Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
99
 

Doğruları anlatmak

Bazı olaylara şahid olmuşuzdur. Şöyle ki;

1.Bir işyerinde şef, müdür (patron bile!) değişebilir.

2.Bir devlette hükümet, cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, valiler, elçiler, müsteşarlar, genel müdürler değişebilir.

3.Bir kurumda genel müdürler, şefler değişebilir.

4.Askeriyede genelkurmay başkanı, muvvet komutanları, komutanlar değişebilir.

Doğru bildiğimiz yanlışların, bilgi kirliliğinin etkisi altında kalmış zihniyetler, kişilikler, karakterler değişmedikten sonra kişiler değişse ne olur?

Bu değişiklikler; bazı kişileri rahatsız, bazı kişileri mutlu edebilir.

Değişmiş kişiler; hakikatten güçlü bir zihniyete, bir kişiliğe, bir karaktere sahip olup da yapacağı işçeleri, değişiklikleri sorgulayıp yargılarlarsa elbette doğru karar verirler.

Yoksa o işi "iş yapmış" olmaktan öteye veya "değişiklik yapmış" olmaktan öteye gidemezler. Hele yaptıkları bu değişiklikler, olumsuz yönde; yani "doğrular yanlış yönde olursa" sesli veya sessiz bir tepki alır; duruma göre, koşulllara göre, zamana göre. Çoğunlukta sessiz tepki.

Fakat bu tepkiler olumlu yönde etkili olur mu?

Bazı kişiler, bir şey yaptığında yani yanlışı başka bir yanlışla değiştirdiğinde bir şeyi başarmış olduklarını zannederler.

ÖSYM : "ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ" değişti.

ÖSYM : "ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ" oldu.

Peki, ne değişti? Daha güzel bir isim mi oldu? Kime, ne yararı oldu? Türkçe'ye mi yaradı? Millete mi yaradı? Eğitimcilere mi yaradı? Talebelere mi yaradı? Talebelere mi yaradı? Eğitim sistemine mi yaradı? Anlayış mı değişti? Algılayış mı değişti? İşlevi mi değişti? Görevi mi değişti? Bu değişiklik gerekli miydi, yararlı mıydı? Kime? Niçin?

5 + 3 + 4 değişip 4 + 4 + 4 olduğunda ne olacak? Kime, ne yararı dokunacak?

Bazıları da bu konuda yapay sorunlar üzerinde duruyor, yapay çözümler üretiyor. Öküz altında da buzağı aramamak gerekiyor; önyargı ile, zan ile.

ÇOCUKLAR

...

6

HENÜZ GÜN IŞIMADAN

ÇIKMIŞSIN YOLA

AĞZINDA EMZİĞİN

BİR ELİNDE OKUL ÇANTAN

GÖZLERİN UYKULU

BU NE ÇİLE ÇOCUK?

1985 (Kaynak: Çocuklar Okuyun şiir dosyacığından)

Bugün (2011-2012 veya 2012-2013) çocuklar, hem uykusuz hem aç-susuz erkenden okula gitmektedir.

Okula gitmek için hazırlık yaparken çektiği çileyi kim bilebilir?

Ailelerin çektiği çileyi kim bilebilir?

4 + 4 + 4 sistemi gerekli midir, yararlı mıdır? Bunun gerekçesi, ereği nedir?

Okula gitmek için zorunlu tutulucu yaş sınırı uygun mudur?

Bu yaşta çocuğunu okula yazdırmayıcı veli bir cezaya da çarptırılacak!

Peki, bu çocuğun ruhsal, fiziksel sağlık durumu nedir?

Velinin yaşadığı, yaşayacağı; ruhsal, fiziksel, maddi, manevi sorunlar nedir?

Masa başında kanun çıkarmak kolaydır.

Hele bu kişilerin bir eli balda, bir eli tuzda, bir eli yağda, bir eli başka yerlerde ise; yani tüm imkânlar elinin altındaysa başkalarının sorunları umurunda olur mu?

Çocuklarını gerekli, yararlı iyi koşullarda kim yetiştirmek, yaşatmak istemez ki? Fakat bu imkân sorunudur.

Bilgiler, kanunlar, tebliğler, önerilern, övgüler, öğütler, örnekler, kurallar, sorular, şıklar, cevaplar, tanımlamacalar, açıklamacalar; insanların sağlığı, huzuru, mutluluğu, rahatı, güvenliği, başarısı için olmalıdır.

Fakat bunu hangi zihniyetteki, kişilikteki, karakterdeki biri düşünebilir?

Kişi; nefsî duygularına, düşüncelerine, arzularına, bilgilerine, görüşlerine kendini kaptırmışsa ve yalnızca ideolojisini ve salt çıkarını düşünüyorsa insanlık adına ne yapabilir?

Yaptığı şeyleri de insanlık adına yaptığını iddia ediverir.

İnsansal görevlerin başında bulunucu kişiler; hakikatten adaletli, haklı, duyarlı. akıllı, sağlıklı, imanlı, iyi niyetli, ahlâklı, bilgili, çalışkan, yeterli, ilgili, mantıklı, şuurlu, anlayışlı, algılayışlı, saygılı, cömert, iyiliksever, danışmacı, araştırmacı, incelemeci, sağduyulu, ihlâslı, onurlu olmalıdır.

Salt çıkarcı, bencil, yalancı, iftiracı, tembel, anlayışsız, cahil, okumuş cahil, cimri, gereksiz, yararsız, kötü niyetli, korkak, şuursuz, sağlıksız, nankör, adaletsiz, saygısız, inatçı, sevgisiz, samimiyetsiz, yetersiz kişiler; yararlı şeyleri yapmazlar, yapamazlar, yapamayacaklar!

Bu nedenle doğru sözcelerle, doğru bilgilerle yetişmiş yeni bir zihniyete, bir kişiliğe, bir karaktere sahip doğru kişilere ihtiyaç vardır.

Siz ne dersiniz?

Doğruları anlatmak, insanı yorar. Bilgi kirliliği yüzünden, doğru bildiğimiz yanlışlar yüzünden hepimiz farklı farklı doğrucularız. Üstelik karşımızdaki doğruları anlayacak, algılayacak kapasitede biri değilse; bu doğruyu anlatmak insanı oldukça yorar.

Eğitim-öğretim sistemi insanları robot gibi yaşatmaktan vazgeçmelidir. Önce insan yetiştirdiğimizin, yetiştirdiğimizin farkına varmalıyız. Sonra da insanı yetiştirirken ne öğrendiğimizi, ne öğretildiğimizi, ne öğrettiğimizi fark etmeliyiz. Bunun gerekli, yararlı olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Doğruları anlamak sizi yormuyorsa; doğruları anlatmaya çalışınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ramazan Gülsen, Mevlana'nın bu konudaki ifadesini bilirsiniz; "Güneşin büyüklüğü senin pencerenin genişliği kadardır." Anlatılmak istenen, "Yağan yağmurun bıraktıkları senin elindeki kabın kapasitesi kadar." Vurgusudur. Doğruyu bilmek, onu önceden öğrenmekle mümkündür. Bu manada, önceden tuz tatmamış birisine; tuzun beyazlığı, akıcılığı, yemeklerde kullanıldığında tat vericiliği anlatılarak izahı mümkün değildir. Yaşam öğrenmektir. İnsanlar yaşayacak ve öğreneceklerdir. Bu nedenle, "düşme düşeni gör!" Bu nedenle, "düşte gör!" denilmektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 17.07.2012 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 298
Kayıt tarihi
: 10.06.12
 
 

Tekirdağ, 02.01.1961 doğumluyum. Evli, 3 çocuk bâbâcânıyım. Türkçeci, muhasebeci, şâi'r, yazar, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster