekleridir.

[Elektrik deyince... Yıllar önce Facebook’ta bir görsel gönderi olarak rastlamıştım. Birkaç değişik sürümü daha yapılmış. 6 aydır bloglarımıza resim ekleyemediğimiz için o görseli sözle anlatmaya çalışacağım:

Google, Facebook, İnternet ve Elektrik sohbet etmektedir. Google der ki: “Ben, her şeyi hemen bulurum.” Facebook: “Ben, herkesi tanıyorum.” İnternet: “Ben olmasam, bir hiçsiniz.” Sıra Elektriğe geldiğinde espri patlar: “Güldürmeyin lan beni!

Bugün, istisnasız herkes için hayatî önemi olan elektriğin üretim kaynakları:

  • Hidro Kaynaklar: Barajlı nehir tipi.
  • Termik Kaynaklar: Doğal gaz, taş kömürü, linyit, nafta, asfaltit, LNG, fuel-oil, motorin.
  • Nükleer enerji.
  • Yenilenebilir Kaynaklar: Rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, hidrojen, dalga, hidroelektrik, vb.

Görüldüğü gibi, büyük ölçüde doğal, doğayı değiştirmek'le elde edilmesi olası kaynaklar, bunlar.] 

Devam...

Giderek daha da artmış, yukarıda sözünü ettiğim kalabalıklar. Tarım Devrimi’nden çok önceleri, balık tutmayı keşfeden ataları, nehir boylarını izleyerek dünyanın dört bir tarafına dağılmaya başlamışlarmış. Kalabalıkların aşırı olanları, onların izinden göç ederek yeni yerleşim birimleri oluşturmuşlar. Bu yerleşim birimlerini birbirlerine, yollar ve köprüler aracılığıyla bağlamak gerekmiş. Doğayı değiştirme’nin bir başka örneği de bu olmuş.

Bu örnekler, say say bitmez... Hepsi de doğayı değiştirmekle oluyor.

***

Büyük Ozan Âşık Veysel, “Kara Toprak”taki 4 dörtlüğüyle dediklerimin bir bölümünü özetlemiş:

“...

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi

Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi

Kazma ile dövmeyince kıt verdi

Benim sâdık yârim kara topraktır

 

Âdemden bu deme neslim getirdi

Bana türlü türlü meyva yetirdi

Her gün beni tepesinde götürdü

Benim sâdık yârim kara topraktır

 

Karnın yardım kazma ile, bel ile

Yüzün yırttım tırnak ile, el ile

Yine beni karşıladı gül ile

Benim sâdık yârim kara topraktır

 

İşkence yaptıkça bana gülerdi

Bunda yalan yoktur, herkesler gördü

Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi

Benim sâdık yârim kara topraktır.

...”

 “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.” diye bilindik bir söz var. Onun Veyselcesi olduğunu düşünüyorum, buradaki bazı sözlerin.

Son söz:

Doğayı değiştirme’nin planlı, programlı yapılması ve doğadan alınanın yerine eşdeğerinin konulması şarttır! Bunlar olmadığı sürece yapılanlar, doğayı yağmaya girer. Yağmacılara karşı “doğama dokunma!” der kimileri ve hır çıkar... Ya da “Şuradakiküçük mutlu bir ağacı” sadece ve sadece Ressam Bob Ross’un tablolarında görürüz. Veya doğa, kendi işini kendisi görür ve insanların başına türlü dertler açar. Demedi demeyin. Tarihte çok görülmüş örnekleri.

Emine Yücel, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan denen büyük yağmacı,doğayı değiştirmekle kalmadı,ihtiyacından fazlasını tüketti.Tüketse hadi neyse,tüketemedi,büyük bir kısmını atıyor her gün.Tonlarca yemek artığı,fazla giysiler,bozulmadan ya da tamir etmeyi denemeden attıkları elektronik eşyalar,kullanılabilir olduğu halde değiştirilen mobilyalar,atmosferin içine eden koca koca cipler.Sanki safariye çıkıyor mübarekler.Tam bir tüketim çılgınlığı var.Muhtaç olduğumuz doğayı,her gün,hızlı bir şekilde kirletiyoruz.Bir gün bize küsecek diye korkuyorum.Bu arada,büyük ozan Aşık Veysel'i yad ettiğiniz için teşekkürler.Bilir misiniz?Vakti zamanında,entel-dantel tipler,bu şiiri yerden yere vururlardı.Onlara göre basitti çünkü.Gönül gözüyle bakmayınca,bu şiiri anlamaya zeka yetmez.Saygılar,selamlar efendim...

fisun gökduman kökcü 
 15.08.2020 6:33
Cevap :
Yukarıdaki yazımın sonunu, "Veya doğa, kendi işini kendisi görür ve insanların başına türlü dertler açar." diye bağlamıştım. Belki şu "corona" namlı süperbela da bu "türlü dertler"in bir örneğidir, ne dersiniz? Âşık Veysel'in o türküsüyle büyüdüm ben. Yemişim entelini de dantelini de... Teşekkürler ve saygılar benden.  17.08.2020 23:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster