Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1342
 

Doğum sancıları çeken Kuzey Irak doğurmak üzere...

Doğum sancıları çeken Kuzey Irak doğurmak üzere...
 

Alsa iyi olmaz mı?


DOĞACAK ÇOCUĞUN ADI, "TÜRKİYE - KUZEY IRAK FEDERASYONU" OLABİLİR Mİ?

Başlarken...

2007 yılında bu konuda bir blog yazdım... 

2009 yılında, gelişen yeni durumları göz önünde tutarak, aynı konuda  iki blog daha yazdım.

Bir önceki bloğum, yukarıda belirttiğim üç bloğun sonucu olan kısa bir değerlendirmeydi... Doğru ya da yanlış...

Bu yeni bloğuma, önce  şu soruyu sormakla başlayalım : "Kuzey Irak, acaba nasıl bir siyasi oluşuma gebe?"

BİZ ŞİMDİ, DOĞUM ÖNCESİ DURUMA BİZ GÖZ ATMAKLA BAŞLAYALIM İŞE...

Merkezi, Brüksel'de bulunan ABD Düşünce Kuruluşu, 2005 yılında hazırladığı bir raporda, Kürt yetkililerin, "Türkiye'ye katılma isteği"ne dikkat çekmişti... Hazırlanan raporda, dolaylı olarak da Türkiye'nin "Kerkük"e sahip olacağını belirtmişti.

Irak'ın kuzeyindeki Bölgesel Yönetimi'nin, adı açıklanmayan bir yetkilisi de, "Bağımsız olmak hakkımız, fakat bu olmazsa, ben Türkiye ile birlikte olmayı, Irak'la birlikte olmaya tercih ederim... Çünkü Irak demokrat değil, tek çıkar yolumuz, bölgenin, 'Musul Vilayeti' adıyla Türkiye'ye katılması doğrudur" (1) şeklinde bir ifade etmiştir.

Bu ifade, açıkça söylenmese de, bir "Türkiye - Kuzey Irak Federasyonu" düşüncesini taşıyordu. Ancak o zamanlar Türkiye bu isteğe sıcak bakmamıştı... Türkiye'nin sekiz yıl önceki siyasi ve sosyal ortamını şöyle bir hatırlarsak, Türkiye'nin bu tavrını anlayabiliriz...

X   X   X (2)

ABD Düşünce Kuruluşu'nun, yukarıda sözünü ettiğim raporu, bana 1925 yılında "Milletler Cemiyeti"nin Musul Vilayeti halkının siyasi nabzını yoklamak için bölgeye gönderdiği ve tarafsız ülkelerden seçilmiş üç üyeden oluşan Komisyonu'nun hazırladığı benzer raporu hatırlattı.

Komisyon'a, Türkiye adına Cevat Paşa ve beraberindeki  bir uzman eşlik ediyordu.... Komisyon'un bölgeye ulaşmasından itibaren, İngilizlerin ve Irak makamlarının bütün baskılarına rağmen bölge halkı, Komisyon'a eşlik eden Türk Heyeti'ne karşı sevgi gösterilerinde bulunmuşlar ve Türk Yönetimi'ne olan bağlılıklarını ifade emişlerdir.

Komisyon üyeleri, Musul(merkez), Erbil, Süleymaniye ve Kerkük gibi önemli merkezlerde toplum ve kişi olarak da, tek tek yaptıkları incelemelerde sordukları "Türkiye'yi mi istersiniz, Irak'ı mı?" sorusuna bölge halkının çoğu "Türkiye'yi istiyorum" yanıtı vermişlerdir.

Komisyon, bazen 70-80 köyün hep birlikte "Türkiye" dedikleri için daha fazla soru sormaya gerek duymamış ve bölgeden ayrılarak raporunu, bölgede  gördükleri ve duydukları doğrultuda hazırlamışlar ve Milletler Cemiyeti'ne sunmuşlardır.

Bütün bu gerçeklere rağmen, Milletler  Cemiyeti'ne (O günün Birleşmiş Milletleri) egemen olan İngilizlerin marifetiyle, Üçlü Komisyon'un Raporu etkili olmamış ve Musul(Geniş arazi tanımıyla Kuzey Irak) Misak-ı Milli Sınırları dışında kalmıştır.

X   X   X

 2009 yılında, verdiği ağır zayiatlar nedeniyle PKK Kuzey Irak'a çekilmişti...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2009 yılı içinde bir Bağdat ziyareti yapmıştır... Orada yaptığı görüşmeler, o sırada "Kuzey Irak" konusunda hızlı bir iletişim sürecine girildiği izlenimi vermişti.

Çünkü o sıralarda, genel Irak Yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ve kişi olarak da, Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı  Barzani  arasında bu denli bir fikir beraberliği oluşmuştu... 

Irak Cumhurbaşkanı şöyle diyordu o zamanlar :

"PKK, ya silahları bırakır ya da Irak'tan gider"... Bu net ve kesin bir tavırdı. Bu dönüşü olmayan bir yola girmekti... Çok ciddi bir uyarı idi...

Arkasında ABD desteği olmasaydı Talabani'nin bu tavrı koyması o kadar kolay olmazdı. Çünkü, daha önceki zamanlarda Talabani ve Barzani, Kuzey Irak'ta ABD'nin iki memuru ya da iki taşeronu gibi hareket ediyorlar ve her attıkları adımdan ABD'yi haberdar ediyorlardı...

ABD Düşünce Kuruluşu'nun, 2005 yılında hazırladığı rapor ile 5 yıl sonra Irak Cumhurbaşkanı'nın bu net ve kesin tavrı aslında Türkiye için bir fırsattı...

Benzer bir fırsat da, Körfez Savaşı sırasında çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 1993 yılında ABD yetkilileri ile Washington'da yaptığı bir görüşmede, kendisine sorulan bir soruya ; "Kürtlerin devlet kurarak Türkiye'ye bağlanmak isrediğini(3) söylemişti

Zaman geçti ve tarih tekerrür etmek üzere... Sürdürülen "Çözüm ve Barış Süreci", Türkiye ile Kuzey Irak Yönetimi arasındaki olgunlaşan  ilişki, öncekilere benzer  bir durumu ya da fırsatı ortaya koymuştur.

SONUÇ : Lozan'dan bu yana, Musul Vilayeti'nin(bugünkü Kuzey Irak'ın), Misak-ı Milli Sınırları içine alınması için çok fırsat çıkmış ama Türkiye, doğru ve yanlış çeşitli gerekçelerle bu fırsatlardan yararlanamamıştır(4)

Bu bakımdan çıkan bu fırsat da, hemen bir kenara atılarak bırakılmamalı ve değerlendirilmelidir diye düşünüyorum... Türkiye'nin sınırlarını güneye doğru genişlemesi için bir "Türkiye- Kuzey Irak Federasyonu" bile çekinilmeden tartışılmalıdır....

Bakın, bir yıla yakın bir zamandır hiçbir şehit vermedik... Oğulları askerde olan anneler, babalar, eşler ve çocuklar ve genç nişanlılar, rahat ve huzurlu... Biliyorlar ki omuzlarına bayrak sarılı olarak gönderdikleri askerleri yine aynı şekilde geri dönecekler... Askerlik çağına gelmiş evlatları olan anne ve babalar da, aynı rahatlık ve huzur içindeler.

30 yıldır verilen bu mücadelede ne kazandık be kaybettik... Bunun muhasebesini yapmalıyız...

Artık, omuzlarına aldıkları bayrakla asker ocağına koşan genç fidanlarımızın, aynı bayrağın sardığı cenazesi olarak geri dönmesini istemiyoruz...

Önümüze bir kez daha çıkan bu fırsatı, "Büyük Kürdistan"a giden bir adım olarak değil de, "Büyük Türkiye"ye çıkan bir yol olarak göremez miyiz...?

 

 cdenizkent

 _________________   :

(1) Milliyet.com.tr - 9 Temmuz 2009

(2) (X  X  X.....X  X  X ) arasındaki kısım ve daha fazla ayrıntılar için, cdenizkent, M Dosyası, Misak-ı Milli ve Musul, İstanbul, 2000, ss. 155-156

(3) Yavuz Gökmen, Özal Yaşasaydı, Ankara, 1994, ss.76-77

(4) Çıkan ve heba edilen bu fırsatların ayrıntıları için, "Musul'un işgaline yaklaşılan durumlar" konusun işlendiği birkaç bloğum ile "Çözüm ve Barış Sürecini" yazı dizim okunabilir.

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fukuyama tarihin nihayetlendiği kehanetinde bulunmuştu. Daha sonra bu kehanetini revize etmiş olsa da insanlığının tarihinin akıp gitmeye devam edeceği zaten bellidir. Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz ve her köprünün altından daha nice sular akmaya devam eder. Bölge siyaseti benim birinci derecede ilgilendiğim bir konu değildir ama sizin özellikle bu konuyla yeterince ilgilendiğinizi biliyorum. Eğer her şey sizin düşünceleriniz doğrultusunda gelişirse bunun gerek bölge barışı ve gerekse de Türkiye'nin geleceği açısından çok iyi gelişmelere neden olacağını düşünüyorum. Umarım biz Türkler "yurtta sulh, cihanda sulh" düşüncesini bir ezberden öteye geliştirir ve benimsemeye başlarız. Ancak ne var Türk insanını iyi tanıdığım için çok çok ümitli olduğumu söyleyemem. Yapabileceğim tek şey aklın er ya da geç hamasetin önüne geçmesini dilemektir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 19.11.2013 15:43
Cevap :
Merhaba Mustafa bey...Ben hayalci değilim...Ben, günümüz siyasetini değerlendirirken, geçmiş tarihimize döner ve orada günümüze yönelik ipuçları ararım...Bir de, Türkiye'nin bulunduğu hassas coğrafyanın kendisine dayattığı "jeopolitik ve jeostratejik" gerekliği düşünürüm...Bakın bunu söylemekten pek hoşlanmayacağım ama söylemek zorundayım; 2010 yılında blog yazmaya 3 yıllık bir ara verdim ve veda yazımda, o günlerde yoğun PKK eylemlerine rağmen, 2013 yılında PKK'nın sonunun geleceğini yazdım ve veda yazımı 2013'te buluşmak üzere noktaladım...2013 yılında döndüm ve tekrar yazmaya başladım ve 2013 yılında PKK eylemleri bitti ve "Çözüm ve Barış Süreci" denen bir süreç başladı... Şimdi de, yukarıda belirttiğim gerekçelerle, Kuzey Irak'ın bir şekilde - 5 yıl içinde - Türkiye'ye bağlanacağını söylüyorum...İsteyenler o gün için "atmışsınız tutmuş" desinler ve yine isteyenler isterlerse "yine atıyorsun" desinler...Yorumunu için teşekkür ederim...Selamlar  19.11.2013 19:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 916
Toplam yorum
: 2414
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster