Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

22 Eylül '18

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
182
 

Doktorumu Değiştirdim

Doktorumu Değiştirdim
 

Tamam demekle, kalp doktorumu değiştirmiş oldum.


Önceki gün, sabahın erken saatlerinde ufak bir kalp spazmı geçirdim ve apar topar özel bir hastanenin acil servisine götürüldüm. Kalbim, kafesinden kaçmak isteyen kuşun, durmaksızın kanat çırpışı gibi hızla çarpıyordu. Nabız atışım iki yüzlere çıkmıştı.
 
Acil servis doktorları telaşlandı. Hemen beni yoğun bakıma aldılar ve kalp atışımın düzelmesini sağlayan monitörlere bağladılar.Bir yandan da hemşirelerin biri elimin üzerinden bulduğu bir damara hem bir iğne yaptı, hem de bir tüp kanımı aldı. Öte aleme gidiyor, geliyor gibiydim.
 
Durumumun düzelmesi için üç saat boyunca oksijen verildi. Kendimi iyi hissetmeye başlayınca, bir tekerlekli sandalye ile kalp doktoruna gösterildim. Hayır, ama. Ben bu hastanedeki kalp doktoruna görünmek istemiyordum. 
 
Ulaşım kolaylığı için acil durumlarda tercih ettiğim bu hastanenin doktoruna daha önce görünmüştüm. Verdiği ilaçlar bir yanımı onarırken, öte yanımı bozuyordu. Yani ilaçlardaki yan tesirler, bünyeme fazla ağır geliyordu. Doktorda şikayetlerimi giderecek başka ilaçlar ekliyordu listeye. Verdiği ilaçlarında dozunu artırıyordu. Başka bir  şikayetimde ilacımı değiştiriyor, ağır dozda bir başka ilaçla eski ilacın yerini dolduruyordu. Kalp hastalıklarında ne yemeli, ne yememeli, onu bile internet ortamından  öğreniyordum.
 
Biz hastahanelere niye gidiyoruz? Özelleri niçin tercih ediyoruz? "İyi olalım, derdimize deva bulalım. Özellerde güzel hizmet verirler, yediklerimizle bile ilgilenirler" diye. Bu doktor, onca yıllık tıp tahsilini ilaç sektörüne hizmet etmek için mi yapmış, anlayamadım. 
 
Her neyse, mecburiyetten karşısına geldiğim doktor, bana şöyle bir baktı. Daha önce kullandığım ilaçları yine torbamdan kaptı. "Bunlar burda kalsın, sana yeni bir ilaç yazalım" dedi. 
"O ilaçların parası benim cebimden kesiliyor" diyemedim. "Belki bir garibanın sağlığına faydam olur" diye düşündüm.
 
Doktor ben odadan çıkarken ardımdan, gülümsediği belli olan ses tonuyla: "Hadi kefeni yırttın" dedi. Bunu iyi niyetle söylediğini düşünüp odasından çıktım. 
 
Özel hastaneden ayrılmadan önce tekerlekli sandalyemin yürümesine yardımcı olan hastane hizmetlisi, hastane müdürüyle görüşmemi istedi. Ben sandalyeden kalktım. Kendisine teşekkür ederek, hastane müdürünün odasına girdim. İki dirhem, bir çekirdek (çok özenli ve çok şık) giyinmiş orta yaşlı, kır saçlı bey; gayet ciddi bir tavırla elime bin lira civarında bir fatura tutuşturdu. Faturaya şöyle bir göz attım. İstem dışı gözlerim yaşardı. Müdür Efendi, hastanede gösterdikleri ilgiden minnettarlık duyduğumu sandı. "Acildeki doktorlarımız müdehale etmeselermiş, ölecekmişiniz. Tam zamanında hastanemize gelmişsiniz" dedi. 
 
Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. "Vaktim dolmuş olsaydı, kurtarılamazdım Müdür Bey. Ecel gelmiş cihane, baş ağrısı bahane" derler bilmez misiniz?" 
Hastane müdürü, "Yanınızda para yoksa, kartla da ödeme yapabilirsiniz" diyerek sözü yine ödemeye getirdi. 
 
Elimiz mahkum, ödemeyeceğiz de ne yapacağız? Adamlar bana emek verdi, ilaç verdi, oksijen verdi.
"Oy Ayfer, Allah'ın bedavadan verdiği sağlığı stresle, sigarayla yıprattın. Şimdi parayla sağlık almaya çabalıyorsun!"
 
Çok şükür sigara illetini bıraktım. Fakat stresten bir türlü kurtulamıyorum. Acaba kullandığım ilaçların yan etkisinden midir, yoksa etrafımdaki insanların hal ve tavırlarından mıdır, bilemedim.
 
Bildiğim özel hastaneye olan borcumu kredi kartından çektirip ödedik şükür. 
Ya bana bunca ömür veren, yarattığı dünyanın havasından, suyundan bedava nasiplendiren Allah'ıma borcumu nasıl ödeyeceğim? Düşünmesi bile insanı ürpertiyor.
 
Yaş atmışı geçince, bir de ömrüne stres eklenince ister istemez hastalıklar insanın yakasına yapışıyor. 
 
Tüm hastalıkların anası bence stres! Üzerimize yapışmış, düşmüyor da. Aksine başka hastalıkları bünyeye çağırıyor. Hal böyle olunca doktora gitmeyi mecbur kılıcı durumlar oluyor. Sonrasında da doktorlara ve ilaçlara bağımlı oluyorsun.
 
Bu doktorlar yaklaşık on yıllık eğitimlerini, hastalarını ilaç bağımlısı yapmak için mi görürler? Şuram ağrıyor, yaz ilaç. Buram da ağrıyor, yaz hapı, şurubu. Eee, onca ilaç kullanmama rağmen niye iyileşmiyorum acaba? Üstelik daha kötü oluyorum zaman zaman, böyle acillere koşturuyorum. Zavallı böbreklerim ve karaciğerim, her öğün sonrası attığım avuç avuç haplarla sizi ne çok yoruyorum. 
 
Hastanenin karşısındaki eczaneden ilaçlarımı aldım. Lakin içimde bir buruklukla kaldım.
Bu hastanede kart limitimi boşaltmama rağmen doktorun verdiği ilaçlardan kuşku duyunca, bir başka özel hastanenin kardiyoloji doktoruna görünmek istedim. 
 
Kapısında uzman doktor yazdığından güven geldi içime, "ötekinde ne yazıyordu, hiç dikkat etmemişim."
Orta yaşlı bir hanımdı doktor. Sarıya boyalı, lüle lüle saçları vardı. Güzel kadındı, ama gülümsememesi güzelliğini gölgeliyordu. Doktor hanım, beni bir güzel muayene etti.  Ultrasonografi denilen görüntüleme yöntemiyle kalbimi inceledi. Nabzımı dinledi. Anjiyo olmam gerektiğini belirtti. Tansiyonumu kontrole  alınca anjiyo için gelmemi söyledi. Ve yeni ilaçlar yazmaya başladı. Ben öteki doktorun verdiği ilaçları gösterince, hemen hepsini elimden aldı. Çekmecesine koydu. İyi niyetim bu davranışa sessiz kaldı. İçimdeki ses "Bir garip yararlanır belki" dedi, dışa çıkmak istemedi.
 
Doktor Hanım meslektaşına kızar gibi sert bir ifadeyle "Bu haplar, kalp ameliyatı geçirmiş hastalara verilir, hem de dozajı çok yüksek. Sakın kullanmayın, bundan sonra benim verdiğim ilaçları kullanın ve düzenli kontrollere gelin" dedi. "Tamam" demekle, kalp doktorumu değiştirmiş oldum. 
 
Bu özel hastanedeki ilginin maliyeti ise bana 165 lira olarak yansıdı. Allah'a şükür ki sosyal güvencemiz var, bu kadarla kurtulduk. Güvencesi olmayanlar ne yapıyorlar, Allah bilir.
 
Kesinleşmiş kalp rahatsızlıklarım ve yüksek tansiyonum var. Onca ilaç kullanmama rağmen, bir türlü normale dönmüyor, giderek sağlığım kötüleşiyor.
 
Sık sık kontrole gelmemi istedi bu doktorda. Özel hastanelerde doktorlar hastalarına ihtimam gösteriyorlar. Fakat her hastaneye gidişimde yanımdaki cüzdanım boşalmış olarak eve dönüyorum. 
 
Bir de şehir hastanesindeki doktorlara mı görünsem ne, yeni doktorun verdiği ilaçlardan da evham oldum da.
 
Doktorlarla yakınlığım neredeyse evdekiler kadar olmuştu. Git, gel, para ver. Strese girmesem, param cebime kalır mı? 
"Can kaybetme korkusu oldukça, daha çok giderim ben bu doktorlara." 
 
Hem biliyorum ecel gelmeden ölünmez, hem de aniden gitmekten korkuyorum. Çelişki değil, ölümün ürpertisi ve hazırlıksız olmanın endişesi.
 
Nefes alıyorsan şükret nefsim. İnsanoğlu havayı bile parayla satarken sana sınırsız nimet veren Mevla ne büyük ne cömerttir. Böylesi bir izzet ve ikram sahibi Rab'be iman ibadet ve şükür etmemek ne büyük gaflettir.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok geçmiş olsun Ayfer hanım, yaş ilerlerken hastalıklarla arkadaş olunuyor. Lakin stres...Gıdadan deniliyor ama çok insanın tansiyon sebebi stres. Stresten uzak kalınamıyor ama bizi üzen, sıkıntı veren strese sebep olan insanlardan benim yaptığım gibi uzak kalabiliriz. Değerli olan insan sağlığı. Şifalar dilerim selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 22.09.2018 20:52
Cevap :
Temenninize çok teşekkür ederim Yurdagül Hanım. Uzak durmaya çalışsak da bu zamanda stressiz yaşam mümkün gözükmüyor. Her gün türlü insanla karşılaşılıyor.Her biri ayrı telden çalıyor. Gençken sabırlıydım herkese karşı, şimdi tahammülsüzler kervanına bende katıldım.İlaçların yan etkisi de etken.Ne yapalım, bundan sonrası böyle sanırım. Size daim afiyet dileklerimle, hayırlı günler diliyorum. Selam ve sevgilerimle.  23.09.2018 2:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 471
Toplam yorum
: 236
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 178
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster