Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
258
 

Doğru Eğitimde Ailenin Yeri

Doğru Eğitimde Ailenin Yeri
 

“Eğitim ailede başlar derler”ve kesinlikle de ben de bu fikre katılırım. O kadar ki, şu anda ne kadar sofu inançlara sahip insanlar varsa bu insanlarla ilgili söyleyebileceğim tek şey şudur ki şimdiki çevreniz farklı olsaydı kesinlikle çok daha farklı olurdunuz. Gerek düşünce açısından gerekse, dini görüş açısından gerekse o yüzden çok fazla keskin görüşlere bence hiç te gerek yok.

Buna misal olarak Avrupa kıtasını vereyim; Kuzey Avrupa ülkeleri vatandaşları genellikle Protestan veya ataisttir ve söz konusu ailelerde yetişen çocuklar da bir şekilde öyle olurlar. Almanya’nın kuzeyindekiler Protestan, güneyindekiler Katoliktir. Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz de öyle. Yunanistan, Bulgaristan Ortodoks, Macaristan, Romanya ve Polonya Katolik eski Yugoslavya’da Katolik olanlar Hırvat, Ortodoks olanlar Sırp, Müslüman olanlarsa Boşnak’tır Türkiye’de ise Alevi, Sünni, Bektaşi gibi dini topluluklara ilave olarak herkesin bildiği gibi, Ortodoks Ermeniler, Katolik Ermeniler, Ortodoks Rumlar ve tabi ki bir miktar da Yahudiler vardır. Her aile; ailesinde doğan çocuğu kendi örf adet ve dinine ve dünya görüşüne göre yetiştirir ve sonuçta çocuk ister Avrupa’da, isterse Türkiye’de doğsun ailesinin yapısına bürünür. Görüş, din ve adet olarak ailesinin şeklini alır. İşte bu yüzden kişilerin doğduğu hatta yetiştiği aileleri değiştirmekle tüm hayat şekli değişiyorken, istisnalar kaideyi bozmazken çok fazla katı olanlar her yerde aynıdır denebilir. Zaman içinde Avrupa’da bazı insanlarla tanışma imkânı bulabildik, her ne zamanki memleketimiz soruldu ve biz de “Türk’üz” dediğimizde bizler de tepkiyle karşılandık. Hâlbuki bizim ne kadar hümanist, eğitimli, demokrat, modern diye adlandırılan insana ait vasıflarla donanımlı olursak olalım sonuç değişmedi ve Türk olmak dezavantaja dönüşüverdi. Avrupa’nın veya Avrupalı insanın modern olduğu konusu çok da gerçeği yansıtmıyor. Çünkü bizleri tanımadan, hakkımızda onlar da önyargılara sahip olabiliyorlar.

Önyargı bilim ve demokrasinin kurallarıyla çatışır. Birlikte olamazlar. Ya da bizler hep Avrupa’nın köylüleriyle beraber olduk. Avrupa’nın ve Batı toplumunun demokratik ve hoşgörülü olduğu koskoca bir yalandan başka bir şey değilmiş bizler onu yakinen yerinde çoğu kez gördük, gözlemledik. Batıyı Batı yapan şey; şu süreçte kazanan tarafta olmalarının meyvelerini yemekten başka bir şey değildir. Bu aslında bir nevi “Orman Kanunu” güçlü olanlar, et yiyenler otyiyenleri mağlup etti. Kurtlar kuzulara hâkimiyet kurdu. İnsanlar ekonomik olarak bir model benimseyebilirler, bu son derece isabetli olur. Dini bir anlayış da benimseyebilirler, bu da son derece etkileyici bir seçim olabilir. Ondan sonrası içinse bu amaçları gerçekleştirmek üzere çalışmak kalıyor. Ama bu durum hiçbir millete özellikle emperyal idealler taşıyan hiçbir millete yetmiyor. Afrikalılar Hıristiyan olmakla sömürülmekten kurtulabilirler mi? Hayır. Türkiye tamamen Hıristiyan olsa veya Yahudi o zaman söz konusu olaylardan kurtulabilir mi? Tarihte zayıf olan hiçbir birlik var olmayı becerememiştir. Allah kimseyi öz kardeşinin yanında bile güçsüz, kuvvetsiz bırakmasın! Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin derken, ülkenin başka bir ülkeye muhtaç olmasının faturası oldukça ağır bir neticenin sinsice gelmesinden başka bir şey değildir.

O halde bizim millet olarak; başka bir milleti örnek almamıza kesinlikle gerek yok. Çünkü millet olarak özünde beslendiğimiz kaynaklar farklı. Kötüleri, kötü alışkanlıklarımızı azaltıp, iyi alışkanlıklarımızı artırmalıyız. Burada bunu nasıl yapacağız sorusu akla gelebilir, asıl önemli olanları bir araya toplayıp onlara karar verebilmek sonuçları doğru analiz edebilmeyi öğrenmemiz gerekir. Dini inanışların, mezhep farklılıklarının, ırksal özelliklerin önem taşımadığı Batı toplumlarında ortak bir yaşam alanı oluşturulabilirken, bizim toplumumuzda bunlar yine söz konusu ülkelerce ayrıştırma ve müdahale alanının merkezinde yer almasına neden oluyor. Olay bundan ibaret…

Aileler çocukları yetiştiriyor; çocuklar bu toplumu oluşturuyor. Anne ve babalar çocukları yetiştirirken birkaç şeyi de aynı anda yapıyorlar. Saygıyı, hoşgörüyü, sevgiyi, çalışmanın en önemli erdem olduğunu vergi vermenin askerlik borcu kadar kutsal olduğunu, büyüklere saygının, küçüklere sevginin erdem olduğunu, komşu hakkının çok önemli bir hak olduğunu aileler çocuklarına öğretebilir. Bunu söyleyen ailenin doğal olarak sözle söylemesi yetmez, bedensel olarak da tasdik etmesi gerekir. Burada da en önemli görev kuşkusuz annelere düşüyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1978
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 167
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster