Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
479
 

Domuz Dolabı

Domuz Dolabı
 

Domuz Dolabı


“DOMUZ DOLABI“        

 FEYZULLAH  AKTAN’IN İBRETLE OKUNACAK KİTABI

Ünal Şöhret Dirlik /Fethiye

Feyzullah Aktan’ın Kepirtepe’de yaşadıkları, Köy Enstitüleri’nin kapanma süreci ve çevrilen Domuz Dolabı'nın öyküsü kısa zamanda ikinci baskısını yaptı. “Domuz Dolabı, Köy Enstitülerinin Kapanış Öyküsü” adını verdiği eserini bana gönderirken şöyle yazmış Feyzullah Aktan:”Çok eski gıyabi tanışıklığı bir türlü vicahiye çeviremediğimiz, dost kültür adamı sayın Ünal Şöhret Dirlik’e en içten esenlik dilekleriyle.”22.04.2013

Feyzullah Aktan’ı 1956’larda tanıdım sanırım. Dergi ciltlerimin arasında onun  ve arkadaşlarının yayınladığı “İstikamet” dergisiyle tanıştık. O dergiye şiir, hikaye, folklor araştırma yazıları gönderdim, hep yayınlandı.1956/1957 ders yılı sonunda ben Aksu’dan mezun oldum. Yazı yazdığım bir çok dergi ile bağlantımız kesildi. Sonraki yıllarda Akseki’li arkadaşım –yayıncı Hüseyin Erkan’ın bana gönderdiği gazeteeler arasında “Keşan Önder Gazetesi de vardı. Hüseyin kardeşim sayesinde Feyzullah Aktan’ı bir daha buldum. Keşan’ın Cumhuriyeti olarak nitelediğim “Önder”in başındaydı. Bir müddet benim yazılarıma da yer verdiler. Önemli olan Feyzullah Aktan’dı. Feyzullah Aktan’ın çok maceralı bir yaşam öyküsü var. Köy Ensttitüleri kapatılacağında dönen dolabın çarkları arasında ezilen bir ağabeyimiz o.Şimdi kendi anlatımıyla onun öz gemişine bir göz aatalım:

“Bulgaristan’ın Varna İli, Yeni Pazar İlçesi, Çanlar köyünde03.02.1928 tarihinde doğdum. Karani-Sefer çiftinin üç erkek çocuğunun en büyüğüyüm. 1935 yılı ilkbaharında iki devlet arasındaki anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye göç ettik. Sınırda verlen bildirimde doğum tarihim her nasılsa 1927 olarak yazılmış. Kırklareli ili, Lüleburgaz İlçesinin Çengelli köyüne iskân edildik. 1937’de annemi kaybettim. Aynı yıl açılan üç yıllık eğitmenli Okulu  bitidikten sonra köyde çıraklık, çobanlık yaptım. 11 Ocak 1944 tarihinde Lüleburgaz Köy Enstitüsü’ne girdim. Okulda hep ön saflarda oldum. Öğrenci başkanlığı yaptım. Arkadaşlarımızla birlikte “Bizim Sesimiz” adlı duvar gazetesini çıkardım. Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemşettin Sirer tarafından gönderilen öğretmenlerin kıyımına uğradım. 1948 yılında okuldan ayrıldım; okul arkadaşım Ümmü Altan ile evlenerek Lüleburgaz’da çıkan Özdilek Gazeetesinde yazı işleri müdürü ve fıkra yazarı olarak çalışmaya başladım.

1949-1950yılları arasında askerlik görevimi Erzurum’da yapıp geldikten sonra Bizim Sesimiz adlı aylık bir dergi çıkarmaya başladım. 26 Mart 1953 tarihinde TCH’nın (sonra kaldırılmış olan)141. maddesinden tutuklanarak, bu kitapta okuyacağınız, tam 31 ay süren “Domuz Dolabı” sarmalından kurtulmaya çalıştım. Dava 1955 yılında beraatle sonuçlandı.

1955/1960 arası Lüleburgaz’da gazetecilik, fotoğrafçılık, fırıncılık yaparken bir arkadaşla “İstikamet” adlı aylık bir dergi de çıkardık. 26 Nisan 1962 tarihinde matbaa makinesi alarak Önder gazetesini çıkarmaya başladım. Aynı yıl Kasım ayında gazeteyi ve matbaayı Keşan’a naklettim. Cumhuriyet, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin Keşan muhabirliğini yaptım. Gerek gazete gerek kişisel olarak aldığım ödüller arasında İLEV (İletişim Vakfı) tarafından 27 Mayıs 2005 verilmiş: “ meslekte 50. Yıl” plaketi de bulunmaktadır. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibiyim.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

Biri doktor ikisi gazeteci üç çocuk babasıyım. Eşim Ümmü’yü evliliğimizin –altmışıncı yılında-23 Ağustos 2008 tarihinde kaybettim” 

DOMUZ DOLABI için Mehmet Başaran, önsözünde diyor ki:

“Menderes söz vermişti alanlarda: “Köy Enstitüleri kapanacaktı.

“Bulun” diyordu Avni Başman’a,”Koministlikten mahkum olmuş enstitülü  bulun”

Avni Bey Bakanlıktan, Millet Vekilliğinden istifa edince, yerine Samsun Bayındırlık Müdürü  Tevfik İleri getirildi. Tevfik İleri, ilginç biriydi. Bayındırlık Müdürüyken, Lâdik Akpınar Köy Enstitüsü’nü görmüş, çok etkilenmişti. Diyordu ki, yerel bir dergide yazdığı yazıda:

“… Tesadüfen görmemiş olanların katiyen bilmelerine, tasavvur etmelerine imkân olmayacak şekilde yepyeni bir gençliğin, yepyeni bir neslin bu Köy Enstitüleri’nde yaratılmakta olduğunu zevk alarak, ggurur duyarak gördük. Bugün dileğimiz, Türkiye için çok faydalı olan bu Köy Enstitüleri davasının muvaffak olması, gerçekleşmesidir. Bu küzel, bu hayat dolu, istikbalimiz için çok ümit cerici enstitüden ayrılırken, şöyle düşündüm. Şehirlerin kasvetli, insabı karamsar edici havasından bunalanlar buraya uğramalıdır. Burası, hasta dimağ ve ruhlar için bir şifa kaynağı olacaktır.”

Ama başbakanı bekletmedi.

“Emredersiniz. Yoksa bile, yaratırız efendim.”

……………………………………………………………………

Okuyun Domuz Dolabı’nı, okuyun da; Köyleri Kalkındırma davasında bile yaşananları görün…Cumhuriyet savcilarını, yargıçları tanıyın.

Kafana, yüreğine sağlık, Seher Ananın oğlu. Feyzullah Aktan.

Mehmet Başaran

Domuz Dolabı’nın 9/10/11. Sayfalarında yazarın sunuş yazısında Feyzullah Aktan şöyle yazıyor:

“27 Mayıs 1960 devrimi olunca .. Hele de oluşturulan Kurucu Meclis çağa uygun bir anayasa yapınca umutlandık. Bundan böyle domuz dolaplarına kimsenin cesaret edemeyeceğini, geçmişin hesabının da sorulacağını sandık.

Yanıldığımızı kısa sürede anladık.

Milli Birlik Komitesi’nin Milli Eğitim Komisyonu üyesi Mehmet Özgüneş, Köy Enstitisi Müdürü iken Kurucu Mecjis üyeliğine seçilen Mustafa Lütfü Engin'e şöyle demişti:

“Enstitüler, enstitüler diyorsunuz ama Hoca, onların da iç yüzleri karanlık. Oralarda da bir şeyler olnuş yani…Çuvallar dolusu belge aldık Tevfik İleri’den”

Feyzullah Aktan tutuklanışını anlatıyor:

Sabahın köründe kapımız yumruklandığında kötüye yormadık. “Naciye yengedir” dedik.”Kahvaltı için süt getirmiştir.”

Sık sık yapıyordu çünkü bunu. Süt getiriyor Yaptığı yemeklerden uzatıyordu..

Üç kızları vardı. Ümmü’ye arkadaşlık ediyorlardı gündüzleri. Çile çekmiş, gün görmüş insanlardı…

Kapıyı açınca şaşırdım. Lüleburgaz Cumhuriyet Savcısı Hamdi İplikçioğlu bana öyle anlamsızca bakıyordu. Yanında göbeklice bir adam vardı, tanımıyordum. Arkada iki polis memuru..

- Buyurun dedim.

- Seni almaya geldik! Dedi (Sonradan Kırklareli Emniyet Müdürü Adnan Çakmakolduğunu öğreneceğim) göbeklice kişi.”Evi de arayacağız” diye ekledi.

Ev dediği topu topu küçücük bir oda idi. Ortada serili yatağımız, bir köşede Kepirte Köy Enstitüsü’nden kalma Ümmü’ye ait tahta bavul.. İçinde o güne kadar edinebildiğimiz kitaplar ve çamaşırlarımızın bulunduğu küçük çeyiz sandığı…

Öteki köşede, sofra olarak da kullandığımızyuvarlak kalaylı tepsi, içinde bir küçük tencere, birkaç tabak, kaşık veçay bardağı ile bardağı..

Kitap dolu bavulla üstünde birikmiş gazeteleri ve dergileri aldılar.

Gürültüye uyanan Tevfik dayı, Naciye Yenge ile kızları Yaşariye, Gülsen ve Şadiye aynı sundurmaya açılan kapılarından dışarıya çıkmış, Ümmü’ye aralarına alıp sahiplenerek olup biteni sessizce izliyorlardı. Ümmü, yeni doğum yapmış ve yavrusunu kaybetmiş olmanın halsizliği ve üzüntüsü içinde, bu yaşananlara bir anlam veremiyor, soran gözlerle öylece bakıyordu.

Bir yanlışlık olmalı… Üzülme.. Biraz sonra dönerim! Diyerek polislerin arasında yürüdüm.

VE  tam iki yıl yedi ay sonra ancak aklanıp dönebildim.

Peki nasıl bir domuz dolabıydı bu içine düşürülmek istendiğimiz?...

İşte bu kitapta onu anlatmaya çalışıyorum.

Feyzullah Aktan/KEŞAN

Feyzullah Aktan’ın “Domuz Dolabı”isimli çok güzel baskılı bu güzel eserinin ibreti alem için okunmasını dilerim. Bizde kapan, fak, al, hile anlamına da gelen dolabı, dolap çevirmeyi biliriz de Domuz Dolabını'da bu kitapta okuyoruz. Köy Enstitüleri'nin kapanma sürecinde acil olarak bu okullarda okuyanlardan mahkumiyet almışların aranmasını anlatıyor Domuz Dolabı.

Benim ve Fethiyeli akranlarımın Aksu Köy Enstitüsünü kazandığımız 1950’li yılların başında başlatılan bu süreç 1954 yılında noktalandında dördüncü sınıfa geçmiştik. Yukarıda sözünü ettiğim ve Feyzullah Aktan’ın yayınladığı İstikamet isimli dergiyi de aklandıktan sonra yaınlamaya başladı. Aktan’ın aklanıncaya kadar çektiği sıkıntılar kitabın bundan sonraki bölümlerinde çok güzel bir şekilde anlatılıyor.

Keşan-Önder Gazetesiyle tanışmam daha sonralara arstlar ve Aksu’da Orhan Veli’nin “İstanbul’u düşünüyorm Gözlerim kapalı” şiirini çok güzel yorumlayan”Aksu’da iki sınıf gerimizde okuyan Aksekili dostum Hüseyin Erkan sayesinde oldu. O gazetede Feyzullah Aktan imzasını görünce ta gerilere 1955-56’lı yıllara gitti.

Çileli bir yaşam öyküsü var Feyzullah Aktan’ın. Domuz Dolabından kurtuluşu da okuyan bir Köy Enstitülü oluşuyla ilgili. Suçlandığı konuyla ilgisinin olmaması, domuz dolabı düzenleyicilerinin marifet.

Okuyun Domuz Dolabını. İbret alacaksınız. Köy Enstitülerinin kapanış öyküsü bu kitapta ve Feyzullah Aktan’ın, bu mücadeleci ihtiyar delikanlının kaleminden. Onu candan kutluyorum.

Rıfat SOYDAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam öncelikle saygılar sunarım. Enstitüler kapanmamış olsaydı ve köy çocukları o günkü gibi bir eğitim alabilselerdi, bugün ne gericilikten ne fakirlikten ne yakılmış aydınlardan ne maden facialarından bahsediyor olacaktık. Yani bir milletin uyanışını maalesef bizi yönetenler istemedi. Yaşım itibariyle ben hiç görmedim ama sizler gibi enstitülerden dinleyip, kitaplarını okuyunca anladım değerlerini. Çok üzgünüm. Hörmetle...

Rıfat SOYDAN 
 03.07.2014 1:49
Cevap :
Köy Enstitüleri "birer kuyruklu yıldız"dı Türkiye için.Hemen on sene içinde kapatma kararı verdiler. Oysa incelemek amacıyla çok sayıda yabancı uzman gelip gidiyordu. Yazık oldu.Ben dördüncü sınıfa geçtiğim yıl bu değişiklik vuku buldu.İki yıl daha aynı şartlarda okuduk. Köylere dağıldık, buruk bir sevinçle. Yorumunuz için teşekkür ederim. Ü.Ş.D.  04.07.2014 0:08
 

SAYIN HOCAM FEYZULLAH AKTAN'I KUTLARIMÇ.DOZMUZ DOLABINI BULURSAM OKUMAK İSTERİM.TEŞEKKÜRLER, SELAM VE SAYGILAR.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 06.06.2013 20:45
Cevap :
Domuz Dolabı dönüp dönp okunacak bir eser.Feyzullah Aktan'ı bir daha kutlarım.Yeni Kuşak Köy Ensttitülüler Dernekleri bu kitabı tüm üyelerine okutmalı.Tam Domuz Dolabı vesselam. Teeeşekkürler. Selamlar hocam. ÜŞD  07.06.2013 18:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam yorum
: 2687
Toplam mesaj
: 200
Kayıt tarihi
: 22.05.08
 
 

Önce kendimi tanıtayım: Ben Ünal Şöhret Dirlik, Aksu Köy Enstitüsü'nde üç yıl okudum. Dördüncü sı..