Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
584
 

Don Kişot olmayanlar, lütfen siz üzerinize alınmayın!!...

Don Kişot olmayanlar, lütfen siz üzerinize alınmayın!!...
 

Selda Eruzun Katu Style


Hani bir şeyi; deli gibi isteyip de, sonu “ne olursa, olsun” diye düşünmeden, bir çılgınlık “yapalım” denilen anlar vardır ya.. İşte böylesi anlarda, hemencecik bir akıllı çıkar ve hevesinizi kursağımız da bırakacak bir deyiş kullanılır…. 

“Don Kişot’luğun lüzumu yok!!…” 

Bugüne kadar hepiniz birkaç kez duymuş veya kullanmışızdır, bu deyişi… 

Peki bu kült sözle; söylenilmek istenilenin ne olduğunu veya tehlike sınırlarını zorlamak üzere olan kişiye nasıl bir nasihat vermek istenildiğini hiç düşünüz mü? 

Sorunun yanıtı için Miguel de Cervantes Saavedra’nın “Don Kişot” hikayesine, tablet bir geçiş yapmak, bilgilerimizi tazelemek fena olmayacak gibi.. 

Asıl adı Alonso Quijano olan Don Kişot, alçak gönüllü bir taşralıdır. Tamamen iyi niyet ile; içinde bulunduğu mağranın bir ötesini merak eden bu taşralı, şahit olduğu tüm şövalye hikayelerini dinlemesi ve okuması, onu gerçeklerden uzaklaştırıp, hayallere kaptırarak kendini şövalye sanmasına neden olur? 

Kendi yarattığı bu hayale o kadar inanır ki; bu nedenle, adını soylu bir şövalyeye yakışacak şekilde Don Kişot olarak değiştirir… Bir şatonun hükümdarı olduğunu sandığı berbat bir hanın sahibi de onu yeni ünvanıyla kutsayarak, şövalye ilan eder… Benzer benzeri çeker ya…Köylülerin içinden, en saf olan Şanso Panza’yı da kendisine uşak, daha doğrusu refakatçi, yandaş olarak seçer. Bugün ki tabiriyle kankası, yani Şanso Panza kafası fazla çalışmayan, fakat kankasına körü körüne sadık, onu tehlikelerden korumak isteyen, ancak uyarılarını da Don Kişot’a dinletemeyen bir tiptir. Ama aynı zamanda da böyle olmakla birlikte, köylü kurnazlığıyla, kendi çıkarlarını da bilen ve kollayan birisidir. Bu arada küçük bir dip not!!! Kitabın 1605 yılında yazıldığı hatırlanındığında geçen 500 yılda pek de birşeyin değişmediğinin fark etmişsinizdir, umarım… Neyse biz Don Kişot’a dönelim… Don Kişot’ın sevgilisi Aldonza Lorenzo, saf, şişman, konuşmasını bilmeyen, çirkin bir köylü kızıdır.. Ama diğer her inanmak istediği altı boş hayaller gibi Don Kişot’un sevgilisi gözünde soylu güzel, Tobosolu Leydi Dulsinea olur. Don Kişot artık uşağı ve leydisi ile bir şövalyenin şanına yakışır halde, haksızlıkları düzeltmeye, kötülük ve yanlışla savaşmaya hazırdır. Ama, dünyayı olduğu gibi değil de, kendi hayallerinin aynasında gördüğü için, köy hanını kale, yel değirmenlerini kötü niyetli düşmanlar, koyun sürüsünü askeri birlik sanır. Yanında ki tek dayanağı olan kankasını döven çiftçi, zincire vurulan esirleri götüren han efendileri ve bazı tüccarlarla takışarak, şövalyelik ülküsü adına onlara meydan okur. Hepsi ile başı derde girer, üstelik umduğu hiçbir sonuçları da sağlayamaz. Evet!!!! Hikaye kısaca böyle… Uzun lafın kısası; ben de şimdi bu hikayeden çıkarttığım sonuca ve anlama göre: Evine Fatih Kral’dan en oymalı, en altın varaklı, en pahalı eşyaları satın alarak, kendini bir sarayın efendisi sanan bayanlara, saçlarını sarıya boyatıp, gözüne mavi lens takarak kendini doğasını inkar edip, soyunun İsveç’ten geldiğine inanan genç hanımlara, gece klüplerinde ödediği şişkin hesaplar ile yanında tuttuğu günü birlik sevgililer ile kendini kavanoza zanneden baylara, hazır parayla iş yapan işletmecilere, çalıştığı şirketin koltuğuna yaslanıp kendini en cevval yönetici zanneden şirket yöneticilerine, hiç kullanmadığı diplomasıyla vizyonunu kültürlü ve okumuş olarak diğer daha az okumuş olan insanlardan ayıran diplomalı işsizlere, yılda 20bin TL ödeyerek mezun olduğu okula güvenerek her şeyi bildiğini düşünen, iş beğenmeyen daha yolun başında ki çaylak gençlere, her gün birbirini yiyip, gidecek daha iyi bir yer ve alternatif olmadığı için yıllardır devam ettirilen ama mutlu aile pozları verip, sonra da facebook’a ekleyen evlilik kurumu bireylerine, kendi gölgesine bakmadan bu günlerde Ali Taran-Ayşe Özyılmazel’in gündemde olduğu gibi hiç durmadan toplumun ahlak kurallarını için başkalarının hayatlarına burnunu sokan tüm insanlık soyuna armağan ediyorum… Aman!!!! Sakın yanlış anlaşılmasın!!! Ben böyle olanları kast ediyorum.. Olmayanlar, lütfen üzerine almasın!!!! Sevgiler Selda Eruzun… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 582
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Tekstilci anne, ilaç sektöründe yönetici olan babasının küçük şımarık kızları olarak Şişli'de hay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster