Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
451
 

Doğdum...büyüyorum...

Doğdum...büyüyorum...
 

Önceden küçücük bir tırtıldım... Gözlerimi açtığımda yeşili gördüm. Sadece yeşili...

Büyüymeye başladım, öğrendiklerim yetmemeye başladı. Hayatımdaki en önemli noktası olan değişimin yani " KELEBEK OLMANIN" ilk adımını attım: Kendi kozamı örmek... İlk denemelerim başarısızlıkla sonuçlandı. İlkinde sıkıştım o kozanın içinde nefes alamaz oldum. Ama her zaman ellerimden tutup beni kurtardılar. En son denemem de nihayet kendime uygun kozayı ördüm. Onun içine hapsettim kendimi... Evet, böyle daha mutluydum, kendimle konuşuyordum. Sadece özgürleşip uçmayı düşlüyordum. Kanat çırpacağım günü, uzaklara gidip yeni yerler keşfetmeyi başaracağım günü, hayal ediyordum. Bunlar bana daha fazla mutluluk ve haz veriyordu.

Bir gün geldi, artık kozamın içine sığamaz olmuştum. Tırtıl olmaktan çıkmıştım, bunu vücudumda, kalbimin derinliklerinde hissedebiliyordum. Kanatlarım vardı, rengarenk kanatlar... Sonunda hazırdım. Yeni bir hayat bana uzaktan el sallamaya ve gülümsemeye başlamıştı bile...

Önce kafamı çıkardım kozamdan her şey bıraktığım gibiydi. Yemyeşil, sonu belli olmayan bir yeşildi bu... Başlıyordu her şey... Artık tırtıl değildim, hayat bana yepyeni, çok farklı bir penceresinden manzarayı seyrettiriyordu. Sonunda hazırdım uçmaya. Önce koştum hızla, kanatlarımı çırpmaya başladım korkuyla... Uçuşum çok kısa sürdü kendimi yerde buldum. Çevreme baktım, destekçilerim yoktu, elimden tutup kimse beni kaldırmadı. Fark etmeye başladım ki büyüyordum... Yılmadım, bütün inancımla kanat çırptım gökyüzüne doğru. Ve, evet uçuyordum artık...

Başarmıştım, artık özgürdüm... Uçtum sadece, ömrümün kısa olduğunu bilmeme rağmen uçtum... Rengarenk kanatlarımla yeni yerler keşfetmeye hazırdım. Artık büyüyordum, her ne kadar tırtıl olmaya özlesem bile bunu yaşamam gerekirdi. Evet, artık özgür, güçlü ve heyecanlı bir kelebektim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dediğin gibi, kelebek ömrü enkısa olan canlıdır. Üreten bir yaratık olarak neden Martı olmayı denemiyorsun. Amerikalı bir havacı generalin, bir hikayesini okumuştum. Uçmak, yükseklere çıkmak, yükseğe, daha yükseğe çıkmak, özgürlüğü yüksekte aramak tutkunu, yavru bir martıyı anlatıyordu. Hayran olmuştum o martıya. Bende, en özgür canlının uçan varlıklar olduğunu düşünürüm. Sana uzun ömürlü, uzun soluklu, özgür bir martı yaşamı diliyorum. Saygılarımla Nihat Öner

Nihat Öner 
 19.01.2010 14:06
Cevap :
Artık diğer bir yazımda martı olmayı deneyebilirim. Ama o an içimden sadece kelebek olmak geldi. Yorumunuz için teşekkür ederim...  04.02.2010 23:33
 

Küçük tırtıl, kozasından çıkıp kanatları alacalı, rengarek, özgür bir kelebek olarak büyümüş olsa bile, yine de benim için o, kanatları alacalı, rengarek, güzel mi güzel, küçük mü küçük bir kelebek olarak kalacaktır. Narin, güzel ve küçük... Çok güzel bir yazıydı canım, devamını beklerim...

Hakan Şahin 
 19.01.2010 13:00
Cevap :
Bunun böyle olması beni fazlasıyla mutlu ediyor. İyi ki varsın dayıcığım. Seni seviyorum. Öpüldün...  19.01.2010 13:38
 

Yazını çok beğendim İpek abla.Yazılarının devamını dilerim... Sevgiler saygılar...

Duygun Şahin 
 19.01.2010 12:25
Cevap :
Teşekkür ederim canım... Elimden geleni yapmaya çalışıyorum... Öpüldün...  19.01.2010 12:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 456
Kayıt tarihi
: 21.01.09
 
 

1991 yılı Bursa doğumluyum. İlköğretim ve lise eğitimimi Bursa'da tamamladım. Şu an Uludağ Üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster