Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
771
 

Doğum Günü!

“Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri;

İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni”.

Yunus Emre’nin bu dizelerinde saklı olan anlam, bize aslında cennet olarak kafamızda/hayalimizde canlandırdığımız olgunun varlığını anlatır. Kur’an’daki metaforları gerçek sananlar için cennet, yalnızca sayısız meyve ve huri bulunan bir yerden ibarettir. Sadece bu kadar mıdır?

Elbette hayır!

Peki sonsuz yaşamımızda ulaşmak istediğimiz nokta neresidir? Yine de burada dikkat edilmesini istediğim bir nokta var. Öncelikle Dünya yaşamında eğer ki nefsimizi terbiye edememişsek; egomuzdan, benliğimizden, bedensel arzularımızdan arınamamışsak; anne karnında tespit edilen SAİDlik için yeterli olmayabilir veya geçiş boyutu sonrası bazı işlemlerin yapılması gerekiyordur diye düşünmek lazımdır. Metaforun arkasını ‘görmek’ istiyorsak gelmek istediğimiz yer burası olmalı.

İbn-i Arabi Hazretleri bu konuda şöyle der: "Mahşer ortamından sonra 50 bin durak yeri vardır, her durak yerinde yani çadırlarda yaşam ise 1000 senedir, insan hayattayken yapamadığı çalışmaları orada gerçekleştirir ve onları idrak ettikten sonra cennete gidebilir.”

Saidlik hükmü altında olanlar ‘Bühl cennetine’ gitseler bile arınmak zorundadırlar.

Bu husus ahiret hayatında birtakım sıkıntıların olmayacağını bize göstermez.

Karşımıza çıkan sorunları düşündüğümüzde yaşama dair tüm negatifi, belayı, üzüntüyü, sıkıntıları dünya yaşamında bertaraf edip bazı koşullardan arınmak da şarttır. Bu, bir nevi hastalığı erken teşhis edip tedavi yoluna gitmek anlamına gelir.

Örneğin, kendi bilincine yeni ufuklar açarak tekrar tekrar direnen Eflatun'la görüştüğünü belirten Abdülkerim Ceyli Hz. leri onun makamının yüceliğinin belli evliyalarda dahi olmadığını söyler. Fakat buna rağmen, Eflatun iman nuruna sahip olamadığı içindir ki ŞAKİ hükmü altındadır. Hakikat ilmi olmasına rağmen, hakikat şuuruyla bu ilmi yaşayamamıştır.

Başka bir örnek ise Hz.Musa’nın yaşamı ile ilgilidir.  Sürekli bir arayışta olarak değişme, dönüşme istekleri ile yaşayan ancak istekleri ile ilgili beklentileri bulunmayan TENZİH anlayışının sahibi; yedi yıl Şuayb a.s.’ın yanında kendindeki beşeri sıfatları silip, TEKlik ve Vahdet yaşamını yaşayabilmek için nefs terbiyesiyle ilgili bir takım çalışmalar yapmıştır. Bu durum güzide bir Nebi/Rasul' de böyle ise söylenecek başka bir şey kalmamıştır. Sadece akıllardan çıkarılmaması gereken husus,  KADER çizgisi itibariyle yazılım SAİDlik hükmüyle bu hususları da içermektedir diyebiliriz.

Hakikati yaşamak için bütün değer yargılarımızın, tabularımızın tokat yemiş gibi sarsılması ve yıkılıp yok olması gerekir. Beyin sapındaki otomatik ve ilkel çıkışları; silme, degiştirme, kontrol etme yoluyla nefs terbiyesine girmek o kadar kolay değildir.  Hayal kırıklıkları, yetersizlikler çaresizlikler ve isyan edişler, bitmek bilmeyen içinize dalan korkular, suçluluk duygusu artık son bulmalı, yani YOK olmalısınız.

Silinen data yeniden formatlanırken, mana aleminde de buna yönelik açılımlar olacaktır. Bu hususu da gözden kaçırmamak gerekir ki değinmek istediğim boyut artık HALİFE CENNETİne aittir. Hakiki cennet budur.

Kolaylıkla takip edilebilecek ehline ait bu düşünceleri hayatınızda bir kırılma noktası olarak kabul edin. Sevgili okurlar! Yazı başlığı ‘Doğum Günü’ idi. Doğum günümde aklıma gelenleri yansıttım. Sürçü lisan ettiysem affola.

Hoşçakalın

 

Ahmed F. Yüksel

Bodrum-Milas  30.10.2019

 facebook.com/ahmedfevzi.yuksel
instagram.com/sufafy
twitter.com/sufafy

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

teşekkürler

Volkan Tolga 
 01.11.2019 21:43
 

“Doğum günü” yazının içeriğine uygun bir başlık olmuş, çünkü nefs terbiyesiyle arınmış kişi, yeni bir bilince doğar. Ölmeden önce ölen, yeni bir algıya geçer. Bunun için egosal benliğine ait tüm kabullerinden arınman ve beden kaydından özgürleşmen gerekir, demişsiniz. Hakikati yaşayanlar, kendilerini terbiye eden yetiştiricilerin öğretileriyle olgunluk kemalatına ermişler. Bu gerçekleri kendimize baz olarak alırsak, hatta yaşayan bir örnekle karşılaşmışsak, dört elle O’na tutunup, farkındalık yolunda hakikatimize şahit olma adına önemli bir adım atmış oluruz. Yazıdaki asıl can alıcı nokta, insanın, dünya yaşamında arınamadıklarından, ölüm ötesinde arınacağı gerçeğidir; demekki dünyada yaşanılan tüm yanmalar, hakikatte, bilincimizi yükselişe tıkayan bilgilerden temizleyen rahmettir. Dünya hayatimizda ne kadar cok arinirsak, o kadar ölüm ötesi boyuta arinmis olarak gecmemiz mümkün kilinir ki bu CENNET halinin yasamini getir. Teşekkürler

Türkan Gündüz 
 31.10.2019 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 586
Toplam yorum
: 1844
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10603
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster