Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
195
 

Doldur saki dertleşelim.

Doldur saki dertleşelim.
 

Neler yapıyorsunuz? Nasıl geçiyor hayat?
 
Evde yaptığınız hesap çarşıda size oyun bozanlık ediyor mu?
 
Çalışma saatleri dışında dilediğinizi yapma hakkına sahip misiniz? Günlük gazetenizi, arada bir sevdiğiniz bir dergiyi, on beş günde bir ya da hadi ayda bir gönlünüze göre bir kitabı alabiliyor musunuz? Sinema ya da tiyatro sever misiniz? Sevdiğiniz halde ne sıklıkla gidebiliyorsunuz? Sergi, konser katılmak istediğiniz seminerler...
 
Yoksa bunlara fırsat bile kalmıyor mu? İstemeyi bile unuttunuz mu?
 
Sonra da alışılıyor öyle mi?
 
Açlık sınırımız 1.158 tl , yoksulluk sınırımızsa 3.772 tl Türk-iş sitesinden aldığım son veri bu.
 
Memur ya da işçiyseniz açlık ve yoksulluk arasında can çekişiyorsunuz. Emekli ya da asgari ücretliyseniz sizi yaşamın içinde saymıyorlar bile. Söylemesi acı ama siz yoksunuz.
 
Ben de soruyorum, çalışma saatleri dışında neler yapıyorsunuz diye? Sorulacak soru mu bu?
 
Hele bir de kiracıysanız. Varsa yoksa televizyon vasatlığı öyle değil mi? Arada bir kitap alabilirseniz ne ala. Kütüphanesi zengin bir arkadaşa sahipseniz o da iyi. Hadi gazeteyi de aldınız. Gerisi ailecek televizyon.
 
Televizyon; Diziler, yarışmalar, haber programları. Birbirinin taklidi bir dizi program.
 
Dağılmış aileler, sürekli aldatmaca üzerine kurulu insan ilişkileri, zorlama senaryolar. Düşünsenize neden hep böyle? İçki ve sigaralar buzlanıyor ama şiddet altın tepside.
 
Şiddet ve gerilim için haberlerde ki baş aktörler varken diğer programlara da gerek yok aslında. "Haberlerde ne yapıyordu o amca?" Sorun evin çocuğuna kesin etkisinde kalmıştır." Bağrıyordu, elini kaldırıyordu" diyecektir. Ağzından tükürükler saçarak bağıran, hakaret eden, tehdit eden bir adam her gün düşüyor salonunuzun ortasına. Geriliyorsunuz, asabınız bozuluyor. Haberlerinse biri diğerini zaten tutmuyor.
 
Bir kıskacın içinde olabilir misiniz? Yoksunluklar, gerginlikler ve yozlaşmalar arasında.
 
Tepenizde sizi takip eden o maşayı görüyor musunuz? Dikkat edin, nereye doğru yönlenseniz takipde, kıstırmaya uğraşıyor. Hepimizi takipdeler.
 
Bir kısmımız yönelimleriyle avutuldu, diğer kısmımız yoksunluklarıyla debelendi, diğerinin özgürlükleri kısıtlandı. Kimsenin kimseyi görecek hali kalmadı. Savrulduk. Şimdi o maşa bu fırsatla kovalıyor, kışkırtıyor yönlendiriyor. Hepimizi ele geçiriyor.
 
İnanmıyorsanız, açınızı değiştirin bir de farklı yerden bakın.
 
Dünkü kargalar bugün şahin oldu, cellatlar kahraman, din sömürüsü baş danışman, faşistlik demokrasi, görgüsüzlük ahlak, arsızlık yeni değer, Cumhuriyet oldu yenik yeni, din oldu bedevi kapitalizmi.
 
Yönlendirildik, elinde asa bir deli yasa çoban, heeey! ardında meleyip duran, önümüz kurban.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yorumuma dolu dolu gelen yanıta karşı sadece uzun uzun alkışlamak düşer bana... Sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 08.07.2014 21:41
Cevap :
Ne diyeceğimi bilemedim,çok teşekkür ederim. Esenlikle kalın.   09.07.2014 20:27
 

Evet, tümüyle "savrulduk" değerli genç yazarım, tümüyle... Ama bu durum, bugününün ve salt ülkemizin günceli de değil, aynı zamanda tarihsel bir olay. Bu bağlamda J. J. Rousseau'dan söz etmeden geçmek de elimden gelmiyor. 18. yy.ın son çeyreğinde, "Toplum Sözleşmesi" adlı yapıtının ilk tümcelerinde "İnsan özgür doğar oysa her yerde kendini zincire vurulmuş olarak bulur." diyerek insan özgürlüğünü ve mutluluğunu yerle bir eden baskıcı siyaset tarzlarına karşı köktenci tavrını öncelikle ortaya koymuştur. Ama insanlık onurlu tarihsel yolculuğunda bu baskıların üstesinden gelmeyi başarmıştır da. Şekil değiştirse de(en temel tarihsel çelişki olan) "emek-sermaye çelişkisi" hep sürecek olsa da... Her şeye rağmen, daimi umut adına sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 07.07.2014 10:26
Cevap :
Şiddetin her türlüsü baskıyı doğuruyor.Baskı altında ki insan gelişimini tamamlamakta özgür mü?Rousseau'dan bahsediyorsunuz ve Fransız devr. değerli bilgi.Bilgi sahibi olmak sorumluluk büyütür,sancıları ise derin."Eğitim şart" laf seviciliğine kapılıyoruz.Oysa eğitimde bilgiye yönelimi cazip hale getirmek yerine,bir an önce okul bitirip arz talebin içine salınmak amaçlıdır yönelim.Gelişme yolunda bireyler sömürüye karşı düşünceler üretir tehlikedir!!! Sanat mesela bilinç uyarmada en etkin uyarıcıdır.Ama bireyler ASLINDA BİR PARÇASI OLDUĞU ekonomik şiddetin gücüyle tüm bilinç açıcılardan uzak bırakılmak istenmektedir.Daha çok taleple günün illüzyon şartlarına(lüks araba,marka)yetişebilmek derdi içinde sömürülenler.Diğer yanda sadece hayatta kalabilmek için daha çok sömürülülenler.Sonuçsa iYi seçimler yapmakta yoksunluk,bu da CANAVARI besliyor basit fikrimce. Benim ki iç dökme, yazarlık ne haddime Ersin Bey:)Çok kıymetli yorumunuza teşekkür ederim.  07.07.2014 20:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 23.06.11
 
 

Çocukken en çok gökyüzünü merak ederdim. Sürekli sorular sorardım, o kadar bıktırırdım ki, "çok faz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster