Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
584
 

Doğru bir tanedir!

Kendisi İmam-ı Azam olarak bilinen  Ebu Hanife rh. a. aynı zamanda kumaş ticaretiyle uğraşan bir esnaftı. Bir akşam üzeri dükkânına iki müşteri geldi. Kumaş toplarından birini beğendiler; fakat akşam namazı çok yakın olduğu için alışverişe sabah devam etmek üzere ayrıldılar.  Sabah olunca dükkâna erkenden başka iki müşteri geldi. Tezgâhın üzerindeki kumaşı onlar da beğendiler ve almak istediler. Ebu Hanife; “Bu kumaş satıldı. Siz başka bir kumaşa bakın.” diyerek adamların isteğini geri çevirdi. Adamlar o kumaşı almak istediklerini söyleyip iki katı para vermek istediler. Ebu Hanife, “Bu kumaş satıldı.” diyerek teklifi yine reddetti. Müşteriler ısrarlıydı. Bu defa kumaşın değerinin üç katı para teklif ettiler. Bunun üzerine Ebu Hanife, “İsterseniz değerinin yüz katını verin, yine de size veremem. Çünkü ben bu kumaşı başka müşterilere sattım, sözümden dönemem.” diyerek adamların isteğini geri çevirdi.

İmam-ı Azamın gösterdiği yukarıdaki davranış, dürüstlüğün para ile satılamayacağının ve verilen sözün herşeyden daha önemli olduğunun güzel bir örneğidir. Fakat ne yazık ki günümüzde bu hassasiyeti görmek ve gösterebilmek pek mümkün olmuyor artık. Oysa şu an belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey güven duygusu ve dürüstlük erdemini yeniden yeşertmek...

Günümüzde doğruluk ve dürüstlük kelimeleri anlamlarını ne yazık ki yitirmeye başlamış, unutulmaya yüz tutmuş... Herkes inandığı şeyin doğru olduğunu savunurken, bir de bunu ısrarla karşısındakine kabul ettirmeye çalışmakta, ancak asla hata yapabileceğini kabuk etmeyerek  eksikliğini görmemeye direnmekte...

Tabi ki her mantıklı görüşe saygı duyulmalıdır, ama özellikle de sosyal medyada o kadar yalan ve yanlış şeyler dolaşmaktaki, ister istemez herkes kendi idolünün ya da yandaşının haberlerini okuyarak etki altında kalmaktadır.

Tarafgirlik damarı içimize o kadar sinmiş ki doğruları karıştırmışız, belki de doğruyu bilmemize rağmen, sırf tarafgirlik damarımız ile yanlış yoldan gidebiliyor olmuşuz.

Dünyanın hiç bir yerinde ülkesini karalama kampanyasının bu kadar şiddetli olduğunu göremezsiniz. Kan ve vahşet haberleri başka hiç bir ülkede bu derece allanıp pullanıp halkına da servis edilemez.

Acılar paylaşmak ile hafifler, karşınızdakinin acısını içinizde hissederseniz o sizin artık kardeşinizdir.

Yapmacık "geçmiş olsunlar" ile günümüzü kurtaramayız. Herkesin bu güzel ülkemiz için elini taşın altına koyma zamanı.  Kimseyi ötekileştirmeden, bir ferdimizin acısını yüreğinde hissedercesine, ya da ülkemizin menfaatine olan şeylerde kendini düşünmeyerek bu karanlık yollardan çıkmalıyız. 

Hepimiz biliyoruz ki doğru bir tanedir, herkes doğru haberi katkısız vermek zorundadır. "Bana göre doğru budur" deme lüksümüzde yoktur. Çünkü bugünün yarını da vardır, verdiğimiz yalan haber bir gün söyleyeni de çok zor durumda bırakacaktır. Geleceğimiz olan çocuklarımız doğru ve yanlışı birbirinden ayıramaz hale gelmiştir.  Bu karamsar tabloyu yıkıp gerçek doğruyu bulmalıyız. Var mısınız, ülkemizi hep birlikte musmutlu yaşanılır bir yer yapmaya!

 

 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 196
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster