Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
414
 

Doların tahtı sallanıyor mu?

Doların tahtı sallanıyor mu?
 

1944 Breeton Woods’tan bu yana kuramsal ve fiili olarak Amerikan doları evrensel para birimidir ve 90’ların başında Comecom’un iyice çözülmesiyle “serbest piyasa” lisansı ile “kuramsal değeri”ni de artmıştır. Ancak mikro ekonomi açısından durgunluk-canlanma gelgitleri gibi makro ekonomide de daha geç zaman aralıklarında yansıyan sıklet değişimi yaşanmaktadır. Avrupa’dan çok uzaktan, Rusya, Çin, Hindistan aksından yansıyan bir rekabet dolar üzerine abanmaktadır.

ABD doları “basan”, çok uluslu ortaklıklar onu yayan ve yükselen ekonomiler ise onun tahtını baskı altına alan momentumu yaratmaktadırlar. Dolar yine çok değerli kalabilir ama kendi başına bırakılmayacak kadar değerli görüldüğü besbellidir!

Gerçekte, IMF ve IBRD gibi kuruluşlar da “dolar bazında” yapılanmışlardır. Ülkeler ticaret fazlalarını ve açıklarını dolar bazında muhasebeleştirmeyi öğrenmişlerdir. Bununla da kalmamakta mal ve hizmet akımından sosyal transferlere, yatırımlardan iç borçlanma senetlerine kadar pek çok ekonomik değer dolarla anlatımını bulmaktadır…

Dili ayrı para birimi “aynı” Dünya, savaşın yaralarını mevzii olarak sarabilmiştir ama yoksulluğun yıkıcı acılarını asla tam olarak saramamış ve hakça bir ekonomi ekseninde dünün ve yarının zenginliklerini dağıtma garantisini sağlayamamıştır.

Unutmadan: doları, elde edilen kazanımlar açısından kutsamak ya da yaşanılan kırıklıklardan sorumlu tutmak, iyileştiremediğimiz finansal sistemlerimizin kendi yapıtımız olduğunu ve işleyişteki sınırsız sorumluluğumuzu unutmak kadar anlamlıdır.

Bu koşullarla birlikte yeni bir yüzyıl ne kadar yenidir?: Kapitalizm ve sosyalizmin püriten yanılgılarından çıkarılan “onarım programlarının” sosyal refah devletlerine yöneldiği Kıt’a Avrupa’sının kapısı bile işsizlikle, göçle çalınmakta, “en gelişmiş ekonomilerde” yığınlar evsiz ve barınaksız olarak dolaşmaktadır. Afrika bu tablonun eski tonları ve en koyusundan renkleri ile zaten mühürlüdür.

Buna karşılık, “yeni” demeye değer bir şeyler yine de eskisinin içinde bile aranabilir: Ekonomik (kömür+çelik) birliktelikler, gaz havzaları ve petrol yatakları ile siyasi birliktelikleri etkilemeye devam edebilir, ancak artık sosyal değerler de rekabetçi dünyada yerini almaktadır ve siyaset şimdi her zamanki gibi bir manivela olarak ekonomiyle –ya da tersi- tepkime içindedir.

Tüm ve daha nice olumsuzluklara karşı Porto Allegro’da yükselen Sosyal Küreselleşme notaları kısmen Latin Amerika’dan; Brezilya ve Arjantin mucizelerinden esinlenen şarkıları da söyleyebilmektedir.

Böylesi çeşitlenen ve alım-satım hacminin onda birine yakının internet mecrasına aktığı bir dünyanın, konvansiyonel yapılarını en azından tartışmaya açmadan bırakması düşünülemezdi: Dolardı, IMF idi, Dünya Bankası idi… UNICEF, UNESCO ve çevre örgütleri ile yeni bir denklem eski kalıpların kırılmasına inat tekliflerini hazırlamakta. Bu devinim de birbirini dışlayan değil birleştiren segmentler bulundukça daha geçerli ve değerli olabilecek gibidir.

Değişmesi gerekmeyen ve beklenmeyen olgularla birlikte değişim gelebilmektedir: Gerçekte dolar da dahil herhangi bir para birimine güç katan maddi bileşenler sırasıyla, teknolojik üretim, sanayi kapasite ve kalitesi, dış ticaret dengesi, bütçe ve ödemeler skalası, dış sermaye çekebilme ve dışarıya yatırım yapabilme gücü yanı sıra işçilik ücretleri, satın alma gücü, emeklilik, kentleşme ve yaşam kalitesi (ulaşım, okullar, hastaneler vb.) gibi görece ölçülebilir maddi birikim ile.. Serbest piyasa, uluslararası kurallılık, saydamlık.. ve dahası ve tazesi genel özgürlükler gibi belki daha nesnel olgular açısından yaratılan toplam ekonomik ve sosyal katma değerdir.

Bu olgular açısından Dünya’nın tek bir yeri “100 üzerinden 100” alamaz.

Tıpkı yaşamın kendisi gibi ülkelerin de notları ve derecelendirmeleri zamana ve mekana bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu değişkenlik de o ülkenin para biriminin değerini belli bir vadede etkiler.

Ancak sanırım asıl üzerinde durulması gereken altın-para dengesinin bozulmasından sonra tek bir paraya atfedilecek değerin tekelci mantığını dengeleyecek yeni seçeneklerin bulunması arayışlardır.

Bakalım bu arayışlar nereye ve nasıl gidecek? İki Almanya birleşebilirken, Hong Kong, Çin’e katılırken ve toplumlar için refah standartlarını azaltan değil artıran yollar kabul edilirken, daha hakça ve insancıl sosyal bir dünya kurulması için değişim değeri ve aracı arasındaki makas nasıl bilenecek …

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 488
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster