Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
644
 

Dokunmak

Dokunmak
 

“Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana.  Sonra usulca dedin ki; ‘İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.’

Benim için yaz başlamıştı.

‘Dokun öyleyse,’ dedim.

Sustun, uzun uzun baktık birbirimize. Kendine nasıl karşı koyduğunun okunuyordu yüzünden.” *

Genelde hep böyle olur.

İsteriz ama dokunamayız!

Etrafımızdaki her şeye dokunuruz ama birbirimize dokunamayız…

Hatta çoğu kez “Can”a dokunmayı “Ten”e dokunmaya tercih ederiz.  Sokakta herkesin içinde cana dokunmaktan çekinmeyiz de tene dokunmak için hep tenhaları ararız.

Saklı bir yasaktır tene dokunmak!

Bazı coğrafyalarda ölüm fermanıdır. Oysa yasal bir yasak olan cana dokunmak keyfe kederdir. İstediğiniz gibi dokunabilirsiniz istediğinizin canına. Sonunda ölüm falan da yoktur dokunduğunuz için. Hatta hafifletici nedenler de bulunur size özel.

Töre denir, ahlak denir, namus denir… denir de denir.

Böylesi karmaşık bir durumdur dokunmak.

Oysa dokunmak, bağ kurmaktır.

Duyguların sessizce aktarımıdır.

Parmak uçlarımızla konuşmaktır biraz da…

“Bütün nesneleri, varlıkları ancak dokunarak tanıyabiliyorum. Bir kadının saçının parlaklığını, bir erkeğin omuzlarını ancak değince anlıyorum” diye yazan Tomris Uyar;  en güzel öykülerinden Anlat Bana’da  kadın anlatıcının dokunma isteğinin engellere çarparak kırılıp , dökülüşünü anlatır.

Dokunma isteğimizin toplumun olduğu kadar kendi engellerimizin de duvarlarına çarparak yok olması, duygularımızın körelmesi, sevgisizliğimizin kışı olur zaman içinde.

Ruhla bedenin ortak paydasıdır dokunmak. Bu yüzden sadece parmak uçlarımızla değil kelimelerimizle de dokunuruz aslında. En güzel örnek mektuplarımız değil midir?  Gerçi zamanımızda artık kimse uzun uzun mektup yazmıyor sevdiğine. Birbirimizin yüreğine kısa mesajlarla dokunmaya çalışsak da ruhumuzu ısıtmaya yetmiyor digital dokunuşlar…

Ve bir de kitaplar var tabii… ve de müzik. Satır aralarında ve notalarda ruhumuza dokunan elleri yakalayabiliyor, kısa süreli mutluluklar yaşayabiliyoruz…

Uzun süreli mutluluklar mı?

Onun hayata dokunabilmekle yaşandığını pek azımız biliyoruz…

Sahi, siz dokunabiliyor musunuz hayata?

 

*Murathan Mungan / Terastaki Havlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Egemen, kısıtlayıcı, doğal şeyleri önce uzaklaştıran hatta yasaklayan sonrasında da yüzeysel hallerini bizlere satmaya kalkışan yoz burjuva ahlakı "saklı bir yasaktır tene dokunmak" dese de aslında "sevmek dokunmaktır"! Bu değerli ve duyarlı paylaşımınıza da teşekkürler ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 12.08.2014 11:13
Cevap :
Kelimelerinizle yüreğimize dokunan bloglar yazdığınız için ben de size teşekkür ediyorum. Esenlikle...  13.08.2014 11:06
 

Hayata dokunuyor muyum? Galiba ara ara..Kısa kısa...Emin değilim!..Ama emin olduğum bir şey var, o da yazdıklarının ruhuma hep dokunduğu...

fatma iyibilgin 
 12.08.2014 0:00
Cevap :
Sevgili Fatma, Biz seninle aynı kumaştan dokunmuşuz. Birbirimize dokunuşumuz bu yüzdendir...  13.08.2014 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 1840
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2046
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster