Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
845
 

Doğru sorular sizi tanımlar

Doğru sorular sizi tanımlar
 

dogru_soru_sormak


ABC’yi söker sökmez çevremizdekilere bıkıp usanmadan “Bu Ne?” “Şu Ne?” diye sürekli sorular sorduk. Kimi zaman doğru cevaplar aldık, kimi zamanda aldığımızı sandık. Daha küçük yaşlarda sevdiklerimizin bize karşı olan sabrını, bizler şu an ki yaşlarımızda etrafımızdakilere ne kadar gösterebiliyoruz değil mi? Acaba bir soru sorarak istediğimiz cevapları alabilenlerden miyiz yoksa sorularımızla daha da çıkmaza düşenlerden miyiz ? Soru sorma tarzının ne kadar önemli olduğuna değinmek istiyorum bu yazımda. 

Kişisel imaj konusunda dış görünümümüze önem veriyoruz, beden dilini kullanmaya gayret ederek sağlam bir karakter çizmeye çalışıyoruz peki sorduğumuz sorularla bunların hepsini mahvettiğimiz zamanlar olmuyor mu dersiniz :) Elbette oluyordur. Zaman zaman espri yada şaka yollu olarak kullandığımız cümleler karşı tarafı bizim kadar eğlendirmeyebilir. Bu yüzden de kendimize duyduğumuz güveni ilk tanışma anlarında fazla zorlamamalıyız diye düşünüyorum. 

Dilerseniz her zaman olduğu gibi örneklerimizle devam edelim. Meslekdaş olduğumuz birisi ile yeni tanıştığımızı farzedelim. Bu kişinin tecrübesi ve piyasa hakimiyetinin bizimkine nazaran oldukça yüksek olduğunu biliyoruz. Bu kişiyle kalıcı bir diyalog kurmanın da güzel bir destek olacağını hissediyoruz. Bu yüzden meslek harici soracağımız soru ve konuşmalarda zıtlığa yol açabilecek durumlara dikkat etmeliyiz. Sohbetimiz esnasında, Politik görüşü, hangi futbol takımını tuttuğu ya da nereli olduğunu öğrenmeden bununla ilgili anlatılacak bir fıkra yada anı paylaşımı ters etki yapabilir. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak en güzeli. 

Aynı şekilde eğitimimizle ya da mesleğimizle ilgili bir konu hakkında soru sorduğumuz kişiyi gereksiz sorularla bunaltmamaya çok dikkat edelim. Öğrenmek istediğimiz konu bir işin özü , bir işin sırrı gibi mesleki bilgilere dayanıyorsa, karşımızdaki kişiye bunu ısrarla sormak kaçınılmaz son olan geçiştirilmemize yol açacaktır. Konusunda ihtisas yapmış olan insanların emeklerini hiçe sayarcasına sorulan sorular, yanıtsız bırakılmakla da bir cevap alabilir. Eğer sorduğumuz sorular bu kişiyi heyecanlandırıyor ve bize bilgilerini büyük bir şevkle anlatmasını sağlıyorsa doğru yolda olduğumuzu anlarız. Devamında ise kendimizi bu kişinin yerine koymuş olsak neler yapabileceğimizle ilgili vizyon görüşlerimizi aktardığımızda, mesleğimiz için güzel tüyolar almamızı sağlayacaktır. 

Alışveriş yaparken de satıcı ve pazarlamacılara sorduğumuz sorulara dikkat etmeliyiz. Bu sayede satıcı, ürün hakkındaki bilgimize göre pazarlık oranını düşürebilir. Satıcı ve pazarlamacıların satışlarını arttırmak için zaten belirli bir eğitimden geçtiklerini biliyoruz. Bu sayede bizlere güven vererek ürün ve hizmetlerinin arkasında olduklarına kanaat getiriyoruz. Müşteri olarak, parayı veren düdüğü çalar pozisyonundan sıyrılıp satın aldığımız ürün ya da hizmet’in onların gözündeki gerçek gidişatını da öğrenmek menfaatimize olacaktır. Bu sayede çizgimizi koruyabilmenin ve ilerletebilmenin en doğru yolunu seçmiş olacağız. 

Değişen çağa ayak uydurmak için çeşitli sektörlerden tanıdık sayısı da çok önemlidir. Tanıdıklarımızdan edindiğimiz mesleki ya da çevresel sorunlarımızla ilgili bilgileri kıyaslayarak işimizi gerçekleştirecek olan kişiye en doğru soruları yönelterek daha kısa yoldan işimizi çözümleriz. Ticaret’te güvenin yerini hiçbirşeyin dolduramayacağını biliyoruz. Kendimizi sağlama almak için de konuya ne kadar vakıf (hakim) olduğumuzu sorduğumuz sorularla gösterirsek karşımızdaki kişiden de bir o kadar doğru cevaplar alırız. Fakat müşterisini ya da satışı kaybetmemek için verilen cevaplar da yanıltıcı bilgiler varsa anlık kazançlar kalıcı kayıplara dönüşecektir. 

Bizler, zekamızla övünüp dururuz ama konu icraate gelince başkalarının yaptıklarını eleştirmekten çoğu zaman öteye gidemeyiz. Ben de kendimi bu anlamda sık sık eleştiririm. Çünkü başarılı bir insanı örnek almak yerine onun neleri yapamayacağına kafa yorup kendimizi bu anlamda tatmin etmek bir savunma mekanizması olsa gerek. Doğru bir şekilde yaklaşım ve doğru soruları sorarak kazanılmayacak hiçbir KALE yoktur. Doğru soruların kaynağı ise karşımızdakini küçümsemek için değil emeğini takdir eden düşüncelerden geçer. "Benim senden neyim eksik kavgasını" bir kenara bırakıp birbirimize destek olmamız dileklerimle… 

Yazan : Turgay GEZİCİ | www.bilincalti.com
E-Bülten'e üye olun, yazıları ilk siz okuyun. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 98
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 402
Kayıt tarihi
: 11.12.09
 
 

1977 İstanbul doğumluyum. Web Tasarım ve Bilişim Danışmanlığı yapmaktayım. Uzun yıllardır ilgi du..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster