Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
266
 

Doktorluk; Nerden Nereye?

Doktorluk; Nerden Nereye?
 

Doktorla ilk karşılaşmam ilkokulun ilk sınıflarına rastlar. Biz, doktorun bulunduğu ilçeye 5-6 km. uzaklıkta köyde oturmaktaydık. Bugünlerde insanlar, her mahallede bir kaç doktorun olduğu yılları yaşarken o zamanlar (1950 ve 1960’lı yıllarda) 49 köyün bağlı olduğu ilçede bir doktor vardı. Kuşkusuz pratisyen doktordu, uzmanlığı yoktu… Ama her türlü hastalığa bakardı, çoğunu başarı ile tedavi ederdi…
 
Bir gün sağ gözümde bizim dışardan beyaz olarak gördüğümüz zarın altında kanama oldu… (Şimdiki bilgimle: mukoza altı kanama). Doktora gittim, hiç sıra beklemeden hemen muayene oldum ve iki adet merhemle şikayetim birkaç günde geçti…
 
Genç doktor amca, nasıl da yükselmişti, büyümüştü gözümde! Düşünsenize o günler bir ilçenin doktorusunuz ve her şeye hakimsiniz… Hani ne derler, orada kral da sizsiniz, kraliçe de…
 
Sonra babamın işi nedeniyle 1971’de batıya göç ettik. Babam sigortalı olduğu için artık yıllarca sigorta hastanelerinde muayene ve ameliyat oldum! Her şey ama her şey çok güzeldi. Doktorluk ve doktorlar hala altın çağını yaşıyorlardı. En güzel, muteber meslek doktorluktu. Doktorların kazancına hiçbir meslek sahibi ulaşamazdı…
 
Hükümet tabibi bir pratisyen hekim bir işçinin aldığının en az beş katını alırdı… Toplum içindeki itibarı çok yüksekti, protokoldeki yeri, ilçedeki ya da ildeki kaymakamdan ya da validen hemen sonra gelirdi… “Yalova kaymakamını kimsenin takmadığı!” yıllarda doktorun kılına dokunan yanardı, daha doğrusu dokunan hiç olmazdı… Biz duymadık…
 
Mesleki dayanışma, tıp etiği çok ileri düzeydeydi. Birbirlerini korur, kollar ve asla birbirlerinden ve yakınlarından ücret talep etmezlerdi…
 
Lise arkadaşımın babası işte böyle doktorlardan biriydi… Arkadaşıma ilaç lazım olduğunda eczaneye gider bedava alırdı! Yani o zamanlar eczacılarla doktorlar arasındaki dayanışma işte bu kadar ileri düzeydeydi…
 
Ne olduysa 1980’den sonra oldu!
 
Peki bugün durum nasıl?
 
Hiç de iç açıcı değildir arkadaşlar hiç!
 
Bedava ilaç almayı bırakın bir tarafa, reçeteli ilaçlarımızı almakta zorlanıyoruz! “Çıkmıyor!” deyip çıkıyorlar işin içinden… “Piyasada yok!” diyorlar… Ucuzu yok deyip pahalısını veriyorlar, farkı cebimizden alıyorlar! Artık eczanelerin çoğu (yüzde 99'u) bayağı bir ticarethane olmuş! Kime ne emekli doktordan falan! :)
 
Doktorların da hali perişan!
 
Geçenlerde TV haberlerinde izledim; iki genç doktor bir hemşire yüzünden tartışıyorlar, kavga ediyorlar ve sonra biri diğerini bıçaklıyor! Biri hapse giriyor, diğeri yoğun bakımda hayatta kalma mücadelesi veriyor…
 
Dün yine bir TV programında bir Profesörü izledim; iki de bir Türkiye bunu ilk defa benden duyuyor diyor… Sanki bir buluş bulmuş adam! Eften püften bir şey… Sıradan herkesin bildiği bir şey halbuki… Kendini izleyen milyonlarca seyircilere de reçete yazdı: İlaç ismi verdi! Gidin alın dedi, eczaneden alın dedi… Tahlile falan da gerek yok dedi… Çalışan meslektaşlarını da bi güzel cahillikle suçladı… Onlar bilmiyorlar dedi! Sen neymişsin be abi! Küçük dilimi yuttum adeta, şaşırdım, şoke oldum…
 
İşte doktorluk, eczacılık, tıp etiği falan…
 
Nerden nereye geldik?
 
Ne oldu bize böyle, ne oldu?
*
2012
*
el çek tabip el çek sinem üstünden'i dinleyin:
 
https://youtu.be/DITnJHiW19o
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tabiatın kuralıdır az olan şeyler değerlidir çoğaldıkça değer kaybeder çünki ulaşılması artık kolaydır.doktorlar içinde bence geçerlidir bu kural.ayrıca şunuda eklemek gerekirki günümüzdeki doktorların birçoğu mesleğini tamamen ticarete dökmüş gibi.budurumda milletin dikkatinden kaçmıyor tabii.yinede işin hakkını veren doktorlar baştacımız olmalıdır.sevgi ve saygılarımla

Ziyanur Yildiz 
 10.06.2012 22:48
Cevap :
Haklısın ziyanur. yorum ve katkın için çok teşekkür ederim. Şen ve esen kal...  11.06.2012 10:47
 

Ne olduğunu yazıyorum HEP yazılarımda, bazı yorumlarımda ve bazı cevaplarımda da ama insan anlamak istemeyince anlamıyor da işte. Önce düşünceler bozuldu. İnançlar yanlışlaştı. İnsanların büyük bir kısmı, çoğu yanlışı doğru "sanıyor". Eh yanlışı doğru sanınca da yanlışa müdahale ve tepki gelmiyor, hatta bırakın yanlışı bazan doğruya tepki geliyor! hal böyle olunca da yanlışlar da haliyle çığ gibi büyüyor, her yanı sarıyor. Doğaldır. Burada bile bakın yazılara ve yazılara gelen destek ve tepkilere görün neyin ne olduğunu. Yanlışa tepki gösterileceğine kimileri mesela tutturmuşlar ne idüğü belirsiz bir olumluluktur, hoşgörüdür, suskunluktur gidiyor, nerede içi boş-kof, eften püften, abuk veya yalan yanlış yazı ya da konu destek buluyor; tümüyle doğru yazıların, asıl konu edilmesi gereken şeyleri içeren yazı gibi yazının durumu ne peki?? Doğrular insanoğlunun hala daha kafasına dank etmedikçe de durun daha bakın neler olacak? Bunlar daha hiçbir şey ne yazık ki... Esenlikler dilerim...

Filiz Alev 
 08.06.2012 7:16
Cevap :
Filiz Hanım, yorum ve bu değerli katkınız için çok teşekkür ederim.  08.06.2012 12:26
 

Atanur bey; Bu toplumsal meselelere değiniyor olmanız çok önemli. Olumsuz örnekler gördükçe her doktoru aynı sanıyordum. Televizyona gelince bir yandan reklam olmasın diye insanların neredeyse ağızlarına kilit vuracaklar konuşturmuyorlar. Diğer yandan onun sapı bunun çöpü bağıra bağıra reklam yapılıyor. Haklılar ezilir, suçlular popüler oldu. Sapla samanı ayıramaz olduk.selamlar

Cemile Torun 
 07.06.2012 18:24
Cevap :
Ne yazık ki dediğiniz doğru Cemile Hanım... TV'da bir profesörün ak dediğine bir diğeri kara diyebiliyor!Okulda, hastanede ağzını bıçakla açmak mümkün olmayan, açsa da kem küm eden proflar programlara çıkınca nasıl da konuşuyorlar nasıl da! Susmak bilmiyorlar... Malum reklamalrı oluyor ya!Neyse yorum ve katkınız için çok teşekkürler...  08.06.2012 12:24
 

Saygı ile.. Kimi konulara, -yaşım gereği- görev tutkusuyla katılmaktayım. Sizin 'Doktorluk...' başlıklı yazıjnız gibi.'Hani çağını öteye aktarma duygusu... Önce, değindiğiniz doktorluk mesleğinin itibırını ele alalım. Yine değindiğiniz gibi elbet gelir düzeyinin yüksek oluşu. Daha çocuk ilk okuldayken sorduklarında, 'Doktor olacağım.' der. Elbet gelir ile çekilen eziyet dengelidir. Ayrıca, üstün zekâ da söz konusudur. O nedenle benim çağımda (195O) derlerdi ki 'Tıbbiyeden bazen doktor da çıkar.' Gerçekten üstün idiler. Bunlardan en çok bilinenini, rahmet ve saygıyla yad etmek istiyorum. Ord.Prof. Dr. Fahrettein Kerim Gökay, Dr.Mazhar Osman'n öğrencisidir. Akıl sağlığı uzmanı... İsmi gibi unvanı da uzundur. Kimileri belleğimden silinmiş olabilir: !İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı, Yeşilay Derneği Genel Başkanı, Milletvekili, Bayındırlık bakanı vb. Saygıyla anıyorum. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

Nadir Şener Hatunoglu 
 06.06.2012 17:42
Cevap :
Nadir hocam merhaba. sayfama hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. sizinle hem fikiriz. eskiden üniversiteye girişte ilk tercih edilen, en çok tercih edilen meslekti doktorluk. şimdilerde bildiğim kadarıyla 2., 3. sıralara düştü... dr. Mazhar Osman hocamızı ben de biliyorum ve kendisi hakkında bir yazı da yazdım. okumak isterseniz benim bloglarda hocamızın adını yazın ve arayın, çıkar... yorumunuz ve değerli katkınız için tekrar çok teşekkür ederim sn hocam... yine beklerim... şen ve esen kalın efendim...  07.06.2012 12:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 456
Toplam yorum
: 3025
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster