Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
98
 

DOKUZ MERTEKLİ NOSTALJİ ODAM

 
Bakmayın kovalı emaye sobanın ve duvarda elektrik prizi ve düğmesinin olduğuna. O yıllarda beyaz boyası da yoktu. Üstü kapalı dış salondan iç salona açılan kapıdan hemen sonra sol tarafta el emeği ile yapıldığı hemen belli olan; çizgili, revür işlemeli ahşap kapı. 
Kapı kolu sarı tunçtan, dört parmakla kulpu tutarak kendine çekip; sarı kelebek mandala başparmağınla basınca! “Çıt” diye çıkardığı ses kulaklarımdan gitmez hiç. 
Bu kapının anahtarı da kocaman sarı tunçtan. Diğer odaların kapı kolları ya tahta makaradan, ya da demirden. Kapı kolunun sarı tunçtan olması her halde misafir odası olmasından kaynaklanıyor. 
Kapının hemen arkasında birbirine benzemeyen, birkaç tane giysi asmak için küçük demir askılar, ikisi güneye, ikisi batıya bakan, “tamamı el işçiliği” alttan sürgülü dört pencere.
O zamanın mimarı, bu tasarımı yaparken gözünü bağlayıp çizdirdiler sanki. 
Hele duvarları ören usta kör gibi, duvarları asimetrik yumrularla dolu. On altı, on yedi yaşlarına geldiğim zaman artık ben tek başıma bu odada kalmaya başlamıştım. 
Emaye sobanın yerinde yuvarlak bir saç demir soba vardı. Kış gelince kurulur, yaz gelince kaldırılırdı. 
Tahta sedirin üzerinde yatağıma yattıktan sonra kapının yan tarafında duran küçük cam pencerenin küpeştesinde duran gaz lambasını üfleyip söndürdükten sonra; karanlığa alışan gözüm, pencerelerden sızan ay ışığının loş aydınlığı içerisinde, tavandaki mertekleri sayardım tek-tek. 
Tam dokuz taneydi. 
Diğer odaların mertekleri sekiz tane olmasına rağmen niye bir mertek fazla koydular diye düşünürdüm. Burası ’’büyük oda’’ olarak anılırdı. Eve gelen misafirler bu odada ağırlanırdı. 
Merteklerin üzerindeki eğreti kesilmiş budaklar biçimsiz bir şekilde göze çarpar rahatsız olurdum. Hatta kızardım. Neden bu budakları balta ile güzelce düzeltmediler diye.
 Hatta bazı merteklerin ağaç kabukları bile kısmen duruyordu. Merteklerin üzerine paralel dizilmiş ardıç ağacından isli çarpılar vardı.
Yılar geçtikten sonra öğrendim nedenini. 
Ormancılara yakalanmamak için, geceden ormandan getirilen ağaçlar acele ile dizilmiş. Yoksa! Devamlı devriye gezen kolculara şikâyette bulunup; ormanı tükettiği için tutuklanıp hapis cezası ile tecziye edilirlermiş. 
Mertek aralarının isli olmasının nedeni de eski görüntü versin diyeymiş. Alelacele yapılıp kapatılmış olmanın verdiği eğretiyi her yönü ile yansıyordu. 
Varsın öyle eğreti olsun. 
Önemli olan içinde yaşananlar. 
Bu odada teyze çocuklarının, diğer bir köyden gelip ağabeylerimle beraber, sıra-sıra dizilmiş yer yataklarının üzerinde şakalaşarak tuttukları güreşler, güle eğlene geçen gençlikleri. 
Eve gelen ağır misafirlerin doğası bozulmayan kaşarlı, katmerli muhabbetlerin, evin killi veya kireçli beyaz badanalarına sinmiş dostluk ve samimiyet kokan yaşanmışlıklarını hatırlatıyor.
 Gelen misafirler için özel yakılan gazlı lüksler, lükslerin içine takılan 2,5 numara gömlekler ispirtoya batırılır itina ile bağlanır yakılırdı. 
Beyaz ışığın içinde fısırdayarak tükettiği gazyağı ve eksilen havayı pompalayarak.
 Birde bu odada yatarken kurulan geleceğe yönelik hayaller denizinde günümüz teknolojisine taş çıkartan Canon’un optik zumlu carlzaes lenslerinden daha güzel resmederdi beyin topoğrafımız bu güzel yaşanmışlıkları.
Tabi bunlar eskiden kalan görüntüler. 
Şimdi ise bu evler, son derece modern donatılarla teçhiz edilmiş. Tavanlar lambri ile döşenmiş görsel olarak her türlü günün koşullarına göre tasarlanmış revize edilmiş. Buram, buram nostalji kokan yaşanmışlıklar, vitamin gibi dokularımıza, hala kaldığı yerden nüfuz ediyor…
Adil Bozkurt
Kerim Korkut, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 397
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster