Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
333
 

Doktor Atanur Bey'in hikayesi!

Doktor Atanur Bey'in hikayesi!
 

Tarihi Sirkeci tren garı


Geçen Cumartesi, M.B. yazarı bazı arkadaşlarla birlikte oturmuş çay- kahve içiyorduk, bu arkadaşlarımızın her biri mesleklerini tamamlayıp emekli olmuş olmalarıydı, aralarından birkaç arkadaşın ise hala görevlerine devam ediyor olmaları sadece bir istisna oluşturuyordu,

Bu arkadaşlarımız takriben 50-60 yaş aralığında, çeşitli mesleklerin içinden gelmiş, hayatın devinimlerine (hareketlerine) karşı direnmiş, mücadele etmiş, ayakta kalmış, emeklilik gibi yeni hayatının girizgâhında hayatın anlamını yeniden yorumlama çabası içinde olmalarıydı.

Hayata dair orijinal, kendince analiz ve sentezler yapabilme kıvamına ulaşmış olmanın getirdiği iç huzuru duyuyorlardı. Bu iç huzurun sağladığı mutluluğu yakalamışlardı.

Bir başka özellikleri, konuşma yetilerinin baskın olmasıydı, çocuk kitaplarından bildiğimiz masalcı özellikleriydi. ( Burada masalı olumsuz anlamıyla değil, konuyu hikâye ediş özelliklerinin bilinç düzeylerine erişmiş bir yetkinlik halini ifade etmek amaçlı kullanıyorum.)

***                     ***

Dr. Atanur Yıldız Bey, sayfasında mobing (yıldırma) taktiği denilen bir tür psikolojik eylem türünden bahsetti. Hikâyesinde;

“ …35 yıllık tıp hayatında, ilginç olaylarla karşılaştığını, bunlardan birinin de,  görevde iken, bundan yaklaşık altı yıl önce yaşadığı korkunç bir mobing (zorbalık, yıldırma) olayı olduğunu, işverenin istemediği, çatıştığı bir çalışanına uyguladığı “psikolojik şiddet” demek olduğunu,

Olayı büyük bir ilin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde yaşadığını, sağlık Ocağı'nda çalışırken ihtiyaca binaen buraya geçici görevle atandığını,söz konusu kurumun, çok büyük bir camia olduğunu,.

Binlerce çalışanı, onbinlerce öğrenci ve gencinin olduğunu. Diğer taraftan, sporcular, hakemlerin olduğunu. Sporculara sağlık raporu ve lisans vermek, çalışanların günlük vizite işlemlerini yürütmek, eş ve çocukların muayenelerini yapmak gibi görevleri olduğunu,

Kurumda göreve başlayınca en üst katta, 4. katta kendisine iki oda verildiğini, birisini dinlenme amaçlı, diğerini hasta muayene odası olarak kullandığını, binanın çok güzel, yeni yapılmış, Doktor odasının, bahçe manzaralı olduğunu, bahçede çeşitli ağaçların, çiçeklerin, güllerin, çimenlerin olduğunu… Müthiş keyif aldığını ve iş yerinin evine yürüme mesafesinde olduğunu belirtiyor.

Çatışma başladığında bir şeyin dikkatini çektiğini! Çalışanların her birinin elinde bir sigara ya da telefon! Yaklaşık yüzde 90’ının sigara içtiğini, o zamanki sigara mevzuatına göre işyerinde sigara içme için özel bir yer ayrılmış olduğunu, ama bu kurala da uyulmadığını, isteyen istediği yerde sigara içiyor ve bir vesileyle kuruma gelen öğrencileri ve gençleri bu şekilde elde, ya da ağızda sigara ile gördüğünü,

Kapalı spor salonundaki manzaranın ise daha da içler acısı olduğunu, personel ve hakemlerin uluorta, güya spor için gelmiş gençlerin ise tuvaletlerde sigara içtiğini

Bunların çok fena şeyler olduğunu, zavallı anne babaların dişlerinden tırnaklarından artırdığı paralar ile göz bebekleri olan çocuklarını spor yapmak için buralara gönderdiğini,

Ortamın çok fena olduğunu,

Önce personele ve oradaki hakemlere müdahale ettiğini, sigarayı uluorta içmemelerini, müsaade edilen yerde içmelerini söylediğini,

Ama gelin görün ki doktor beyin, bu iyi niyetli ve yerinde haklı uyarısının geri teptiğini! Çünkü ertesi gün durumu öğrenen Kurum Müdürünün de, Makamında uluorta sigara içtiğini, Kurum Müdürünün Sigara yasasına rağmen Kurum doktorundan yana olacağı yerde,  personelden yana tavır koyduğunu! Daha doğrusu, doktor beyin davranışını sözde haklı bulduğunu, sigara içilmemesi konusunda, var olan kurallara uyulmasının gerekli olduğunu vurguluyor ama bu konuyu kurcalamayı çok doğru bulmadığını belirtiyordu.

Bütün çabalarına rağmen, Doktor Atanur bey hiçbir şeyi değiştiremediğini, Aksine düşman ilan edildiğini, artık kendisini kurumda isteyen kalmadığını, Kurum Müdürü, yardımcıları ve personelin bir yanda,  kendisinin tek başına bir yanda! Müthiş bir mücadelenin başladığını.

Doktor Beyi,  direk olarak gönderme yetkilerinin de olmadığını, dolayısıyla gerekçelerinin de olmadığını, işte burada Doktor Beye karşı mobing denilen yıldırma hareketinin olanca gücü ile başladığını "belirtiyor.

Hikâye ise oldukça uzun ve heyecanlı…

Merak edenler, mobing taktiklerini Dr. Atanur Yıldız’ın MB sayfasından okuyabilirler.

***                    ***

İş hayatımızda, zaman zaman bir şeylerin iyi gitmediğini fark ederiz. Gerek tarafımızdan, gerekse beraber çalıştığımız,  ya da farklı mesleklerden gelen arkadaşlarımızın anlatımlarının ortak noktasında mobing (yıldırma) taktiği denilen bir tür psikolojik eylem türünün mevcudiyetini anlamış oluyoruz.

Son derece haklı, insani ve doğal tepkilere karşı direnen, bu tip insanlar,  tesis etmiş oldukları hâkimiyetin bozulmasında, yönetim güçlerine ortak olunmasından, elde ettikleri rantın kaybından, pek hoşlanmazlar,

Ancak, bu kimselerin ya da oturmuş yapıların veya grupların menfaatleri,  haleldar olduğunda (bozulduğunda) memnuniyetsizliklerini,  biraz da suçluluk psikolojisi içinde, aslında hemen belli de etmedikleri görülür.

Tabiatıyla haksız olan bu kimseler, size veya bize dolaylı yollardan iftira ederek, çamur atarak, karalayarak mücadeleye girişirler. Burada konuyu hemen kavramak çok önemlidir.

Bu aşamada olayı analiz edip çözüm bulmak herkes için pek kolay olmasa gerek. Analiz ve çözümde, akıl, zekâ, tecrübe ve basiret öncü rol oynar ve de oldukça önemlidir. Diğer taraftan, bu durumu, edebi bir üslupla hikâye edip insanların istifadesine sunmak ise, başlı başına ve daha da önemlidir…

Selam ve sevgiler.

***                    ***

MB yazarlarının “Sinerji Grubu Toplantıları” olarak adlandırdığı ve ayda bir yapmış oldukları, geçen hafta Pera'daki toplantıda havanın oldukça soğuk ve kapalı olması nedeniyle katılımın beklenen sayıda gerçekleşmemesi üzerine geçen haftanın devamı niteliğinde, bu toplantıya ilave bir toplantı daha isteği  üzerine bir hafta sonra tekrar bir araya gelinmesi yolunda ortak bir temayül oluşmuştur.

Bu kez, Sirkeci’de, MB yazarlarımızdan Sayın Kadri Kanpak’ı ziyaret edip,mekânında, 10.00 dan itibaren yaklaşık 3 saat kadar olacağız.

Adres, herkesin çok kolay bulabileceği bir yerde, Tramvay Durağının köşesinde, Yapı kredi Bankası Karşısı, Cemre Lezzet Büfesinin üst salonunda inşallah olacağız.

Sanal kalmayın siz de katılın, amaç  tanışmak, hoşça bir vakit geçirmek ve sinerji oluşturmak

 irtibat e-mail:emirkaraali@gmail.com,Tel:0 535 238 46 80

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geldiniz sohbet ettik Atanur beyin çok yalın anlatımlarını dinledik, keyif ürettik ve sizinle birlikte MB de arkadaş sayım bir arttı. Her zaman beklerim. Sevgiler selamlar...

Kadri KANPAK 
 30.11.2011 4:53
Cevap :
inşallah.. selam ve sevgiler  30.11.2011 10:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1306
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster