Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '18

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
141
 

Dokuz Aylık

Dokuz Aylık
 

Milliyet Blog ailesine katılma isteğimin kabul edildiğini ilk gördüğümde şaşkınlığımı gizleyemedim. Vaaaav diye bir hayret nidası atmıştım seslice. Hayırdır ne oldu diye soran hane halkına açıkladım. Ne güzel, kutluyoruz seni dediler.

Artık ben de bir bloger olarak yazılarımı paylaşabilecektim.

O andan itibaren özgürce yazdığım yazılarımı bundan sonra topluma açık olacağının tedirginliğini ve sorumluluğunu daha bir hissettim üzerimde.

Neticede her ne kadar kendimce bir şeyler karalasam da, dil bilgisi, imla kuralları, yazım şablonu hakkında çok eksik olduğumu bilmem için birinin hatırlatmasına gerek olmadığını biliyorum. Eğer bu eksikliklerime rağmen yazdığım yazılar kabul görürse de çok mutlu olurum diye düşündüm.

Her insan ünlü bir yazar olarak doğmuyor şüphesiz. Bir yazının nasıl yazılacağını bilmemekle beraber bütün bunların öğrenilebilecek şeyler olduğunu biliyorum.

Bana göre yazmayı seven her insan kendi gönlünden her nasıl geçiyor ise bu ister yerel dil ve lehçelerle, isterse de ortak bir edebi dille yazılsın önemli olan yazdıkları yazının içeriği. Yüreğinden kopup gelen içsel seslerin okunup anlaşılabilir olması önemlidir. Karışık bir mevsim salatası gibi her kaşıkta hissedilen lezzetin farklı damaklarda hissedilmesi gibi.

Yazıyı okuyanın alacağı lezzet tıpkı damaklardaki tat gibi ruhunun derinliklerine kadar iniyor ve tadı alabiliyorsa önemli olan da bu bence. Her yazan, profesyonel bir yazarın, üstadın kalemi gibi güçlü ve notalı olmayabilecektir şüphesiz.

Kimi güncel, kimi, yerel, kimi nostaljik, kimi bilimsel, kimi geçmişten anılar demeti, kimi şiirsel temalarla dokunacaktır ruhun derinliklerine.

Kimi yalın bir dil kullanacaktır, kimi süslerle bezeli bir dil. Bazen abartı çıkacaktır ön plana bazen de teşbih, bazen de tasvir. Bu tamamen yazanın kendi içsel dünyasında kurgulayıp algıladığı bir yorumun dışa vurumu, yazıya aktarımıdır.

Çok yüksek eğitim müfredatından geçmiş Tük Dilini çok iyi kullanabilen, öngörüsü yüksek, analitik düşünce yapısı ileri düzeyde, bilimsel olarak dünyayı ve geleceği okuyabilen donanımlı üstatlarımız da yazılar yazıyorlar. Asla onlara saygısızlık yapmak istemem. Onlar da yazdıkları yazıları ile bizlerin karanlık dehlizlerde ilerlerken önümüzü aydınlatan parlak bir ışık gibi kılavuzluk yaptıklarını da her zaman göreceğiz elbet.

Yazmaya başladığım ‘’9’’(dokuz) aylık süreçte beni taşıdığı noktayı, kendime olan özgüvenimi nerelere taşıdığının farkındayım artık.

Değerli Editörlerin sabırlı yol göstericilikleri, tamamlayıcı ve destekleyici yardımları beni bu noktalara getirdi. Özgüven aşıladı. Tüm yazdığım yazılara çoğu zaman saati bile bulmayan hızla değerlendirip yayına aldılar.

Kişisel iletim kanallarından sorduğum sorulara bilgelikle yol gösterip çözüm odaklı geri bildirim yaptılar.

Hele yazılarımızı okuyup yorum yapma nezaketi gösteren değerli yazarlar ve şairler yazma isteğime dopamin gibi mutluluk hormonu kattılar. Düzeyli eleştirel bakış açıları, abartıya kaçmayan övgüleri eminim her birimizde olumlu katkı sağlamıştır.

Milliyet Blog olarak bizlere fikirlerimizi, düşüncelerimizi, yazılarımızı, resim paylaşımlarımızı yapmamıza, geniş tabanlı bir perspektif sunan çeşitliliği ile bizlere katkılarından dolayı kutluyorum. Teşekkür ediyorum.

Bazı insanlar sessizce düşünür,

Bazı insanlar sesli düşünür,

Bende yazarak düşünmeyi öğrendim…

İnsanoğlu dokuz ayda doğar ya…

Bende dokuz aylık Blog yazarlığından sonra konu ile ilgili Blog yazdım. Sürçü lisan ettiysem af ola…

Selam, sevgi, saygı ve hürmetlerimle…

02.07.2018 Adil Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Editörler bana yardım etmediler çünkü siteye her şeyi zaten bilen tavırlarda havalı girdim. Hatta "estağfurullah, ne haddimize" gibi sözler eşliğinde sen bizi kontrol et dediler. Bu ukalalıkla ben de kendime yardım etmeyince böyle "mertek" kaldım affedersin! Lakin anlamadığım bir şekilde insanlar beni okuyordu üstelik özensiz yazılarım daha çok okunuyordu, bu yüzden okunmaz diye yazılarıma özen göstermedim!Hem yorucu bir şeydi öyle imla, mimla, gramer, Mayk Hammer affedersin! Adil Bey saygılar sunuyorum efendim!Sürçü lisan ettikse ki ettik...

Kerim Korkut 
 28.07.2018 17:02
Cevap :
Rica ederim Kerim bey olur mu sürçü lisan. Ben kendi adıma yazdıklarınızdan pek keyif alarak okuyorum. Kaleminize yüreğinize sağlık. Ben garip bir alaylı olarak köy ilkokulunda öğrendiğim Türkçe dil bilgimle meslek lisesinde görmediğim Edebiyat dersimle inanın yazım kuralını hiç bilmiyorum. Bir çok hatalı yazılarda yazıyorumdur. Noktalama işaretlerini ise çala kaşık. Ben yazarken dakikada 85 atım yapan garip yüreğimden nasıl ve ne geliyorsa o an için freni boşalmış bir araç gibi klavyenin tuşlarına vuruyorum. Yazdığım şeyleri yüreğimden geldiği gibi karalıyorum. Şöyle yazarsam okurlar, böyle yazarsam okumazlar diye bir endişem yok hiç. Bazen gözlerim yaşararak yazdığım da oluyor. Ben sadece kendim için yazıyorum. Takdir okuyanların. Sunturlu laflar etmesinler, birde sevgili Edidörlere halel gelmesin. Okuyanda sağ olsun okumayan da. Ben emek verilerek yazılan her şeyi değerli buluyorum. Okumaya çalışıyorum. Eleştirmek mi? ne haddime. Yorum yazarken bile çekiniyorum.selam, hürmetlerimle.  28.07.2018 19:34
 

Bir çoğumuzun yazdığı bloglarda, imla kuralları, duyguyu yansıtma, bilgiyi aktarma gibi kavramlar eksiksiz olurken, samimi yazma konusunda eksikliklerimiz olabiliyor. Sizin yazılarınızda bu samimiyet hiç eksik olmuyor. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 28.07.2018 10:56
Cevap :
Değerli yazarım teşekkür ederim değerli yorumunuz için, sizi keyifle takip etmeye başladım. Çok nitelikli öyküler yazıyorsunuz. Sizin yazılarınız ufkumu açıyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Selamlarımla...  28.07.2018 11:35
 

Adil bey tebrik ediyorum, zihinsel faaliyet olan yazmak bir insanın yapacağı en nitelikli aktivitelerdendir. Tek başına vakit geçirmenin en keyifli halidir. Yazma keyfinizin devamını diliyorum...

Kadri KANPAK 
 05.07.2018 14:54
Cevap :
Çok teşekkür ederin Kadri bey değerli yorumunuz için. Benim yazarken aldığım keyfi tüm okurların da alması dileklerimle saygı ve hürmetler sunarım. Selamlar.  05.07.2018 17:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 182
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster