Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1263
 

Doktorlara tam gün yasası ile açığa çıkan öğretmen düşmanlığı…

Doktorlara tam gün yasası ile açığa çıkan öğretmen düşmanlığı…
 

Doktorlara tam gün çalışma yasası ile öğretmenlerin ne alakası var diyeceksiniz değil mi? 

Bence de bir alakası yok ama her nedense sayın doktorlarımız kendilerine böyle bir yasa getirilmesi ile birlikte içlerindeki öğretmen düşmanlığını da kusmaya başladılar. 

Bizim muayene ücretleri kazancımıza göz dikiliyor ama öğretmenlerin özel ders vermelerine ses çıkarılmıyor. Keşke daha az puanla daha az okusaydık da öğretmen olsaydık” demeye başladılar. 

Doktorlar öğretmenlere karşı neden bu kadar düşmanca bir tutum içindeler? Doktorları yetiştirip tıp fakültesine öğretmenler yollamadı mı? Doktorlarımız kendi kendine mi kazandı tıp fakültesini? 

Öğretmenlerin özel ders ücreti ile kendi muayene ücretlerini bir tutmaları da tam bir kıyaslama hatası. Arada dağlar kadar fark var. Hem her öğretmen özel ders veremiyor ki. Öğretmenliğin özel ders avantajı yalnızca birkaç branşta yaşanır. Matematik, fizik, kimya… Sözel branştaki öğretmenlerin özel ders verme imkanları olmaz. Çünkü, talep olmaz. Yalnızca birkaç branş özel ders verebiliyorken bunu bütün öğretmenler yapıyormuş gibi göstermek yanlıştır. 

Tabii bir de, okullarda öğrencisine kötü not vererek kendisinden özel ders almaya mecbur bırakan öğretmenler de var.  

Öğrencisine kötü not verip, kendisinden özel ders almaya mecbur bırakan öğretmene de karşıyım; hastanede hastasının yüzüne bakmayıp muayenehanesine gelmeye mecbur bırakan doktora da karşıyım. 

Tam gün yasası ile ilgili, bir vatandaş olarak ne düşünüyorum? 

Son derece yerinde ve hatta geç kalınmış bir yasa bu. Bunca yıl vatandaş olarak çektiğimiz işkence neydi? Hastaneye gidiyorsunuz, doktor kaldırıp kafasını yüzünüze bakmıyor. Neden? Muayenehanesine gelin diye. 

Başka hiçbir mesleğe böyle bir izin verilmezken, doktorlara, hem devlette çalışma hem de kendi muayenehanesini açma hakkı veriliyordu. Hal böyle olunca, doktorlarımız hastaneye gittiğinizde yüzünüze bakmıyor, sizi başından savıyordu. Doktorluk tüccarlığa dönüşmüştü adeta. 

Bu yasa gelince haksız kazanç kapıları ellerinden alınan doktorlarımız da tepkilerini göstermeye başladılar. Tepki göstermek en doğal haklarıdır tabii ki. Ama bu tepkiler sırasında doktorların topluma ve diğer mesleklere nasıl baktıklarını da öğrenmiş olduk. 

Kendilerini diğer tüm mesleklerin üstünde ayrı bir sınıfa yerleştirmişler ve topluma tepeden bakıyorlar. 

Ben ÖSS’de şu kadar puanla bu fakülteye girdim. Bu kadar para kazanmak da benim hakkım” diyorlar. Kaç puanla fakülteyi kazanırsan kazan, haksız kazancı hak olarak göremezsin. 

Yıllar önce girdiğin ÖSS sınavını her zaman elinde bulunduracağın bir koz olarak kullanamazsın. Seninle aynı puanı alıp da tıp fakültesini yazmamış olanların durumu ne olacak? Bu bir tercih meselesi. Sen tıp okumayı tercih etmişsin ama seninle aynı puanı alıp da aynı tercihi yapmamış olanlar da var. Kaldı ki ÖSS’nin bile adaletli bir sınav olup olmadığı tartışmalıdır. Çünkü herkes ÖSS’ye eşit şartlarda girmiyor. 

Ayrıca hiçbir mesleğin diğer mesleklere üstünlüğü yoktur. Bir toplumda insanlar farklı farklı meslekleri icra ederler ve bu farklı mesleklerin her biri birbirine muhtaçtır. ÖSS’de aldığın puan veya üniversite okuman seni diğer mesleklerden daha üstün hale getirmez. Sana toplumu sınıflaştırma veya sınıflaştırarak topluma bakma hakkı vermez. 

Öğretmen doktora muhtaçtır, doktor da öğretmene. Hiç üniversite okumadılar diye inşaat ustalarını, garsonları, temizlikçi hanımları, hastabakıcıları… aşağılama hakkımız var mı? Mesleğimiz bize ayrıcalık katmaz. Biz üniversite okuyarak kendimizi bu meslekleri yapmaktan kurtarmış oluyoruz. Yani kendimiz için, kendi hayatımızı kurtarmak için okuduğumuz üniversiteyi, hayat boyu birilerinin başına kakmaya hakkımız yok. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

at başı giden iki kurum. Hatta bırak meslekleri, hiç bir insan diğerine göre üstün değildir! Üstünlük ancak; bilgelikte söz konusu olabilir. Sıkma canını emi?

Emine Supçin 
 12.02.2011 12:31
Cevap :
Kendini ve mesleğini üstün hissedenlerin yanlış yolda olduklarını anlatmak istedim. Üstünlük diye bir şey yoktur. Ancak kendilerini kandırırlar. Teşekkürler Emine Hocam... Selam ve sevgiler...  12.02.2011 20:30
 

Boşverin onları.Kimsenin kimseye hiçbir payeden dolayı üstünlüğü yoktur.Bazı insanlar sahip oldukları makamların, mevkilerin, mesleklerin(doktor,hakim,savcı,kaymakam,vali vb) kulu oluyorlar.Dolayısıyla konumlarını Firavunlaştırmış oluyorlar.Çok tehlikeli bir durum.Tamam bazı mesleklerin kendine has zorluğu yahut üstünlüğü (temsil, idare gibi) olabilir.Ama bu o makama özgüdür, makamdaki insana değil.Sanki kişi aklını kendisi yaratmış gibi aklının işine güveniyor.Bir damarın tıkanmasına bakar olay. Sonra felç.Aklı fikir gidiverir mazallah.Hasılı kelam bizler birbirimize hizmet için varız.Bugun ben hizmet veririm, yarın hizmet alan olurum.Bu bilinçle çalışırsak sanırım daha güzel olur. 3 günlük dünyanın lezzetini paylaşmak en güzeliSevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 10.02.2011 22:23
Cevap :
Çok haklısınız... teşekkürler... Selam ve saygılar...  10.02.2011 23:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 198
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1819
Kayıt tarihi
: 13.04.09
 
 

1977 Sakarya doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden 2000 yılında mezun oldum. Özel bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster