Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
706
 

Doksanlar

Doksanlar
 

Son zamanlarda eski film ve müzik arşivime daldım ve altmışlı yıllardan günümüze kadar olan eserlerin tadını çıkarma fırsatım oldu. Bu zaman tünelinde dikkatimi çeken tek şey doksanlı yıllarda yaşanan patlamaydı. O yıllarda aktörler yakışıklı, kadınlar hayranlık verici, şarkılar güzel ve moda asiydi. Doksanlı yılları henüz ortaokul yıllarında yaşayan biri olarak hayal gücümde kısa biz zaman yolculuğuna çıktım. Filmler, şarkılar ve o zamana dair ne varsa zihnimde uçuşup durdu.

Yakın bir arkadaşımın evine gittiğimde tanımıştm Tom Cruise’u. Ablasının odasında Top Gun filminin posterleri vardı. Kadınların hayran olduğu bu adamı merak edip filmini izledim ve evet, ben de hayran oldum. Film seksenlerin sonunda yapılmış olsa da uzunca bir süre etkisi devam etti. Harçlıklarını Amerika’dan İncirlik’e gelen deri pilot montları için biriktiren arkadaşlarımı hatırladım...

Doksanların sonunda doğru sinemalarda Titanik (eşimle gittiğimiz ilk filmdi) fırtınası esti ve yakışıklılık kavramı Leonardo Di Caprio ile farklı bir boyut kazandı. Romantizmin doruklarda gezdiği doksanlarda Cesur Yürek Mel Gibson’un kahramanlık ve özgürlük çığlıklarını hepimiz duyduk. Belki de baş kaldırmanın tam zamanıydı doksanlar...

Lisede jöleli saçların revaçta olduğu dönemlerde Bon Jovi, Sting, Michael Jackson ve R.e.m. albümleri sanki Amerikadaymışız gibi tüm gençlerde vardı. Her sabah özenle parfüm sürülür ve saçlar jölelenirdi. Okulun girişindeki tek eksik kırmızı halı ve spot ışıklardı. Çocukça da olsa hoş bir romantizm vardı havada. Şimdilerde hip hop’la asileşen ve geriye kırıntıları bile kalmayan bir romantizm...

Doksanlarla ilgili aklımda kalanlar mı? Çocukça bir romantizm, dünyanın daha iyi bir yer olacağı umudu, saf aşk, futbol zevki, Tom Cruise, müzik kasetleri, vhs, daha fazla seyyar satıcı, büyük adam olma hevesi, havuz problemleri, okul önünde satılan ve tadı damağımda kalan kebap, pamuklu şeker ve hayatımın en keyifli yılları. O yılları özlememek mümkün mü?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim bir de 80 lerimiz var. Elvıs Presley bile dinleyinimiz vardı aramızda(mesela ben). Tv tek kanal, Starımız Ajda pekkan. Madonna ve şarkısı frozen, Coşkun Sabah yükselişi Aşığım Sana kaseti milyon satmış 90 lara girerken. Bİr de Aşkın Nur Yengi "Sevgiliye" albümüyle ilk çıkışını yaptı. "Lambada" fırtınası esmişti bir ara, güzeldi hepsi. BU yılları da özleyeceğiz ömrümüz varsa. Bu yılları da özleyebilmek dileğiyle....

TC kaan kartal 
 29.01.2009 19:45
Cevap :
80'ler bana hep müziğin patlama noktası gibi geliyor. Sanat yönünden çok verimli yıllarmış. Hala o zamanki şarkıları dinliyor, filmleri izliyoruz. Biraz daa özenerek yapılmış işler sanırım. Her dönemin ayrı güzelliği var.  30.01.2009 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 364
Toplam mesaj
: 134
Ort. okunma sayısı
: 1970
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster