Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
734
 

Dolu dizgin akıyor yamaçlardan yaşam

Dolu dizgin akıyor yamaçlardan yaşam
 

ADOG


Bir arkadaşım, yazdığı bir denemeyi paylaşmış benimle.
Yazısına koyduğu başlık çok etkileyici: "YAMAÇLARIN ÇAĞRISI..."
Aldı, götürdü bu iki sözcük beni;
bin bir renkle bezenmiş, bin bir koku ile harmanlanmış,
uzaktan gizzemle göz kırpan yamaçlara...

Yaşam denen cadı kazanının içinde debelenirken
sadece yüreği henüz sağır olmamış bir avuç insan
duyabiliyor yamaçların fısıltısını...
Bazen bu çağrıya kulak verip gitmek isteyenler olsa da nafile..
Öyle güçlü ki zincirler...
Adına mal mülk, tarla tokat
hatta para hırsı demiş bazıları
ya da en masumundan ekmek parası..
Bazıları analık, evlatlık demiş
bolca sorumluluk yüklenmiş sırtına...
Bazıları ise ayıp demiş ya da günah
ya da gurur aşktan yana...
Ben ise hep düşünmüşümdür: "Yamaçların çağrısını duyup gidememektense
sağır olup cadı kazanının içindeki sahte mutluluklarla avunmak,
yanılsama da olsa daha huzur verici olmaz mıydı?" diye...

Öte yandan takmış peşine insanları,
dolu dizgin akan yaşam değil mi, yamaçlardan?
Ve dört nala koşan aslında zaman değil mi, otuzlardan sonra?
Bu gerçekle yüzleşince yamaçların fısıltısı, çığlık oluyor yüreklerde...
atılan adımlar: gözü karalık,
düşülen uçurumlar: hızlı yaşamın faturası...

Takmış peşine insanları, dolu dizgin akıyor yamaçlardan yaşam.
Herkes bir düzen tutturmuş kendince
ama gidişin yönü belli...
Kimi akıntıya bırakmış kendini, adına kader dediği...
Kimi kulaç atıyor akıntıya karşı, adına isyan dediği...
Kimi basıyor yanından geçenlerin bedenlerine,
önemsemeden bir kalbin kırmızısını,
adına zevk için her yol mübah dediği...

Takmış peşine insanları, dolu dizgin akıyor yamaçlardan yaşam.
Ve yamaçlar fısıldıyor: "Dur biraz! el ver bana
yaşatayım sana dağ kekiklerinin kokusunu,
bulutların üzerinde gökyüzünün coşkusunu,
rengarenk dağ çiçeklerinin dokunuşuyla
adına yaşam denilen nefes alışın ve verişin büyüsünü..."
Bu çağrıya kulak vermek istiyor,
yüreği henüz sağır olmamış bir avuç insan...

Ama öyle güçlü ki akıntı,
öyle çok zincirlemişiz ki kendimizi dallara, budaklara:
sorumluluk, para, ayıp, günah, gurur
ve çokca keşke diye diye...
Ve düşenleri gördükçe ürküten insanı
öyle kör kuyular var ki yamaçlarda,
üzeri dağ çiçekleri ile bezenmiş
ve öyle kaygan ki yamaçların kayalık yolları...
Yüreği henüz sağır olmamış bir avuç insan da
başını çeviriyor utanarak kendinden sessizce,
kulaklarını tıkayıp bu çağrıya...
http://zulalerik.blogspot.com/2009/05/dolu-dizgin-akiyor-yamaclardan-yasam.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 821
Kayıt tarihi
: 07.08.08
 
 

Psikolog, yaratıcı drama uzmanı, öğretmen, danışman, biraz yazar, eee annelik de var, etkili iletişi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster