Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '07

 
Kategori
Sanat Tarihi
Okunma Sayısı
2404
 

Doğu'nun güneşleri

Doğu'nun güneşleri
 

Genellikle Doğu ve Ortadoğu dediğimiz coğrafi bölgede İslâm dünyasının ülkeleri vardır. Bunların da hepsi sömürge durumundadır. Yakın zamana kadar bir Irak çağımızın emperyalizmine direniyordu, onun da başına neler geldi gördük. Yirminci yüzyılı geride bırakıp yirmi birinci yüzyıla girdiğimiz yılların daha başında, tüm uygar dünyanın gözü önünde, tankıyla, füzesiyle, bombasıyla Irak işgal edildi; tüm dünya sessiz kaldı.

Bu coğrafyadaki doğal kaynaklara gözünü diken emperyalistler, tüm dünyaya jandarmalıklarını ve zorbalıklarını kabul ettirirken, bir zamanlar o topraklarda yeşermiş, ama, bugün kurutulmuş büyük uygarlıkların gözyaşlarını da görmezlikten geliyorlar.

Bir tutturmuşlar ve ne yazık ki, bizlere de yutturmuşlar: İslâmiyet, ülkeleri geri bıraktırıyor.

Tek Tanrılı dinlerin sonuncusu olması nedeniyle, kendinden önce gelmiş dinlerin "tamamlayıcısı" olan ve bu yapısıyla, çağdaş, ilerici, toplumcu bir dinin hangi aşamasında Ortaçağ karanlığı yaşanmıştır, bize gericiliği zorla kabul ettirmeye çalışan Hıristiyan dünyasına sormak gerekir.

Bir dini yayan peygamberdir. İslâm dünyasının peygamberi Hz. Muhammed'in en büyük öğüdü "ilim öğrenmek"tir. Bilimi her zaman ön planda tutan son peygamberin, bir kaç sözüne bakalım ve İslâm dünyasının nasıl bir hamurda yoğurulduğunu görelim.

"Bilginden, yahut bilgi öğrenenden başkası benden değildir"

"Bilgin de, bilgi de, bildiğini tutan da cennettedir"

"İnsanlar iki kısımdır: Bilgin, bilgi belliyen; ikisinin başkasında da hayır yoktur"

"Bilgin kişinin yüzüne bakmak ibadettir"

"Bilgin kişiyle düşüp-kalkmak, oturup-durmak ibadettir"

"Bilginler yeryüzünün ışıklarıdırlar, peygamberlerin halifeleridir, benim varislerimdir; peygamberin varisleridir"

"Bilgiyi gizleyene her şey, hattâ denizdeki balıkla havadaki kuş bile lânet okur"

"Bilgi elde etmeye uğraşan kişi, Müslümanlığın direğidir"

"Bilgiyi öğrenmek her mü'min için farzdır"

"Bilgi elde etmeye çalışan kişi, tahsilini bırakmadan ölürse şehittir"

"Şiir belleyin, çünkü şiir, dilinizi, konuşmanızı düzeltir, düzgün bir hale getirir"

İslamiyetin beş şartından başka birşey öğretilmemiş Müslümanlara daha nasıl aydınlık yollar göstersin Hz. Muhammed? Hangi dinde siz bilime, okumaya, aydınlığa bu kadar önem verildiğini gördünüz?

Pekiyi, İslamiyet hep böyle karanlıkta mıydı? Doğal ki, hayır. İslamiyet bugünkü uygar toplumlara insanlık dersi veren olaylarla doludur. Örneğin, İslamiyetin en büyük koruyucusu ve yayıcısı olan Osmanlı Devleti bile hiç bir sömürgeye sahip olmamıştır. Onun için de imparatorluk değil, devlet olmuştur.

Ya bilimde? Bilimde bütün uygar dünya İslâmiyet'in önünde secdeye varmalıdır. Bugünkü uygar dünya bilimini de Doğu'ya borçludur. Bunları yazacağız, okutturacağız. Çünkü bizler geçmişimizden utanacak hiç bir şeye imza atmadık.

Şimdi size bazı adlar saysam hemen hepsini tanırsınız. Batılılar bunları zaten tanıyor: Avicenna, Averae, Rhozes, Algerisus, Geber, Maimaides, Alhazen... Batılılar bu adları böyle biliyor tanıyor ve eserlerinden yararlanıyorlardı. Ama, on dokuzuncu yüzyılın son otuz yılına girilirken, bu adları araştırma gereğini duydu Batı. Ve bunların aslında, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Razi, Hazermi, Cabir, İbni-i Meymun, Heysem adlarının lâtince adları olduğu ortaya çıktı.

Batı birçok konuda olduğu gibi bilimde de Doğu'dan çok şey öğrenmişti, ama, bunları onurlarına yedirip, teşekkür edeceklerine, adlarda oyunlar oynadılar. Rönesanslarını bize Doğulu bilginlerin buluşlarına değil de, Bizans'ın Türkler tarafından ele geçirilmesinden sonra kaçan bilginlere mâl ettiler.

Ya Harezmi onuncu yüzyılda matematiğe Hint sıfırını eklemeyip de, Biruni cebiri uzaya uygulamasaydı bugün uzay yolculuğna çıkış ne kadar gecikirdi? Birleşmiş Milletler'in Biruni için gün ayırması geç kalan teşekkürdü.

Fransız fizikçi Pierre Curie'nin adını çoğumuz duymuştur. İşte bu fizikçinin çok güzel bir sözü vardır. Der ki:"Endülüs'ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olurduk"

Ünlü Bağdat kütüphanesini Hulâgu yakmıştı. Endülüs kütüphanesini de Şarlman ve kardinal Ximenes. Granada'nın, Bab-ûr-remle meydanında günler süren kitap yakma törenleri yapılmıştı.

Pekiyi, size sorsam, İlahi Komedya'yı kim yazdı diye, ne dersiniz? Bıyık altından gülüp, ne var bunu bilemeyecek diyorsunuz değil mi? Ve yanıtınızı da "Dante" diye patlatıyorsunuz. Oysa İspanyol araştırmacılarının tezlerine göre, İlahi Komedya Eb'ul-ula-Maari tarafından kaleme alındığı ve Dante tarafından kelime kelime çevrildiği kanıtlandı. Dante'nin Bağdat'ta kaldığını ve Arapçayı çok iyi bildiğini de biliyoruz.

Biruni trigonometrik hesaplarla on sekiz elementin özgül ağırlığını bulduğunu anımsayalım ve sürdürelim bilimin sayfalarındaki gezintimizi. Bu sefer Ömer Hayyam'a gelelim. Hayyam'ın, bugün kullandığımız Gregoryan takviminden çok daha az yanılmalı Celâli takvimini bulduğunu ve bunu yaparken enlem ve boylam hesaplarından yararlandığını söyleyelim.

Uluğ Beyi, Kadızade Musa Çelebi ve Ali Kuşçu'yu da hiç unutmamamız gerekiyor. Galile ve Copernikus'in bu bilim adalarına çok borçları var. Uluğ Bey'in, Musa Çelebi'nin, Ali Kuşçu'nun uzay konusundaki araştırmaları sözde kalmayıp kâğıda dökülmüş oluğunu da anımsatayım ve bu bilgilere ulaşmanın Galile ve Copenikus için ne kadar kolay olduğunu bilgilerinize sunayım. Gerisini yorumlamak sizlere kalsın.

Roger Bacon, "Bilimim baş konusu gözlem ve deneydir" deyince on beş yıla mahkûm olmuştu. Nedeni, Müslüman olduğuna karar verilmesiydi. Çünkü bu sözleri ondan iki yüz yıl önce İbn-i Sina söylemiş "Gözlem ve deney bilimin zorunluluğudur" demişti.

Bugün bağnazlıklar içinde gezinen İslâm dünyasında, yıllar önce Arabi çıkıp "Tanrıyı yaratan insandır" demişti. Bugün dese başına neler gelirdi?

Yine Arabi, ışık hızının sesten fazla olduğunu ve onun da zerrelerden, yani atomlardan oluştuğunu ileri sürmesi ilginçtir değil mi?

Farabinin bilimle-metodculuğun öncülüğünü yaptığını da bir küçük not olarak aktaralım.

Pekiyi, siz, Mukaddime'yi okudunuz mu? Şu sosyoloji bilimini dünyaya kazandıran İbn-i Haldun'un eserinden söz ediyorum. Darwin'den üç yüz sene önce insanın köklerini açıklayan İbn-i Haldun'dan sözediyorum, evet.

İşte Doğu'nun güneşleri bunlardı. Benim araştırp bulduğum, okurken gözüme ilişenler bunlardı. İslâmiyet Hz. Muhammed'in de ısrarla üzerinde durduğu gibi önce bilimden yanadır. Bunu İslâm dünyası yakın tarihe kadar yaşatabildi. Sonra da dinin değil, emperyalistlerin oynuna gelip, bilimdem koptu. Büyük insan Mustafa Kemal Atatürk "Yaşamda tek yol gösterici bilimdir" derken, İslamiyete de en büyük iyiliği yapıyordu. Ama, olmadı.

Şimdi İslâm dünyasının geri kalmışlığını dine yormak, İslamiyete yapılan en büyük kötülüktür.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıkların çok güzel şeyler,insanı gururlandırıyor. Ama dinimizi istismar eden, çıkarları için insanları dinin arkasına sığınarak sömüren,geri kafalı,örümcek beyinli,cahil insanlar malesef islamiyeti geri kalmışlığa sürüklediler.M.Kemal Atatürk Milli mücadele sırasında bu insanlardan az çekmedi.Vatan elden giderken, emperyalizmin uşağı olan padişaha karşı çıkan,milli mücadeliyi başlatan M.Kemalin ordusundaki bu geri kafalı insanlar, padişaha karşı çıkmak günahtır diye cephelerden kaçtılar,tüm halkı günahtır diye kışkırttılar.O zamanlar bunlara "Gavur Müslümanlar" demişler.Çokta güzel demişler.Herşeyin en eskisi,ilki islamiyetten geliyor.Ama onlar ilerde.. Benden ilerde,ama geri dönmüş bana bakıyor... Neden? -Senin yaptıklarını görüpte yapmamak için..

Kenan Soyalp 
 01.06.2007 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3218
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster