Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3047
 

Doğru insanla mı evleniyorum...

Doğru insanla mı evleniyorum...
 

Evlenmeden önce karşınızdakinin sevgisinden ve sadakatinden emin olabilmeyi ister miydiniz? Bütün yaşamımızı, gençliğimizi bir insana bağlama arifesinde, herkesin kafasında az da olsa soru işaretleri olabilir. Acaba beni bir ömür boyu sevebilecek mi? Evleniyorum ama beni ilk fırsatta aldatır mı? Doğru insanla mı evleniyorum? Tüm bu soruların yanıtını bir ömrü ‘onun’ eksenine sokmadan önce, bir bilebilsek keşke. O zaman ‘Bay(an) Doğru’ karşımıza çıktığında onun dünya üzerindeki diğer yarımız olduğunu anlar, bu sevgiye hayatımızı bağlarken hiç çekinmezdik. Peki, karşımızdakinin sevgi ve sadakatinden nasıl emin oluruz? Bu sorunun yanıtı Türev’de.

42. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu (Beste Bereket) Ödülleri ile dönen tartışmalı film Türev, yönetmen Ulaş İnaç’ın kendi imkanlarıyla hayata geçirdiği, ilk uzun metrajlı çalışması olma özelliğini taşıyor. Filmin senaristliğini de üstlenen İnaç’ın yola çıkış noktasında Cervantes’in Don Kişot’unda yer alan 'Münasebetsiz Meraklı' hikâyesi var. Bilinçaltı olgusunun Freud’dan önce Cervantes’in bu hikayesinde varolduğunu belirten yönetmen, Süreyya karakterinin kendi elleriyle kendi yokoluşunu hazırlayıp bundan tuhaf bir şekilde zevk almasının da temelinde bu olgunun yattığını ifade ediyor.

Genç yönetmen, Paris’te aldığı fizik, ve konservatuvar eğitimlerinden sonra birkaç yıl önce ülkeye dönmüş. Yalnızca ticari kaygı amacı güden, kendi deyimiyle ‘lunapark’ filmlerine inat, 19. yy edebiyatının büyük yazarları Zola ve Dostoyevski’nin realizmiyle, derin ve dürüst bir film yapmak istemiş. Türev’in, 90’lı yılların ortalarında özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygın olan, genç yönetmenlerin tanınmamış oyuncularla ve dijital el kameralarıyla gerçekçiliğe ulaşmayı amaçladığı ‘dogma akımıyla’ Türkiye’de çekilen ilk film olduğu söyleniyor. Bu da filmin en etkileyici özelliklerinden birini oluşturuyor.

Bir eserin sanat diye nitelendirilebilmesi için olmazsa olmaz şartı içtenlikse, Türev insanın içine işleyen, acısını kanatan, karakterlerde kendini bulduran ‘gerçek’ bir film, bence sanattan bir parça. Filmin en güçlü karakteri olan Süreyya’nın, evlenme planları yaptığı Nazım’ın ‘doğru insan’ olup olmadığından emin olmak için en yakın arkadaşı Burcu’dan onu baştan çıkarmasını istemesiyle gelişen olaylar anlatılır Türev’de. Bir de ‘erkekliğin sesi’ olarak, sempatik arkadaş Kerem karakteri vardır ki o da diğerleri kadar gerçektir, yaşanandır.

Konusu çokça işlenegelmiş aşk üçgeni ve arkadaşlık ilişkileri olmasına rağmen, film, nesnel ve derin psikolojik irdelemelerle donatılması, dijital kamerayla yapılan deneysel çekimi ve Burcu’nun ödevi nedeniyle karakterlerin günlerini nasıl geçirdiklerine dair kameraya yaptıkları itiraflar nedeniyle izleyiciye yakın ve dürüst durabilmiş. Asla suçlayıcı olmadan kendimize bile itiraf edemediğimiz yönlerimize ayna tutan bir film izlemek isterseniz, Türev derim. Yüzümüze taktığımız maskeler ile gerçekler arasındaki uçurumu, dahası içinde yaşanılan yalanın gerçeğin ta kendisine dönüşmesini görmek isterseniz, Türev’i izleyin. Unutmayın, kimileri karşı çıksa da ‘Gerçekler, Yalanların Türevidir’....

FİLMİN KÜNYESİ

Film Adi : Türev Senaryo : Ulaş İnaç

Yapim Yili : 2005 Yönetmen : Ulaş İnaç

Süresi : 90 dk. Yapimci Firma : Camerart Film

Türü : Drama

OYUNCULAR

SÜREYYA : GÜLÇiN SANTIRCIOĞLU

NAZIM : GÜÇLÜ YALÇINER

BURCU : BESTE BEREKET

KEREM : TUĞRA KAFTANCIOĞLU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendine özgü sanatsal yaklaşımlarıyla kameraya alınmış bu çalışmayı, el kamerası kullanılması, izleyene bir kısa film tadı vermesi, ve yönwetmenin kendi cebinden harcadığı parayla bir iş çıkarması açısından bakarsak alkışa değer bir çalışma. Ancak ''sinema şölendir'' diye bakarsak, bu filmi deneysel bir çalışma olarak görebiliriz. Teşekkür ediyorum

Behram Su 
 29.12.2010 16:04
Cevap :
Ben edebiyatta da sinemada da deneysellikten yanayım. Deneysel işlerle, sanatta yeni adımlar atılabilir diye düşünüyorum.  30.12.2010 15:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 408
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 2903
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster