Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '09

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
767
 

Domatesimi istiyorum!

Domatesimi istiyorum!
 

Domates en güzel ve faydalı sebzelerden biridir. Onsuz yemek pişmiyor.


Sevgili Mine Münire Ertürk Hanım, Almanya'dan bir ileti göndermiş dün. Kendisi hastalığım döneminde de benim hatırımı sık sık soran, hastaneye bile telefon eden çok değer verdiğim bir Milliyet Blog üyesi, benim 2 sene önceki ilk yazılarımdan birine, "Kahvaltı", yorum yazarak tanışmamıza vesile olan bir güzel dosttur.

<ı>Merhaba Mustafa Bey, domatesin çok yararlı bir sebze olduğunu biliyordum ama, kalbe bu denli yararlı olduğunu bilmiyordum. Okurken aklıma Siz geldiniz. Bol domatesli :) sağlıklı günler diliyorum. Sevgiler, selamlar

Milliyet Gazetemiz'den bir habere yönlendiriyor ileti. 11. Kasım 2008'de Prof Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu yazmış.

Profesörümüzün yazısından parçalar alarak, domatesin ne kadar faydalı bir sebze olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.

<ı>********

* Değerli okuyucu, toplumda yerleşmiş olan yanlış bilgiyi düzeltmek oldukça zordur. Kime sorsanız, “gözlere hangi sebze iyi gelir” diye, alacağınız cevap havuçtur. Halbuki bu yanlıştır. Domatesin gözlerimiz üzerindeki olumlu etkileri havuçtan çok daha güçlüdür. Domates bir yaz sebzesi olup, yaz mevsiminde tüketilmelidir. Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. İnsan vücudu (metabolizması) mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır. Kaldı ki, tüm canlıların metabolizmaları gece ve gündüze bağlı olarak dahi farklı çalışır.

Domatesin en güçlü olduğu özellikleri,

* Antioksidan

* Kalp büyümesine karşı önleyici

* Kalbin dıştan yağlanmasına karşı hem koruyucu hem de yok edici

* Makula dejenerasyonuna karşı önleyici ve koruyucu olması

* Makula dejenerasyonu başlangıç aşamasında ise, tedavi edici

* İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma zorluğuna karşı

* Yüksek göz tansiyonun düşürülmesinde olumlu etkisi vardır

* Kolestrolün düşürülmesinde ve dengelenmesinde yardımcı

Domatesin bu saydığım özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır.

Eğer satın aldığınız domates ebter (kısır) tohumdan elde edilmiş ise, yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden istifade edemiyorsunuz demektir. Bazen size sunulan domatesin “arılı domates” olduğunu da söyleyebilirler. Ve hatta organik domates diye de savunabilirler. Adı ister “arılı” isterse de “organik” olsun; Tohumu ebter (kısır) tohum ise değişen bir şey olmayacaktır.

Yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden faydalanamıyorsunuz demektir. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter (kısır) ise, onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde istifade edemeyeceksiniz demektir.

Tüketeceğiniz sebze ve tahılın veya da bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.

Tıpta, henüz kalp büyümesine karşı etkili bir ilaç tedavisi geliştirilememiştir. Özellikle, ağır yük taşıma işinde çalışanların veya ağır spor yapanların (örneğin, halter kaldırma gibi) veya da yüksek tansiyon hastalarının, haftada iki-üç defa, yemeklerden yarım saat önce, bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu içmeleri, onları kalp büyümesine karşı dirençli kılacaktır. Kullanılacak domatesin mutlaka hormonsuz ve doğal tohumdan üretilmiş olması şartı vardır.

Antremanlarına başlayacak olan sporcuların, aynı gün sabah kahvaltısında bir bardak domates suyu içmeleri halinde, domatesin kalp büyümesini önleyici ve durdurucu etkisinden mükemmel bir şekilde faydalanabilirler .

Kalp büyümesindeki bir sorun da, büyüme sırasında kalbin kas kütlesinin artmasına karşın, kalbin kendini besleyen damar yapısının aynı kalmasıdır. Böylelikle her bir kas kütlesine düşen damar miktarı göreceli olarak azalmış olacaktır. Bu da kalp kasının beslenmesini bozacak ve yeterli beslenemeyen kalp kası hasara uğrayacaktır.

İşte, böyle bir hasara karşı haftada üç-dört kez içilecek bir çay bardağı taze sıkılımış domates suyu mükemmel bir önleyicidir...

*******

Değerli arkadaşlar, köylerde yetişen, tarlada ekin ekip biçen insanlar kısır tohumu filan tanır da, bu ortamlarda yetişmeyenler bilmeyebilir. Bizler nasıl anlayacağız bunu? Devletin görevi değil midir bunları kontrol etmek.

Tarım Bakanlığı ne için vardır?

Profesörlerimizi televizyonlarda izliyorum da bazen gülmekten kırılıyorum. Bilhassa İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz çok sevimli bir şekilde anlatıyor her şeyi.

* Kansere karşı peynir suyu iyi gelir ama kendi yaptığımız peynirin suyu...

* Bol sebze tüketin ama kendi yetiştirdiğiniz sebzeleri...

Bu böyle devam edip gidiyor. İşimiz gücümüz yok ya, yiyeceğimiz her ürünü kendimiz üreteceğiz.

* Hatta odamızın birinde de inek besleyeceğiz ki sütünden, hormonsuz peynir, yoğurt, tereyağ filan yapalım.

* Bir odada da tavuk, horoz şart. Onlardan da günlük taze yumurta elde edeceğiz ya!

Rafadan yumurta, her sabah kahvaltısında.

* Salonda da arı yetiştiririz ki, bal elde edelim!

* Neredeyse koyun, dana gibi hayvanlarımızı unutuyordum. Bahçesi olanlar onları da beslesinler, hormonsuz et için.

* Hükümete gerek yok! Nöbetleşe yönetiriz devletimizi. Zaten bunlar çok kavga ediyorlar birbirleriyle. Biz kavga edecek zaman bulamayız. Üretimle meşgul olmaktan ne devleti yönetmeye takadımız kalır ne de meydanlarda birbirimize hakaret etmeye.

* Devlet kendi kendine yönetilse valla bunlarınkinden daha iyi yönetilir. Hem baskı olmadığı için laik ve demokrat bir devlet olur. Doğan Medya Holding'e de haksız ceza kesmeyiz. Medyayı susturmak için uğraşmayız bir kere. Süt sağmaktan, peynir, yoğurt yapmaktan, bahçe çapalamaktan, hayvanlara bakmaktan vakit de kalmaz bizde takat da!

Ah be sevgili Mine Hanım! Nereden nereye geldi benim yazı. Aslında bugün 2 kg arı domates aldım Havrasokağı'ndan. Akşam da sızma zeytinyağ ve elma sirkesiyle bir domates salatası yaptım. Çok lezzetliydi. Galiba kısır tohum değil. Domatesin kabuğu incecik, soymadım bile.

En sevdiğim sebzelerden biridir domates. Çocukluğum aklıma geldi bugün o domates salatasını yerken. Sokakta oynarken eve gelirdik karnımız acıkınca. Ama, acele sokağa çıkmak için annemin yemek hazırlamasını beklemezdik. Birkaç domates ve bir somun ekmekle yine sokaktayız. O domateslerin lezzetini şu an bile hatırlıyorum. Suyunu gömleğimize, pantolonumuza akıta akıta yer akşam da annemden papara yerdik,

"Pis şey, her tarafını kirletmişsin!"
diye.

Nerede eski domatesler?

Ben eski domateslerimizi istiyorum. Hem kalbe de iyi geliyormuş. Bu hormonlu domateslerden lezzet de alamıyoruz, vücudumuza faydası da olmuyor.

Bugün yediğim domatesler gibi olmalı tüm domatesler.

Devlet yetkilileri artık hormonsuz, kısır olmayan tohumlarla yetişen sebze ve meyveleri halka yedirmeli.

Biz bunların nerelerde satıldığını bulamıyoruz. Her yerde satılanlar kaliteli olmalı.

Tarım Bakanı gece uyumalı, gündüz uyanık olmalı.

Herkese saygı ve sevgiler.

Mustafa Mumcu, 22. 02. 2009 / 22:40

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3123
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster