Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
2527
 

Doğayı nasıl katlediyoruz?

Doğayı nasıl katlediyoruz?
 

www.dunyabulteni.net/images/caricature/345.jpg


Para kazanmakla doğanın katledilmesi doğru orantılıdır. Para kazanma hırsı ne kadar çok olursa, ekolojik çöküntü de o kadar fazla olur. İşte son haber. Uğruna savaşların olduğu petrol çıkarma çabaları. Kara bitti, artık denizde petrol çıkarılıyor. Neden? Daha çok kazanmak için....

Şu günlerde Meksika körfezinde İngiliz şirketi BP nin petrol platformunda denize sızan petrolün Gulf stream akıntısı ile Atlantik okyanusuna karışma riski var. Çevreciler ve uzmanlar bölgedeki kirliliğin, aralarında yunuslar, kuşlar, kaşalotlar, deniz kaplumbağaları, istiridyelerin de olduğu 10 dan fazla hayvan türünü tehdit ettiğini belirttiler. Uzmanlar sayıları 30-40 ı aşmayan büyük burunlu yunusların neslinin ortadan kalkacağını belirtiyorlar. Günde 160 bin litre petrolün denize karıştığı bir ortamda deniz canlıları ne yapabilir ki?

Çevre kirliliği, ve doğayı katletmek konusunda ülkemizde halkımız gerekli çabayı gösteriyor ne yazık ki! Eskiden bir tarım ülkesi olan yurdumuzda halk tarla açmak için ormanları yakarken, şimdi lüks villalar yapılmak üzere ormanlar katlediliyor. Sadece lüks villalar mı? Onlar siyasilerle sermaye gurubu işbirliğiyle yapılıyor. Bunun dışında yapılan gecekondular konusunda yetkililer gerekli önlemi alıyorlar mı acaba?

İstanbul'da Sultanbeyli adında bir semt vardır. Daha önce ormanlık kenarında bir köy olan bu arazi yanından TEM otoyolunun geçmesinden sonra yarım kalan inşaatlarla doldu. Bunun da nedeni tapusuz olarak, muhtar el senetleriyle alınan arazilere başkaları sahip çıkmasın diye inşaatlar kondurulmasıydı. Ancak Orman idaresi buraya tahdit koymuştu. Semtin ormanın içine girmemesi gerekiyordu. Bir gün bir iş için Sultanbeyli'ye gittim. Orman idaresinin çektiği dikenli tellerin içinde bir inşaat yükseliyordu. Oradaki yerli halka bu inşaat da neyin nesi? diye sorduğumda bunun cami inşaatı olduğunu söylediler. Yani ormanın içine önce camii yapmışlardı. Bir kaç yıl sonra gittiğimde ise o cami ortalarda bir yerlerde kalmıştı. Şimdi o ormanlık arazi bir beton yığını olmuş.

Eskiden Boğaz'da vapurla giderken yeşil yeşil tepeler göze çarpardı. Son zamanlarda, bir salgın hastalık gibi tepelere doğru yükselen beton yığınları o son yeşillikleri de yok etmek üzere. Kulakların çınlasın Bedreddin Dalan.

Bizim çocukluğumuzda Kumkapı kaldırımlarına serilmiş uskumrular çiroz yapılmak üzere kurutulurdu. Bu balıklar o kadar çoktu ki, insanlar kaldırımlardan yürüyemezlerdi. Şimdiki durum ise içler acısı. Geçmiş yıllarda Beşiktaş Belediyesinin açmış olduğu bir müze var. Bu müzede İstanbul Boğazında kirlilik yüzünden nesli tükenmiş balıkların fotoğrafları sergileniyor. Şimdiki nesil bizim yediğimiz balıkların ancak fotoğraflarını görüyor. Böyle giderse ilerki yıllarda istavriti bile fotoğraflarda göreceğiz.

Deniz kirliliğinin en büyük nedenlerinden biri de, bilhassa yabancı gemilerin zehirli atıklarını bizim denizlerimize boşaltmaları. Yazın Marmara denizinde yüzerken, bir anda dalga halinde gelen sintine denilen gemi yağ atıklarına her zaman rastlamak mümkün. Bu konuda gerekli denetimin olduğunu sanmıyorum.Ancak tesadüfen yakalanan gemilere de çok da caydırıcı olmayan para cezaları kesiliyor.

Ağaçların bilinçsizce kesilmesi heyelanlara ve sel baskınlarına yol açıyor. Ama kimin umurunda, önemli olan para kazanmak değil mi? Ev yapacak bir arsa bulalım da isterse dere yatağında olsun düşüncesiyle o bölgeye yerleşenler, ve buna göz yumanlar, sel baskınlarında ilk önce feryat edenler arasında oluyorlar.

Kişisel menfaat uğruna doğayı katledenler, ilerde bunun acısını yine insanlığın çekeceğini hiç bir zaman unutmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğa eninde sonunda intikamını alır. Onu kızdırmayalım değil mi? Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 30.05.2010 5:21
Cevap :
Teşekkürler Aynur hanım. Gerçekten öyle. Doğanın intikamının geçmişte çok örneklerini gördük ama hala akıllanamadık. Saygı ve selamlarımla.  30.05.2010 18:39
 

Geçen bir dostum aynen şunu söyledi: "Doğa onca eziyetimize rağmen bir derviş sabrıyla bekliyor". Fakat bildiğim odur ki; doğanın da sabrı taşmak üzere artık. İnsanoğlu kendi bindiği dalı kesiyor; koptu kopacak! Kaleminize sağlık, ellerinize sağlık değerli Erol Bey. Doğa için yazdığınız bu yazı beni derecesiz memnun etti. Gönül dolusu teşekkürlerimle her daim.

Emine Supçin 
 26.05.2010 11:57
Cevap :
Dostunuz doğru söylemiş. İşte o sabır taşarsa vay halimize! İnsanlar o zaman ne kadar aciz olduklarını anlarlar. Böyle bir konuya öncülük ettiğiniz için ben teşekkür ederim. Saygı ve selamlarımla. Esen kalın.  26.05.2010 12:57
 

Aşırı bencillik ve kişisel hırs ile Ülkemize yazık ediliyor. Demokrasi "sonsuz hürriyet" gibi düşünülüp, yanlış algılanıyor, menfaate dönüştürülüyor. Resmi kontrol mekanizmalarının çalışmadığı, otorite boşluğunun olduğu, yaptırımlarının yetersiz kaldığı da gözlemlerimiz arasında...Ekolojik dengenin korunması hususunda resmi birimlerde, tatminkar bir çalışma yok, varsa da kamuoyuna yansımıyor. Mücadele yönteminden uzaklaşıp, vahşi bir yol olan "itlaf" yöntemi seçiliyor. Kanunlarımız da, yönetimimiz de, ortaçağ mantığıyla...Dertliyiz aslında...Oy hesapları birinci sırayı aldıkça, iyi niyetli bir beklentiye girmek saflık olur. Selam ve saygıyla...

Yurdagül Alkan 
 25.05.2010 15:12
Cevap :
İnsanlar olmayacak yerlere bina konduruyorlar. Zamanında buna göz yuman belediye yetkilileri daha sonra tapusu bile olmayan bu yerlere hizmet götürmeye başlıyorlar. Tabii bütün bunlar oy uğruna yapılıyor. Benim örneğini verdiğim Sultanbeyli semti de aynen öyle oldu. Oraya bir gecekondu kuran, yanına köyünden akrabalarını getirdi, onlar da bir gecekondu kurdular ve çapraşık yapılar ortaya çıktı. Tabii bu arada ormanlar da yağmalandı. Hatta heyelan bölgelerine kurulan evler yok mu? Bir yağmurda toprak altında kaldıktan sonra ağıtlar yakılıyor. Valla, Yurdagül hanım söylenecek o kadar çok şey var ki!. İnşallah düzelir diyoruz. Saygı ve selamlarımla.  25.05.2010 17:14
 

10 sene önce TEM Kartal gişesinden çıkıp, E5 katılımına yol alırken, sağlı sollu hep ormandı. Şimdi içler acısı bir durumda. Sevgiler..

Ata Kemal Şahin 
 25.05.2010 7:17
Cevap :
Rantçılar ikinci çevre yolunu bitirdiler, şimdi üçüncü köprünün güzergahını kolluyorlar. İlk fırsatta oraya da el atarlar. Bizdeki siyasi irade bu kadar duyarsız olduktan sonra o ormanlık alanı da beton yığınına çevrirler. Bu tip olaylara göz yumanlar da mutlaka paylarını bir şekilde alıyorlardır. Sevgiler....  25.05.2010 11:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3289
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster