Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '17

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Doğum sancısı değil, ‘dalgalanma’

Doğum sancısı değil, ‘dalgalanma’
 

Fotoğraflar, Gaye Gön tarafından çekilmiştir.


Mir Kaya’ya hamileliğim boyunca 30 yıldır bilincime işlenmiş ‘‘Doğum acısı hiçbir şeye benzemez. / Doğum sancısı gibisini bilmem. / Sen daha kan aldıramıyorsun, nasıl doğuracaksın? / Öyle, böyle bir ızdırap değil...’’ cümlelerinin yerini, ‘‘Her şey yolunda gidecek, kolaylıkla, sağlıkla bebeğimi kucağıma alacağım. Doğum, doğanın bize bir armağını. Tarlada kadınlar tek başlarına doğururlarken, ben hastanede koca bir ekiple mi yapamayacağım?’’ cümleleriyle değiştirmeye çalıştım. Tabii ki; kolay olmadı... Dile kolay, bir ömür doğumun ne kadar da zor bir deneyim olduğunu dinleyerek büyüyorsun, sonra da ‘‘Bu doğal bir süreç, zor olmayacak, kolaylıkla bebeğim gelecek.’’ diye kendini ikna etmeye çalışıyorsun. Ama 9 ay, bilinçaltımdaki bilgi kirliliğini temizlemek için az da bir süre değildi. Yaptığım doğum meditasyonları, olumlamalar beni başarılı bir doğuma her geçen gün biraz daha yaklaştırıyordu.

Mir’in doğumuna fazla zaman kalmadığını hissettiğim dönem kendime bir not listesi yapmıştım. Her güne başucumda duran maddelerle başlıyordum. Doğum kasılmaları sırasında belki bu liste elimde olamayacaktı ama bilincim/ruhum süreci bedenime hatırlatacaktı.

Şimdilerde yine-yeni-yeniden, bu sefer de Atlas’ın doğumu yaklaşınca, liste tekrardan yatağımın kenarında yerini aldı...

01- En önemli madde, Ina May’in kelime dağarcığıma hediye ettiği bir yenilikti; doğum sancılarına, sakın ‘kasılma’ deme! Onlar ‘dalgalanma’! Seni bebeğine yaklaştıran dalgalar... Onu kucağına alabilmen için en büyük adımlar. Bu dalgalanmalar içinde coşkuyla yükselecek ve yavaş yavaş çekilerek, en sonunda seni bebeğine kavuşturacaklar.

02- Dalgalanmalar ilk başladığında, belli-belirsiz hissedilirken, biraz uyumaya çalış, daha sonra enerjiye ihtiyacın olacak. Bebeğini kucağına alacağın sırada dinç olmalısın, ıkınmak için gücün olmalı.

03- Dalgalanmalar başladığında açsan karnını doyur, bu besin ileride sana güç olarak geri dönecek. Hastanedeysen yemene izin vermeyecekler kusarsın diye ama kusmak sadece doğumun başladığını gösterir, korkma, bu iyi bir şey. Ve yanında dudağının kuruluğunu alması için su bulundur.

04- Dalgalanmaları daha şiddetli hissettiğinde, ılık su dolu küvette yatıp, beline masaj yaptırman, dalgaları yumuşatacaktır.

05- Dalgalanmalar sıklaşınca, kocanla bir yürüyüşe çık. Hastane koridorlarında volta atmaktansa, en yakın park, temiz hava iyidir. Yürüyüş sırasında mutlaka kocana tuttun ki; ani bir dalgalanma sırasında düşme.

06- Kocanla öpüşürsen, dalgalanmaları onunla paylaşabilirsin. Göğüsünün okşanması, rahim ağzının açılmasını hızlandırır. (Bu iki madde de hastane ortamında uygulanması kolay taktikler olmadığı için deneyimleyemeyeceğimi biliyordum ama aklımda bulunsun diye listeme koymaktan geri kalmamıştım.)

07- Doğumun doğal bir süreç olduğunu aklından çıkarma, kendine ‘her şeyin yolunda olduğunu’ sürekli fısılda. Louise Hay, doğum sırasında söylenmesi gereken olumlama olarak şu cümleyi önerir: ‘‘Bu bebek şimdi mutlu ve harika bir yeni hayata başlıyor. Her şey yolunda.’’ (Kendimiz inanmasak da sürekli tekrarladığımız sürece, beynimiz kabullenip, vücudumuza hükmedecektir. Doğum olumlamasını Mir Kaya’ya kavuşmama çok az kaldığında, farkında olmadan yüksek sesle söylüyormuşum ki; doktorum ‘‘Tabii ki her şey yolunda.’’ diye beni onaylamıştı.)

08- Nefes almayı unutma! Hatta yanındaki kişinin sana bunu hatırlatmasını söyle. Birlikte nefes alın.

09- Doğum 1-2 gün sürebilir. Bu çok normal, herkesin tecrübesi farklıdır. Sen kendine güven, kendini onayla, başarabilirsin, başaracaksın!  

10- Doğum odasında fonda sessiz bir tını olarak Mozart çaldır. (Mozart’ın bebekler ve hayvanlar üzerinde ayrı bir etkisi var. Bunu başka bir yazımda paylaşacağım.)

11- Doğumdan önce annenin tecrübelerini dinle. Sürecini iyice öğren. Seni, kardeşini nasıl doğurmuş? Muhtemelen ikinizin doğumu benzerlikler gösterecektir.

12- Doktorunla doğumunu önceden saniye saniye konuş. Tüm süreci bilerek orada ol. Doktoruna güven ama dümeni kendinden başkasının ellerine bırakma!

13- Hastane odasında ne kadar az kişi olursa, senin için o kadar iyi olur. Mümkünse sadece eşinle git, ailene-yakınlarınıza geç haber verin.

14- Doğum sırasında, yattığın doğum koltuğunun kollarını itme, aksine kendine doğru çek. Çenen, omuzların karnına/aşağı doğru eğik olsun ki rahat, kuvvetli ıkınabil.

15- Doğumdan sonra bebeğini koynuna koyduklarında onu hemen emzir. Ona teşekkür et, ‘‘Hoş geldin.’’ de. (Ben Mir Kaya’ya ‘‘Bana çok yardımcı olduğun için teşekkür ederim. Bunu birlikte başardık. İyi ki geldin. Seni seviyorum. Hoş geldin.’’ demiştim. Sanki söylediğim her şeyi anlamış gibi gözlerimin çok derinlerine bakmıştı. O an ve o bakış ömrümün mucizesidir.)

Sonuç olarak, evet, başardık! Bebeğim Mir, bir an bile yanımdan ayrılmayan, elimi sıkı sıkı tutan, gerektiğinde masaj yapan, sürekli beni telkin eden, durmadan yüzümü öpen eşim, kızının 9-10cm açılması sırasındaki dalgalanmalarında gözlerinin içine bakma cesaretini göstererek ‘‘Çok az kaldı.’’ diyen annem, tüm hastane protokolünü ve hastane odası süslemelerini halleden az sayıda yakınım, kendi doktorum tatilde olduğu için beni sadece üç gün önce tanıyan ve doğal sürecin normal bir şekilde işlemesini sağlayan doğum doktorum ve onun ekibi bir elden Mir Kaya’yı sağlıkla, istediğim gibi dünyaya getirdik. Bu bir ekip işi ve o ekipteki herkes çok kıymetli. Önceden yaşanacakları bilmek, etrafındakilere güvenmek, doğum odasında huzursuz olmamak rahat bir doğum, hızlı açılma için önemli. Sonrası zaten kendiliğinden, doğallıkla geliyor...


Hastana Gereklilik Listesi

A) Anne için:

01- Hastaneye giderken giyilecek rahat bir kıyafet (Bilinmedik zamanda gelen dalgalanmalar sırasında '‘Ne giyeceğim?'’ derdi olmaması için önceden hazır olması rahat oluyor.)

02- 2-3 gecelik (önden düğmeli olması emzirmeyi kolaylaştırıyor) ve sabahlık (Aslında bir gecelikle bile hastaneden çıkılabilir ama kanamalar, fotoğraf çekimleri derken yedek gecelik iyidir ve doğum sonrası hastane koridorları aşındırması için sabahlık şarttır.)

03- Rahat giyilip, çıkarılabilecek terlik.

04- Çorap (Kan kaybından sonra ayaklar üşüyebilir.)

05- Lohusa tacı (Süs önemli), toka, saç fırçası

06- Emzirme sütyeni

07- 3 adet iç çamaşırı

08- Ped ve kağıt lohusa kilodu (Hastaneden veriyorlar ama çantada olmasının faydası var.)

09- Göğüs ucu kremi, göğüs pedi

10- Hamile yastığı (5. ayımdan itibaren, doğuma kadar onsuz adım atamadım, bir kere de huzursuz bir uyku uyumadım.), emzirme yastığı (Hastanede hiç kullanmadım ama boyun-sırt ağrısı çekenler için rahat olabilir.)

11- Nemlendirici krem (Elleriniz, bacaklarınız kuruyabilir.)

12- Makyaj malzemeleri (Süs çok önemli. Tabii ki; bebeğe makyajla yaklaşamazsınız ama doğumun ardından göz altlarına bir kapatıcı fotoğraf çekimi öncesi gerekli.)

13- Şampuan, saç kremleri vs. (Hastane vermiyorsa, her ihtimale karşı.)

 

B) Bebek için:

01- 2 adet hastane çıkışı, çorap, eldiven vs. (Hastane çıkışı diye satılan setlerde zaten gerekebilecek tüm ürünler oluyor. Aslında bir adet bile yeterli çünkü hastanede kaldığı süre boyunca hastanenin verdiğini giyiyor.)

02- Mevsimine göre battanine, pike, örtü

03- Farklı boyutlarda tülbent (Mesela, büyük olanı hastanede bebek yatağının içine çarşaf yapmıştım.)

04- Bebek bezi (Hastane vermiyorsa.)

05- Islak mendil (Hastane vermiyorsa.)

06- Bebek yağı (Bebeği hemşireler yıkadıkları için şampuan, krem-yağ tarzı şeylere ihtiyaç olmuyor ama yanınızda bulundurabilirsiniz.)

07- Emzik, biberon (‘‘Ben kesinlikle bebeğime emzik, biberon kullandırtmayacağım.’’ dememe rağmen, her ihtimale karşı diye hastane çantamda bulundurmuştum.)

08- Ana kucağı ve (gerekliyse) Isofix

 

C) Hastane için:

01- Masa süsleme malzemeleri (Çok abartmamak lazım, bebek dünyaya geliyor, nişan-düğün olmuyor.)

02- Lohusa şerbeti (Hastanede ikram edilmesi istenirse. / Bana hastanede, açık ürünler çok hijyenik gelmediği için evde ikram etmiştim, bol bol kendim de tüketmiştim. İzmir usulü lohusa şerbeti tarifini bir ara vermeliyim zira bayağı lezzetlidir, çok tatlı değildir, lohusalara süt yapması için birebirdir.)

03- Fotoğraf makinası veya doğum fotoğrafçısı (Hatıralar çok değerli. İleride bebeğinizle ilk sohbetlerinizde ciddi malzeme oluyorlar.)

04- Tüm anne-bebek kıyafet ve eşyaları için ufak bir bavul/çanta.
 

 

https://www.facebook.com/bebekolduannedogdu/

https://www.instagram.com/bebekolduannedogdu/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 53
Kayıt tarihi
: 13.07.17
 
 

''Çocukluğumuzda yaşadıklarımızı çözümleyemezsek, çocuğumuza ne hissettirdiğimizi asla bilemeyiz!..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster