Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
345
 

Doğru İstemek ve Niyetleri Doğru Kurmak

Doğru İstemek ve Niyetleri Doğru Kurmak
 

İsteklerimizin ne kadarı bir ihtiyaçtan doğuyor? Neyi neden istediğimizin farkında mıyız?

Mesela sen… O tripleks villayı neden istiyorsun? Normal bir daire neden olmuyor, neden tripleks villa? Beş kişisiniz, üç katlı oniki odalı ev gerçekten gerekli mi sana?

Sen… Neden müdür olmak istiyorsun? Aslında bulunduğun pozisyonun kazancıyla rahat yaşıyorsun, ailene yetiyorsun, konforunu bile sağlıyorsun. Müdür maaşı ile seninki arasında bir takım elbise alabilecek kadar fark var. Evet bir de araba veriyorlar ama sen de servisle gidip geliyorsun. Üstelik müdürlerin sorumluluğu daha fazla, patron sürekli azarlıyor ve işsiz kalsa aynı poziyonda iş bulması da zor. İyi düşündün mü neden müdür olmak istiyorsun?

Sen… O kızla çıkabilmek neden bu kadar önemli? En yakın arkadaşına, aşık olmadığını söylemişsin, neden ille o kız? Okuldaki erkeklerin çoğunu peşinden koşturduğu için hırs yapıyor olabilir misin? Halbuki ayrılmaya karar verdiğin kız seni gözünden sakınıyor biliyorsun değil mi? Söylesene bu isteğinin gerçek nedenlerinin farkında mısın?

Sen, sen, sen… Yeni pırlanta yüzük, yeni bilgisayar, yeni evcil hayvan, yeni sevgili, yeni spor araba, yeni şampiyonluk vs. oturup kafanı yordun mu; bunları ben gerçekten istiyor muyum, neden istiyorum, olmasa hayatım nasıl etkilenir?

Lütfen sorulara içtenlikle cevap verin, sadece siz bilin yeter.

Çocukluğumuzdan itibaren bir söylem çakılır beynimize: “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?”

Yaşamın bir “istekler silsilesi” olması gerektiğine iyice ikna ediliriz. Bu istekler olmadığında kendimizi mutlaka suçlamalı, sebep olanlara da haddini bildirmeliyizdir. Neden mutlaka birisi ya da bir şey olmam gerekiyor diye sorgulama gereği duyulmaz, neden ben sadece insan olduğum için değerli olamıyorum, neden ille de bir şey olmam gerekiyor?

Bir şekilde sürekli isteme ve yeni istekler edinme yoluna girildiğinde bizi bekleyen büyük acılara kendimizi açmış oluruz. Çünkü isteklerimiz çoğunlukla gerçeklikle uyuşmamaktadır.  Ve gerçekleşmeyen arzularımız hayatla bağları koparmaya varacak kadar acıya sebep olur. Acının kaynağı arzular, isteklerdir.

Ne yapalım, hiç mi bir şey istemeyeceğiz?

Cevap: Denge

Temelinde denge olmayan her yapı çökecektir. İsteklerimiz, arzularımız belli bir dengede olmalı ve çok iyi düşünülüp karar verilmiş olmalıdır. Dileklerimizi hayatımıza çekebilmişsek bir başarı mıdır? Asla ezbere cevaplar vermeyelim. Gerçekleşen dilekler her zaman bizim için iyidir diyemeyiz; sadece gerçek olmuştur, sonrasını tespit edemeyiz, doğru şekilde yönetemezsek gerçekleşen arzular sonumuzu getirebilir.

Nasıl isteyelim?

>>Ne istiyorsun, belirle.

>>Bu isteğin bir ihtiyacına cevap mı veriyor? Yoksa bir arkadaşında görüp hoşuna gittiği için mi, sosyal çevrende trend olduğu için mi, eltini kıskandırmak için mi? İsteğin kıskançlık, hırs, nefret gibi duygularını tetikliyorsa gerçekleşse bile mutlu etmeyebilir. Saf duyguyla istemek sağlıklıdır.

>>Bu isteğin gerçekleştiğinde hayatına katacağı her ne olursa olsun kabullenecek ve kendini açacak mısın? Mesela bir eş istiyorsan ailesi, dostları, zevkleri de hayatına girecek, bir araba istiyorsan vergisi, bakımı, yakıt masrafları da hayatına girecek.

>>İsteğin, arzun, hedefin gerçekliğinden kopuk mu? Bilinçaltında bulunan ama farkında olmadığın engeller olabilir. Bilinçaltı temizliği için olumlamalar, arınma çalışmaları yapman gerekebilir.

Buna şöyle bir örnek verebilirim: Babanın onayı olmadan hiçbir adım atmayan biri isen, izin vermeyeceğini bildiğin ve bu senin için belirleyici olduğu halde müzisyen olmayı istemek gerçekliğinle uyuşmaz. Hatta babandan uzakta yaşıyor olabilirsin, müzisyen olmak için tüm fırsatlar önüne gelebilir. Babanın haberi bile olmayabilir ama içten içe biliyorsun ki baban onaylamayacak ve duyarsa  ilişkiniz bozulacak. Bilinçaltın, babanın onay vermediği işin senin için hayırlı olmayacağı inancına sıkı bağlı. Bu kalıbını yıkmadığın sürece belki hayatta tek isteğin olan müzisyenlik hayalden öteye gidemez. Baban hayatta olmasa bile, bilinçaltında o kalıp durduğu sürece, “babam benden nefret edecek” inancın sana engel olacak. Eğer isteğin, hayalin önemli ise, bu kalıpları yıkmak için gerekeni yapman gerekecek. Belki küçük bir konuşmayla ikna edeceksin babanı ya da kendini kendi hayatından sadece kendinin sorumlu olduğuna ikna edeceksin. Gördüğünüz gibi bir şey istemekle bitmiyor, onun getireceği her durumu da karşılayabilmek gerekiyor.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki, her ne olursa olsun istemenize engel yok; kendinizden başka. Asgari ücretle çalışıyorken ve başka gelire, varlığa sahip değilken tripleks villa hayali kurabilirsin. Bu hayal sana zorluklarını unutturuyor olabilir. Ancak bu hayal sende uyuşturucu görevi görüyor demektir, fark et.

Tripleks villam olamaz mı? Belki piyango bana çıkar, her hafta loto da oynuyorum!  Uyuşturucunun dozunu artırıyorsun sadece. Elbette buna devam edebilirsin, seçim senin. Ya da beynine ışık tutup uyanırsın ve gerçekliği fark edersin. Hayallerin sadece seni uyuşturmakla kalıyorsa sorun yok ama sorumlu olduğun kişilerin hayatından çalıyor olabilirsin. 

Hiç umut yok mu?Şöyle düşün: Paraya para demeyen biri olsan, tripleks villa almak için çekim yasası uygulamalarına gerek duyar mısın? Çeki yazar evi alırsın. Paranın her kuruşuna para demek zorunda isen dünyanın bütün büyücüleri senin için çalışsa bir derece değişmez durumun. Seni kandırmayacağım, bunu isteme. Hayallerinin peşini bırakma deyip orda sözü bitirenlerden değilim. Hayaller çok değerlidir ama hasta da edebilir. Peşini bırakma, izlemede ol ama asla bağımlısı olma. Her zaman B, C, D,… planların(ya da hayallerin) olsun.

Hani evren için isteğin ne olduğu önemli değildi, her şeyi dileyebilirdim? Evren için sen ne dilersen dile aynı değerdedir. Dünya sisteminde yaşadığımızı unutmadan, sıfırdan bir şey yaratmadığını bilerek, milyonlarca formülün çalışmasıyla enerjinin şekillendiğini anlamaya çalışarak istemelisin. Aksi halde ömrünün nasıl geçtiğini bilmeden, zamanı ziyan edersin.

Bir insanın hangi hayali için imkansız diyebiliriz, bunu kimse bilemez. Ama olasılığı yüksek ya da düşük olanı ayırt edebiliriz. Genellikle bir şeyi çok isteriz ama onun getireceği görev ve sorumlulukları ya da oluş aşamalarını istemeyiz. Kilo vermek isteyen birinin yeme alışkanlığını bozmadan zayıflamak istemesi gibi. Uzun yaşamak isteyen birinin yaşlanmak istememesi gibi.  Cildi kırışmasın isteyen birinin her gün nemlendirici sürmeye üşenmesi gibi…

Akıllıca istekler belirlediğimizde kendimize basamaklar oluşturabiliriz. Böylece hayallerde uçmamış, bir dünyalı olduğumuz bilinciyle etkili, doyumlu bir hayatı kendimiz ve sevdiklerimiz için oluşturabiliriz.

Wayne W. Dyer, Niyet Etmenin Gücü kitabında şu öyküyle gerçekte dert diye gördüklerimize tekrar bakmayı hatırlatıyor: Öykü, Swami Chidvilasananda, bilinen adıyla Gurumayi 'nin Kindle My Heart (Kalbimin Ateşini Yak) adlı kitabından alınmıştır.

Karısının akrabalarıyla arası iyi olmayan bir adam varmış. Adam akrabalarının, evinde olması gerekenden daha fazla yer işgal ettiğini düşünüyor ve onlardan hoşlanmıyormuş. Bir gün adam, yakınlarda oturan ve hakkında iyi şeyler duyduğu bir hocaya gitmiş ve ona, "Lütfen bir şeyler yapın! Karımın akrabalarına daha fazla dayanamayacağım. Karımı seviyorum, ama ailesinden nefret ediyorum! Evimde her yeri işgal etmiş durumdalar, sürekli yoluma çıkıyorlar," diye dert yanmış.

Hoca bu sözler üzerine adama, "Tavuk besliyor musun?" diye sormuş.

Adam, "Evet," diye yanıt vermiş.

"Öyleyse bütün tavukları eve al."

Adam eve dönüp, hocanın dediğini yapmış ve birkaç gün sonra geri gelmiş.

Hoca, "Sorun çözüldü mü?" diye sormuş. Adam, "Hayır!" demiş, "tam tersine, daha da kötüleşti”

"Peki, koyun besliyor musun?"

"Evet."

"Bütün koyunları eve al."

Adam eve dönüp, hocanın öğüdünü yerine getirmiş ve yine birkaç gün sonra geri gelmiş. Hoca, "Sorun çözüldü mü?" diye sormuş.

"Hayır! Daha da kötüleşti!"

"Köpeğin var mı ?"

"Evet, birkaç tane var."

"Bütün köpekleri eve al."

Sonunda adam hocanın karşısına dikilip, "Bana yardım etmen için geliyorum, sense hayatımı daha da zora sokmaktan başka bir şey yapmıyorsun!" demiş.

Hoca bu sözler üzerine, "Şimdi bütün tavukları, koyunları ve köpekleri evin dışına çıkar."' demiş. Eve dönüp, bütün hayvanları dışarı alan adam birden evinde ne kadar çok boş alan olduğunu fark etmiş. Hocaya gidip, "Teşekkür ederim," demiş. "Sayende bütün sorunlarım çözüldü."

                                          *

Çekim yasası ve enerji uygulamaları ciddi yaklaşmayı ve saf kalple istemeyi gerektirir.  Uçuk hayaller zamanı çalar.

Diyelim ki bunlara dikkat ederek(ya da umursamadan) isteğinizi belirlediniz. Sırada ne var?

Dileğinizi kağıda yazıp, evinizin, herkesin göremeyeceği bir yerine koyunuz. Yazarken odağınız artacaktır ve dileğinizi “olduğunda size hissettireceği duyguyla” ifade etmeye çalışın. Bu dilek gerçekleştiğinde sizde ilk yaratacağı duygu ne olur? Zafer? Sevinç? Güvenlik? Garanti? Huzur?

Yazarken niyetimizi nasıl kuralım?

Doğru Niyet Kurmak

Wayne W. Dyer kitabında şöyle diyor: “Shakespeare'in dediği gibi, Şüphelerimiz haindir, harekete geçme konusunda içimize korku tohumu ekip, iyiyi elde etmemize engel olur. Aynı konuda Ramana Maharshi 'nin gözlemi ise şöyledir; Teslimiyet duygusunun yokluğunda, şüphe ortaya çıkar.”

İsteğimizden eminsek, bir deneme yapayım diyerek ciddiye almadan, iş olsun diye öylesine bir istek seçmemişsek, işe koyulalım:

Niyetini, bahsettiğim noktalara dikkat ederek kurduğun anda, onun yola çıktığına güven duymalısın.

Kendinden, niyetinden ve gerçekleştiğinde hayatına katacaklarını kabullenişinden emin olmalısın. Şüphe enerjiyi yolundan saptırır.

Olumlu ifadelerle ve şimdiki zamanda cümle kurmalısın.

Bazı kişiler tarih belirtin der ama çekim yasası “benzeri çekme” yasasıdır. Ben “iki gün içinde” dediğimde o iki gün bitmeyecektir. Evren için her an şu andır ancak sen “iki gün içinde” dediğinde hemen olmasın titreşimi yayabilirsin ve bunun farkında olmayabilirsin. Evren de “tamam, sen nasıl istersen” diyor.

Önerim, “şimdi, burada” kalıbıdır. Zaten o dileğin oluş aşamaları, ne zaman karşına çıkacağını belirleyecek. Şimdi burada dediğinde hemen karşında belirmeyeceği aşikardır. Tarih belirttiğinde ise engeli kendin koyuyorsun. “Yarına kadar olsun” dediğinde evren hep yarına erteler. Bu nedenle “umudumuz yarınlarda” söylemine bu açıdan bakıldığında, bahsi geçen her ne ise hep umut olarak kalacak ve o umut dahi yarınlara ertelenecektir.

Diyelim ki içinizden şu dilek geçiyor: “Ah yarın sabaha su böreği olsa da yesek!” Ve ertesi sabah komşunuz su böreği yapıp size de bir tabak getirebilir. Buradan yola çıkıp “bak yarın dedim ama oldu” genellemesine gitmeyin. Az önce ne demiştik; “ne istediğin ve bunun olasılıkları çok şeye bağlıdır.”

Örneğin bir dağ başında yaşıyorsan ve etrafta en yakın köy bile görünmez mesafedeyse, yarın su böreği yeme olasılığın var mı? Evet var ama diğeriyle aynı değil. Birinin olasılığı yüksek, diğeri düşük.

Diyelim şehirde kalabalık yerde yaşıyorsunuz ama komşularınızın hiçbiri börek sevmiyor ve yapmıyor. Yarın sabah için olasılık yine düşük. Ve olsaılığı düşük olan hep yarınlara ertelenecek.

İstiyorum, diliyorum gibi kelimeler kullanmamaya çalış

Bunlar niyetimizi hayal düzeyinde tutmaya sebep olur.

Enerjini düşüren ortamlara çok mecbur değilsen girme, negatiflikten ve negatif insanlardan, haberlerden, durumlardan uzak dur.

                                 *

Örnek bir niyet kuralım:

Ben …… (adınızı yazın), refah içinde ve her yönden sağlıklı bir yaşam için mümkün olan tüm fırsatların, olanakların, kişilerin, enerjilerin şimdi burada elime ayağıma gelmesine ve bunu fark etmeye niyet ediyorum. Bu niyetim benimle birlikte ilgili herkes için en yüksek iyilikle OL’sun. Zaten OL’du. Teşekkür ederim.

 

Niyet konusu ve enerji çalışmaları, bilimsel deneyleri yapılan, haklarında onlarca kitap yazılan konulardır. Ancak yeni başlayanlar için bu yazı fikir verecektir. Sonraki yazılarımda niyet kurma ile ilgili farklı örneklere yer vereceğim. Sorularınız için profilimdeki web adresimden ulaşabilirsiniz.

Niyet ettik mi? O halde OL’sun.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 15.12.17
 
 

Evrensel enerjiler ve kişisel gelişim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster