Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1725
 

Doğum günü hediyesi

Doğum günü hediyesi
 

Himmet amcayla Şehriban teyze o sabah erkenden yola düşmüşlerdi. Gerçi her maaş gününde böyle erkenden yola düşerlerdi ama, bu kez daha bir sevinçliydiler, özellikle Himmet amca. Çünkü önceki ay bütün borçlarını bitirmiş, kuru erzaklarını depolamıştı.

Aslında Himmet amca sevinçli olmanın yansıra düşünceliydi de. Birkaç gece önce Şehriban teyzeyle televizyondaki diziyi izlerlerken, dizideki kadının doğum gününü kutlama sahnesinde Şehriban teyze belli belirsiz bir şeyler söylemiş, Himmet amca ne dediğini sorduğunda da hiç doğum günü kutlaması yapmadıklarını ve bu yüzden hiç doğum günü hediyesi almadığını söylemişti. Şehriban teyzenin doğum gününün maaş gününden sonraya denk geldiğini hatırlamıştı Himmet amca. Şehriban teyzenin anası ' Seni cüce şubatın ilk günü doğurdum, o yüzden mi ki boyunun böyle cüce gibi kısacık oluşu ' dermiş kızına, şakayla karışık. Şehriban teyze boyunun kısalığıyla ilgili bir olay olduğunda hep bu cümleyi anlatırdı gülerek. Bu yüzden doğum gününün 1 şubat olduğundan emindi Himmet amca.

Bankaya ulaştıklarında sıra numarası alıp, boş buldukları koltuklara iliştiler. Himmet amcanın aklından neler geçtiğinden haberi yoktu Şehriban teyzenin, o diziyi izlerken söylediği sözün Himmet amcanın içine nasıl işlediğiğnden de. Himmet amca kendini zorluyor, ama bir türlü Şehriban teyzeye doğum günü hediyesi olarak ne alacağına karar veremiyordu. Gücü yettiğince her şeyi almıyor muydu zaten? Böyle derin derin düşünürken aniden bir ışık yandı zihninde. Bankaya girerken gözüne, yandaki mağazanın vitrinindeki yazı ilişmişti; Her beden pantolon bulunur. Karar vermişti, pantolon alacaktı karısına. Tıpkı o doğum günü sahnesini izleyip iç geçirdiği gibi, pantolon giyen kadınları gördüğünde de buna yakın şeyler söylemişti Şehriban teyze. ' Ne güzel, hiç bacaklarını soğuk tutmuyordur pantolonun içinde ' deyivermişti, bir çocuğun ' Şu balona bak ne güzel ' deyişi gibi, hesapsızca, içtenlikle.

Bankadaki sıra numaraları ardarda yanmış, Himmet amcaya gelmişti sıra. 610 numara 3. vezneyi gösteriyordu. Himmet amca sevinçle yuvarlanarak vezneye yanaştı, kimliğini ve banka cüzdanını uzattı, sessizce beklemeye başladı. Veznedeki bayan 645 TL 85 kuruş diyerek parayı ve dekontu uzattı Himmet amcaya, imzalaması için. Himmet amca dekontu imzalayıp, daha bir sevinçle döndü Şehriban teyzenin yanına. Azıcık da olsa maaşına zam gelmişti ve borçları da yoktu bu ay, nasıl sevinmesindi.

Bankanın merdivenlerinden inerken ' Şehriban ' dedi ' İstersen sen Ayşegiller'e git, ben de çarşıdaki kahveye uğrayayım, ne zamandır uğramadıydım, öğlen evde buluşuruz '. Şehriban teyzenin de aklına yattı bu fikir, Ayşegiller'e aylardır gelmiyordu, ne sevinirlerdi karşılarında görünce. Şehriban teyze gözden kayboluncaya kadar ardından baktı Himmet amca. Sonra da bankanın yanındaki pantoloncuya daldı.

Tezgâhtar kız koşarak geldi yanına, nasıl yardım edebileceğini sordu.' Pantolon alacaktım da ' diye geveledi Himmet amca. ' Kızınıza mı? ' dedi tezgâhtar kız. ' Yok ' dedi Himmet amca ' Bizim hanıma alacaktım ' Kız hafiften gülümsedi ve sonra toparlanarak sordu ' Teyzemiz kaç beden giyiyor? ' diye. Himmet amca birden dondu kaldı sanki. Hiç bilmiyordu ki Şehriban teyzenin bedenini. Utandı, sırtı terlemeye başladı sıkıntıdan, ne diyeceğini düşündü. Ve birden...Aylar önce aniden yatak odasına girdiğinde Şehriban teyzenin kendi pantolonlarından birini giymiş, aynanın önünde bir sağa, bir sola dönüp kendini incelediği sahne geldi gözlerinin önüne. Nasıl da kalıp gibi oturmuştu pantolonu, karısının üstüne. İkisi de kilo olarak aynıydı ya zaten.

Himmet amca kararlı bir hareketle kazağını hafifçe kaldırıp pantolonunun kemerini çıkardı, tezgâhın üstüne koydu ve tezgâhtar kıza, sanki daha önceden böyle yapmayı hesaplamış gibi bir doğallık içinde; ' Bizim hanımla bedenimiz aynı, vitrinde şu siyah pantolonu gördüydü ama, mağazanız kapalıydı alamadıydık, senin kemer ölçüne göre versinler diye beni yolladı. Kemerin 3. deliği bel ölçüsüymüş ' deyiverdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biraz nefes alınca - onlarca yıllık hayat arkadaşına doğum günü hediyesi almayı düşünmek... Sevda yalnızca bir sözcük olmanın ötesinde bir şeyse eğer, budur tümüyle. Yahu... Bazı değerli kavramları deşip bulmak için eski toprakların peşine düştük galiba. Benim kaşar öyküsü gibi. Gençler de her 14 şubatta hediyelendiriyorlar ya birbirlerini. Sevda tavan yapıyor küresel boyutta!!! Sevgi ve selamlar...

Haşmet Şenses 
 03.02.2010 14:31
Cevap :
Sevda denilen şey, yaşayan hatıralardır şarkısı gelmez mi şimdi aklıma. Ne varsa bozulmamışlık adına hep eskilerde bulmuyor muyuz zaten? Hani eski domateslerin tadı gibi, sevdaların da tadı yapaylaştı sanki. Küresel boyutta olmasa da, bol ışıklı AVM'lerdeki kasalara akan paranın tavan yaptığı kesin:) Oysa güzel bir cümlenin içinde, ya da bir sıcak bakışta saklıdır sevdanın gerçekliği. Sevgiler...  05.02.2010 15:09
 

herhangi bir hediye neyse de 'kıyafet' ben de alamam. anlamam, seçemem. Doğum günü hediyesi olarak kocasından karpuz alan bir kadın da tanıyorum o geldi aklıma. 'yesin de kanlansın' diye bırakıvermiş ellerine kadıncağızın... sevgiler Tülin hanım kaleminize sağlık....

seringel 
 02.02.2010 23:32
Cevap :
Sevgili Okan, şu karpuz olayına nasıl güldüm bilsen:) Umarım karpuz seçmeyi bilen biridir. Düşünsene, karpuz kabak çıksa hediye olmasının da anlamı kalmayacak:) Senin hediye olarak kıyafet almana gerek yok zaten. Hemen bir beste yapıp dünyanın en güzel hediyesini verebilirsin sevdiğine. Sevgilerimle...  05.02.2010 15:04
 

Bu güzel öyküyü, bir muzip öyküyle sulandırmama izin verir misiniz?:) Bunda, kahramanımız eşine sütyen almaya gider. Tezgahtar kız ölçüyü soruyor doğal olarak. Adam bir türlü numara söyleyemez. Kızcağız ne yapsın, aklına geldiği gibi sorar; "Portakal gibi mi?, elma gibi mi? yumurta gibi mi?" Hah! der adam; evet evet yumurta gibi... Ama sahanda yumurta!.. Böyle duygulu bir öykü sonrası azıcık tebessüm katayım istedim. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 01.02.2010 16:35
Cevap :
Fatma arkadaşımızın da aklına gelmiş aynı öykü:) Aslında rahmetli Bal Mahmut'un ( Mahmut Baler ) çok daha güzel bir fıkrası vardır buna benzer bir konuda. Öykümü sulandırmamış, aksine neşelendirmişsiniz:) Sevgilerimle...  01.02.2010 22:08
 

Kutluyorum Himmet Amca'yı :) Gözümün önüne birbiriyle sürekli didişen, ama birbirlerini bir o kadar seven edi ve büdü geldi:) Çok hoş, sıcak ve halktan bir öykü olmuş. Devamını bekliyorum:) Sevgiler...

mea culpa 
 01.02.2010 0:14
Cevap :
Zaten hep öyle değil midir? Hepimiz edi ve hepimiz büdüyüzdür icabında:) Ehem:) Devamını yazabilmem için yine bankadaki insanları gözlemem gerek:) Sevgilerimle...  01.02.2010 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2135
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster