Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
7515
 

Doğrudan demokrasi, temsili demokrasi, katılımcı demokrasi...

Türkiye'de diğer bir çok ülkede olduğu gibi Temsili Demokrasi hüküm sürmektedir. Zira Doğrudan Demokrasinin Eski Türklerde ve Eski Yunandaki uygulamalarının üzerinden binyıllar geçeli çok oldu.

Peki Temsili Demokrasi ideal olanı mıdır. Hayır. Siyaset Felsefesinde ideal olanı Katılımcı Demokrasidir. Temsili Demokrasi diye anılsa bile, katılımcılığı özendirmesi gerekir.

Peki Katılımcı Demokrasi nedir? Halkın dört veya beş yılda bir oy verip köşesine çekilmesi değildir. Nedir ya? Genel ve yerel seçimlerde vatandaşlık hakkı olan oyunu verdikten sonra, ara süreçte çeşitli farklı yöntemlerle yürütme ve hatta yasama üzerindeki denetim gücünü kullanmaya devam eder. Hal bunu temelde iki aygıt aracılığıyla yapabilir. İlki Referandumlar ve diğeri de Sivil Toplum Örgütleridir.

Referandumların her iki genel seçim arasında en az birer kez yapılması ideal demokrasi adına, halk iradesinin ülke yönetimine yansıması adına son derece uygundur. Fazlası bu iradeyi deforme edebilecektir. Buna da dikkat etmek gerekir.

Sivil Toplum Kuruluşlarına gelince... Bunlar dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli isimlerle anılır. ABD'de bunlara Lobiler ve Baskı Grupları da denir. Türkiye'de bu kapsamda çalışan kurumlara Dernek, Vakıf, Araştırma Kurumları veya benzer isimler verilmektedir. Halkın sivil örgütlenmesidir bunlar. Bu örgütler kendi dünya görüşleri adına, kendi ekonomik, sosyal ve hatta ideolojik çıkarları adına devlet nezdinde propaganda yapar, baskı uygularlar. Bir kanun teklifinin çıkmasını engelleyebilecekleri gibi, ihtiyaç hissedilen bir hususun kanunlaşmasını da sağlayabilirler.

İşte Temsili Demokrasilerin eksik olan kısmını bu Sivil Toplum Kuruluşları tamamlar. Bunların devlet kadrolarında çeşitli kademelerinde sempatizanları vardır. Kanunlar çerçevesinde kalmak kaydıyla faaliyetlerinde bu kuruluşların propagandaları yönünde tercihte bulunabilirler. Bu kapsamda çeşitli Mason dernekler en öne çıkanlarıdır. Daha çok elit tabakaya hitabeden bu kuruluşlara karşılık, son zamanlarda daha çok orta-alt tabakaya hitabeden bir sivil toplum teşkilatlanması olarak Milli Görüş kökenli vakıf ve dernekler, İlim Yayma Vakfı ve Cemiyeti, Ensar Vakfı, Birlik Vakfı, Menzil, Erenköy, İskender Paşa ve İsmail Ağa Tarikat ve Cemaatleri, Nurculuğun fraksiyonları, ülkücü dernek ve vakıflar kendilerini belli etmeye başlamışlardır. 

Kanunlardan ayrılmadıkça, kanuna rağmen sempati duyduğu baskı grubunun direktiflerini yerine getirmediği müddetçe, masonlar da, tarikatler de, cemaatler de, hükümet yanlıları da, muhalefet taraftarları da, İmam Hatipliler de, Ülkücü ve solcular da Türkiye'deki eksik demokrasi uygulamamızın ideale yaklaşması için gerekli olan STK boyutunu temsil ederler. Bütün bunların eğitim, basın ve ekoonmiden sivil siyasete kadar geniş bir yelpazede teşkilatlanmaları ve faaliyetleri söz konusudur.

Ülkemizin uzun vadedeki sağlıklı siyasal yapılanması için bu farklılıklara alışmamız, bunlara "zenginlik" gözüyle bakmamız en demokratik, en sağlıklı olanıdır...

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım. Tabiatım itibarıyla müslüman-türküm. Bununla beraber, her kimli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster