Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1301
 

Doğuda bir köyüm ben

Doğuda bir köyüm ben
 

Akıncılar Köyü Kahta Adıyaman


Doğuda bir köyüm ben, yıkık, dökük, uzak, harap, garipsi...

Ben, doğuda bir köyüm, çayır-çimen koktuğum ve akşam olduğunda yorgun başımı Anadolumun omuzlarına koyduğum….

Çocuklarım vardır benim, sarısından, beyazına, siyahından melezine, sevinçlisinden kederlisine, hoplayanına, zıplayanına, afallayanına, boncuk boncuk bakanına ve ellerini çırpanına kadar onlarca çocuk sesi.Tıpkı yatağına sadık, rengarenk bir şelale gibi.

Kana bulanırım bazen hiç yoktan var edilen bir kavgada, vurulup-dirilirim bir annenin sarı-sıcak kucağında.Yağmur olur, bulut olur düşerim bazen sapsarı başaklara ve bazen de güneşte kıvranır, yerde can çekişirken bulunurum……..

Doğuda bir köyüm ben, bir yamacım Nemrut’a, bir yamacım Karacadağ’a baktığında.Bir yanım ulaşılmaz Ağrı Dağı’nda kalır, mağrur ve asi… Bir yanım Fırat altında saklı, belki bir gün çıkagelirim.Her parıltıyı toprağında besleyen ben, lakin susuz kalır bahçelerim, bağlarım, çatlar dudaklarım ve sonunda yaprak yaprak dört bir yana savrulur, zamansız ölürüm.

Her kış uzanırım kar altında boylu boyunca, kendi yuvasına tünemiş baykuş misali, dünyadan habersiz kesilirim.Çetin fırtınalara direnirim yalnız bir başıma.Bahar gelir, yeşil ile mavi ilk bende kucaklaştığında, bir yanım binlerce dala dönüşür, çiçek çiçek tomurcuklanır, gürül gürül su kesilir, vadilerime, sırtlarıma doğru bir hışımla akarım.

Adamlarım vardır benim, kalın bıyıklı, izbe odalarda kaçak tütünü ciğerlerine çekerken, öksürüklere boğulan. Annelerim vardır benim, taşlı dikenli yamaçlarımda, yüzlerindeki bin yıllık çileyle mor koyundan bereket sağan.Taze gelinlerim vardır, bir şafak vakti çınlayan bir ağıtla, kederi içime dolan.Gizli gizli sevdalar yaşanır bende, bir yaz akşamının serin meltemi değdiği tenimde.Gökyüzüne düşlerini işlerim o an, bir bilinmezliğe doğru, sonsuz bir uçurumda usul ususl kaybolurum.. Sevmek yaşamak, yaşamak da sevmektir dediğimde, bulanık bir yanılsama olur, derin bir iç çekişle saplanırım dilsiz sayılan bir benli kızın kalbine.

Ne taklidi bilirim, ne otantiği, ben doğuda bir başına kalakalmış, garip, uzak, amansız, bir varmış bir yokmuş tadında, bir köyüm.

Akşam, sakin, ağır ve sabırla konar bende.Çobanlar kavallarını ellerine aldıklarında, dağlarıma, vadilerime doğru lacivert renginde türkü olur da yağarım.Köpek havlamaları çocukların oyunlarına karışır birden ve karanlık gecelerimde başka bir yaşam tomurcuklanır bir yara gibi içimde.Tarla faresi gece karanlığını sever, bir yılan sinsice kendi avına uzanır.Akrep yedi boğum ve haindir, hep pusuda bekler.Masallar can bulur paslı kulaklarımda.Yağız yüzlü dedeler, suları okşarcasına uykular tüketirken, gökte binlerce yıldız resmi aklımı alır, toprak kokulu damlarımda hayat, acemice ve nazlı olur...

Sonra gün aydınlanır nasıl anlatsam, tan yeri kızıla boyandığında en erken ben uyanırım, bebek sesleri, horoz ötmeleri ve tezek kokulu soba dumanlarıyla yaşama gebe bir güne daha sevinçle merhaba derim.Sonra sırt sırta vermiş iki koca dağın kesiştiği yerde bir yol gözlerim hep, bir umut beklerim, bendeki çocuklara daha güzel bir dünya vaadedecek.Bir öğretmen isterim bende, bulutlara baktıkça bulut, kuşlara baktıkça kuş ve yalnızlık içinde sularıma uzandıkça su oluveren..Nedendir bilmem böyle, gelişi bayramdır bana, gidişinde bir umman biter en can alıcı yerimde.Bu gidişle bahara varmaz sanırım, bir öğretmenin daha gelişi bitmeden, gidişine tanıklık eden gözlerim.Hep kaçan onlar, kovalayan ben olsam da, benim adım çıkar cehalete, yer yordam bilmeyene, gün ortasında çıkmaz sokakları yitirene.Ne iduğu bile bilemediğim kapkaççıya, tinerciye, namussuza, hırsıza, gündüz uslu bir çocuk, gece koynunda yılan besleyene.Suçlu ben olurum hep, okumamış, mürekkep yalamamış anne ve babaya yurtluk ettiğime.Oysa kaç bin yıldır çırpınıp dururum, aydınlansın sokaklarım, karanlıkta kalan kör kuytularımda çocuklar boğazlanmasın diye.Ama maviye çalan gözleriyle çocuklarım, bir ateşin titreyişiyle bekler tepelerine doğacak güneşi, umutlarına çare olacak, mum misali erime pahasına etrafına aydınlık verecek, çorak topraklarında nehirler akıtacak bir öğretmeni…..

Ben sizin doğuya bakan yanınız, öylesine yalnız, öylesine hatırlanmaya muhtaç, saflığımdan, aklığımdan bulutlar bir el uzatır, onlara tutunur bir arşa yükselirim.Öylesine suskun, öylesine mahzun, hani şu yolsuzluğum, yoksulluğum, çok uzaklarda varılamaz gibi görüldüğüm…..

Ve acım yanağınızı okşadığında, sol yanınızı kanatan varlığımla ben, doğuda bir köyüm.

http://www.idealistogretmenler.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Köyde, kentte, aşkta ve siyasette. Farkında mısınız. Sol sanki acıması için yaratılmış. İçim acıyor o yüzden. Buna rağmen o köylerin ağaçları var her bahar yeşeren ve umuda kesen, inançla ve inatla kışlara direnip her ilkbaharda yeniden yeşeren. Biliyorum ki ellerinizle büyüttüğünüz o çocuklar yoksulda olsalar Türkiye'nin hatta dünyanın dört bir yanında inanca ve umuda yeşerecekler. İşte o zaman o sol tarafta sürekli depreşen acıyı gözyaşlarına dönüşecek. Fakat mutluluk gözyaşlarına. Sevgiler inançlı, bilinçli, yürekli genç adam. Biliyorum ki geleceğimiz sizin gibi yürekli insanlara güvenle emanet edebiliriz.

Ayrıntıda gezinmek 
 14.02.2008 1:52
Cevap :
Yorumunuza ekleyecek bir şey bulamadım.Katkılarınız için sonsuz teşekkürler.  14.02.2008 17:28
 

Siz ve öğrencileriniz uzakta değilsiniz. Baksanıza şu soğuk kış gecesi bile evimize misafir oldunuz. Öğrencileriniz çok şanslı, sizin gibi ileri görüşlü, zeki bir öğretmene sahip oldukları için. Kolay gelsin.

serifsoner 
 10.02.2008 0:39
Cevap :
Katkılarınız için içtenlikle teşekkür ederim.. Eksik olmayınız...  10.02.2008 15:21
 

Öğretmenliğin kutsal ve şerefli bir meslek olduğu inancıyla, Atatürk ilke ve devrimleriyle perçinleşip geliştiği zaman yenilmeyecek bir sorun ve zorluk yoktur. Yirmi yılı tamemen köylerde geçmiş bir öğretmen olarak bunu söylüyorum. Sizlere de başarılar diliyorum...

Yalnıztürk 
 08.02.2008 18:43
Cevap :
Bu dosdoğu katkıya ne eklenebilirki ,anlamlar yüklü tümcelerinizi içselleştirerek özümsüyorum...paylaşma fırsatı sunduğunuz için teşekkür ederim...  10.02.2008 15:23
 

sevgili dostum, anılarımı depreştirdin. hergün arşınladığım o karlı, çamurlu, kirli sokaklar... dalgalı fıratın masmavi yansımaları, sapsarı başaklar ve nergis kokusu taşıyan nemrut poyrazı...o poyrazdır belki sendeki eğitim aşkını harekete geçiren. ama kurmamış olsaydın o yeldeğirmenini ne işe yarardı karayel, lodos, poyraz...

ahmetes 
 08.02.2008 11:54
Cevap :
o rüsgar,o hasretler yüklü ılsgın ısın esen yeller,gittiğinden beri hep sana doğru estiler...bir dönüp baksaydın ya,içinde düşlerimizi bulacaktın değerli öğretmenim,,,yüreğimizdesin bunu bil...sımsıcak cümleleriniz için çok teşekkür ederim....  10.02.2008 15:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 447
Toplam mesaj
: 104
Ort. okunma sayısı
: 1154
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1974 yılında  Erzurum’ un Karayazı ilçesinde doğdum.İlköğrenimimi Erzurum'da,Ortaöğrenimimi Şan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster