Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '17

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1968
 

Dolar almak ya da borsadan çıkmak için son fırsat 17 Nisan

Dolar almak ya da borsadan çıkmak için son fırsat 17 Nisan
 

SON FIRSATI BU KEZ KAÇIRMAYIN


BEKLENEN KRİZ 2018’DE GELEBİLİR

PEKİ BUNA HAZIR MISINIZ?

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için çok kritik bir sürece hızla yaklaşıyoruz. Piyasalar dinazorun kuyruğunun kopacağı ana çok yaklaşıldığının farkında. Sadece bunun bahanesinin ne olacağını tahmin etmeye çalışıyorlar. Paranın baronları bazı ülkelerde borsaları yukarıya çekip ellerindeki malları boşaltırken bizim gibi ülkelerde borsalar mal boşaltmak için hala yukarıya çekilmeye çalışılıyor. Piyasa jargonu ile keriz silkeleme operasyonu sürüyor. Referandumdan sonra 17 nisan pazartesi günü borsa son bir kez yukarıya çıkarsa elinizdeki hisse senetlerini satmak için son fırsatınız olacak. Amerikan doları da 3.60 ların da altına sarkarsa uygun maliyetli dolar almak için de son fırsatınız olacak. Bankaların mevduata verdikleri faizin brüt %14’e yükselmiş olması hatta daha da yükselecek olması bir süre nakitte kalmak için güzel bir fırsat.

Gelelim 2018 yılında Türkiye’yi ekonomik krize sürükleyebilecek potansiyel iç ve dış etkenleri sıralayıp, sonuçları hakkında beynimizi yormaya. İlk önce dış piyasalarda olabileceklerle başlayalım.

1 -2017 yılının mart ayında faizleri artıran FED’in yılın kalan zamanında 2 kez daha faiz artırımına gideceği konusundaki beklentiler giderek güçleniyor. Ancak herkesi endişelendiren asıl konu parasal genişlemeye başlamadan önce bilançosu yaklaşık 2 trilyon $ olan FED bugün 4.5 trilyon $’a ulaşan bilançosunu ne zaman küçültmeye başlayacak? Muhtemelen 2018 yılında. İşte bu başladığında Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere etkisi FED’in faiz artırımları ile birleşince kusursuz fırtınaya dönüşebilir. Başta Amerikan borsaları olmak üzere bütün dünya borsaları bundan olumsuz etkilenip düşüşe geçeceklerdir. Lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim. Bugün dolar 4 olur mu acaba diye düşünüyorsanız 2018 yılında 4.50 ya da 5 ne zaman olur diye düşüneceksiniz hiç merak etmeyin. O yüzden referandum sonrası dolar kazara 3.60’ların altına inerse mutlaka paranızın yarısı ile dolar alın. Kalan yarısını da TL mevduat faizinde değerlendirebilirsiniz.

2 –Kuzey Kore ve Suriye’de yaşanabilecek olumsuzluklar piyasalara aradıkları bahaneyi bulma fırsatı verebilir. Artık ABD Başkanı Trump’ın bile şikayet ettiği güçlü dolar olası savaş senaryoları ile zayıflayarak ABD’nin dış ticaretine destek verebilirken başta altın olmak üzere yükselen hammadde fiyatları, ekonomileri buna bağlı Rusya, Brezilya, Venezuella ve Güney Afrika gibi bazı gelişmekte olan ülkelere destek olacaktır. Ne yazıkki Türkiye başta petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji ve hammadde bağımlısı olduğundan her iki durumda da kaybedenler kulübünde yer alacaktır.

3 –Parasal genişleme sayesinde direkten dönen Avrupa Birliği 2018 yılı içerisinde artık bunu durduracağını hatta faizleri artırmaya başlayacağını açıklarsa Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ABD ve AB’den yağan sermaye akışları azalmaya başlayacaktır. Ekonomisi Türkiye gibi cari açığını fonlamak zorunda olan bunun için sıcak paraya ihtiyacı olan ülkelerin sermayeye ulaşmaları hem daha zor hem de daha pahalı hale gelecektir. Hatta yatırım yapılabilir ülke notumuzu kaybettiğimizden beri devlet ve bankalar başta olmak üzere özel sektörümüz artık daha yüksek faizle borçlanmaya başladılar bile. Bunu artan kredi ve mevduat faizlerinden de anlayabilirsiniz. Türkiye bilançosunda nereden geldiği belli olmayan paraları gösteren net hata noksan kaleminin 2016 yıl sonunda 11.1 milyar $ olduğunu düşünürsek önümüzdeki aylarda buradan beklenen para gelmez ise doların ateşinin daha da yükselmesine sebep olabilir. Tabi kurdaki ateşin söndürülmesi için en kuvvetli yangın söndürücü de Merkez Bankamızın faizleri artırması olduğundan piyasalar ciddi hasar görecek, yatırımlar duracak ve bana göre aslında Türkiye’nin yerinde sayması ile aynı olan %5 büyüme bile hayal olacaktır.

Bir de Türkiye’nin kendi iç meseleleri dolayısıyla ekonomisinin halen ciddi sıkıntılar yaşamasının yanında bu sıkıntıların giderek artmaya başlaması ve kronik hale gelmesine yol açabilecek etkenlerin neler olabileceğini düşünelim.

1 –Başkanlık referandumunun kabulü ile TBMM’nin 2017 yılının kalan aylarında bütün enerjisini mevcut kanunları bununla uyumlu hale getirmeye harcaması ve piyasanın ve yerli-yabancı bütün yatırımcıların beklediği ekonomik reformların gecikmesi.

2 –Piyasaların durumunun bıçak sırtında olmasıyla can suyu için verilen KGF desteğinin geçici bir ferahlama sağladığı bir gerçek. Ancak amacının dışında kullanılmaya başlanması yani ihtiyacı olmayan firmaların KGF kredisi alması ya da istihbarat olumsuzluğu yüzünden KGF alamayacak firmaların alabilecek firmalara rica ederek onların aldığı KGF kredilerini kullanmaları, KGF kullananların bunu vadeli mevduata çevirmesi hatta bazı firmaların bununla döviz alarak kendini sağlama almaya çalışmaları, bazı bankaların sorunlu kredili müşterilerine bunu kullandırarak ya da kısa vadeli borçlarını kapatıp vadelerini ve borçlarını yapılandırması artık alışılagelmiş hikayeler haline gelmiş durumdadır.

KGF ile çoğu firma yatırım yapmak yerine ya piyasaya olan borçlarını ödemekte ya da kısa vadeli borçlarını uzun vadeliye çevirmektedir. 12 nisan 2017 tarihi itibarı ile bankalarca 114 milyar TL KGF kredisi kullandırılmıştır. Toplam limitin 250 milyar TL olduğu düşüldüğünde kalan 136 milyar TL’nin de en geç haziran ayında biteceği öngörülmektedir.

Peki bu paranın kaynağı nereden gelmektedir? Bütçe açığına olan negatif etkileri nasıl giderilecektir? Piyasaların düzelmediği hatta dünya ekonomik konjönktüründe tehlikeli dönemlere girdiğimiz bu günlerde amacı dışında kullanılan KGF kredileri batmaya başladığında zaten terörle mücadele kapsamında ciddi paralar harcayan Türkiye’yi çok daha sıkıntılı günlerin beklediğini söylemek için kahin olmaya gerek yok düşüncesindeyim.

3 –Son olarak ABD’nin Suriye ve Irak’da Türkiye yerine kendine Kürtleri müttefik olarak seçmesi, Kerkük’ün Kürdistan’a ilhakı, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti kurulması, Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabani’nin bağımsızlık ilan etmesi Türkiye’yi bir anda ABD ve Rusya ile karşı karşıya getirebilecektir.

Hele hele ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab ve Halkbank GMY’si Mehmet Hakan Atilla’nın İran’a yapılan ambargonun delinmesi ve kara para aklanması ile ilgili Türkiye’yi zor durumda bırakabilecek itiraflarda bulunmaları karşılığında cezalarının hafifletilmesi için ABD mahkemesi ile anlaşmaları Türkiye Ekonomisi’nin tabutuna çakılacak son çivi olacaktır. Bakın turizmdeki krizi Ruslar yeniden geliyor diye kimse önemsemiyor. Ayrıca para harcayan Avrupalı turist sayısında %40’lara varan büyük düşüşler var. Yarın Putin kızıp yine yasak koyarsa krizden ötürü 2018 yılında bütün turizm tesislerimiz iflas edip komik rakamlara yabancılara satılacak. Sakın şaka zannetmeyin, Türk Milleti’nin kendi ülkesinde tatil yapmak için otellerin sahibi yabancılara para ödeyecek hale geleceği günlere doğru yaklaşıyoruz.

Umarım sizlere bütün çıplaklığı ile anlatmaya çalıştığım bu tehlikeleri devlet ve millet olarak arkamızda bırakırız. Zira durumumuz Çanakkale Savaşı’ndan daha zor. Düşmanın elinde son model silahlar varken Türk Milleti’nin ve ekonomisinin göğsünde imanı elinde de süngüsünden başka bir şeyi kalmadı.

Sevgi ve Saygılarımla,

Mehmet Ulusal SAĞ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Analizleriniz % 50 olasılığa dayalı olarak yapılmış gerçekçi altyapıyla inşa edilmiş. Ne tamamen doğru ne tamamen yanlış diyebiliriz. Ortadaki iyimser bakış açısının antitezi olmuş. Tek dileğim tam anlamıyla haksız çıkmanız; elbette ülkemiz için. Saygılarımla

jack amca 
 15.04.2017 16:44
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. İnşallah memleket için hayırlısı neyse o olsun. Bu arada olası bir erken seçimin piyasaları bekle gör moduna sokmasının yaratacağı tahribatı da eklemeliyim. Saygılarımla.  16.04.2017 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 558
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster