Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '16

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
105
 

Donald Trump'tan sonra sırada Marine Le Pen var

Donald Trump'tan sonra sırada Marine Le Pen var
 

Trump ve Le Pen


BREXIT in gerçekleşeceğini tahmin etmek veya Trump’ın seçileceğini öngörmek için kahin olmaya gerek yoktu: Kendinizi sıradan bir İngiliz veya sıradan bir Amerikalı yerine koymak yeterliydi.

Sıradan Amerikalılar bir Siyahın Başkan olmasını içlerine sindiremedi. Hispaniklerin, Siyahların, Müslümanların ve Meksikalıların kendileriyle eşit statüye gelmesini bir türlü sindiremedi, öfkelendi, hınç ve nefretle doldular. Amerikan halkı büyük bir öfke nöbeti içinde silahlanıyor. Ku-Klux-Klan eskisinden daha güçlü. [1]

Sıradan İngilizler de mülteci sorunundan, İslami terörün bir salgın hastalık gibi kendi kutsal adalarına sıçrayacağından, yıldı ve korktu. AB’den bu nedenle ayrıldılar. ABD’ye yakınlaştılar.

Aynı olgu Fransızlar için de geçerli. Sıradan Fransızlar eşitlik, kardeşlik, özgürlük, hoşgörü gibi liberal değerlerin Müslüman kitleye uygulanamayacağını gördü. Batı değerleri, kültür ve sanatının, laiklik, devrim ve cumhuriyet değerlerinin tehdit altında olduğuna inanıyorlar.  Gittikçe çoğalan ve bir türlü entegre olamayan, Avrupa değerleriyle uzlaşamayan yabancılardan, mültecilerden, sığınmacılardan, Müslüman nüfustan rahatsızlar. Her geçen gün artmakta olan cami, cemaat sayısından, ezan sesinden, helal marketlerden, terörden, korku ve endişe içinde yaşamaktan, tüm bunlara rağmen İslam’ın hala bir barış diniymiş gibi dayatılmasından, sokaklarında kara çarşaflı, sarıklı, burkalı, sakallı tiplerin büyük bir gösterişle salına salına dolaşmasından rahatsız ve bunları görmekten bıktılar.

Öte yandan Müslüman kitle de türban için kendilerine baskı yapılacağından, kafir olmaktan, Hristiyanlaşmaktan, kiliselerin çan seslerinden, domuz ürünleri ve içki şişeleriyle dolu marketlerden alışveriş yapmaktan tedirgin. Yani saflar ve taraflar iyice belirginleşmiş durumda. İki taraf da gergin ve tetikte. İş sanki küçük bir kıvılcıma kalmış durumda.

Trump’ın başa geçmesi aşırı sağ cephede, faşistler ve Neo-Naziler arsında büyük sevinç yarattı. Resmi sonuçlar açıklanmadan Trump’ın zaferini kutlayanın en başında Fransız aşırı sağ parti Milli Cephe (Front National) nin lideri Marine Le Pen’in olması rastlantı değil. 2017 seçimlerinde Fransa’da solun çok ağır bir darbe alacağı ve faşistlerin iktidara gelmesi yüksek bir olasılık. Bu olgu Almanya ve diğer AB ülkeleri içinde geçerli. Avrupa hızla kabuk değiştiriyor ve yeni bir çağa giriyoruz.

ABD medyasında çıkan barışçıl ve insancıl haberlere, anketlere aldanmayın. 2016 seçimlerinde Demokrat Parti'nin kalelerinden biri California şokta ve millet küplere binmiş durumda. Eyalette yaşayanlar #CalExit etiketiyle Twitter üzerinden Birleşik Devletlerden ayrılma kampanyası başlattı. Seattle, California ve bir çok eyaletten çatışma haberleri geliyor.

Kuşkusuz, Trump’ın radikal vaatlerinden geri adım atması olasıdır. Müslümanlara ABD'ye giriş yasağı getirilmesi, camilerin kapatılması, İklim Anlaşması'ndan vazgeçilmesi, Yüksek Mahkeme için planladığı yargıç listesi, Meksika sınıra duvar örülmesi gibi seçim kampanyasında kullandığı vaatlerden geri adım atabilir. Ancak, sanırım bu ilk başta olabilir. Zamanla güç kazandıkça radikal vaatlerine yeniden dönebilir.

ABD’de olsun, Avrupa’da olsun ılımlılık, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, hukukun üstünlüğü, uzlaşma, hoşgörü, liberalizm gibi değerler toptan çöpe gidecek gibi görünüyor. Merkel ve Hollande da… Zira artık demokrasi ve insan haklarından çok daha önemli değerler söz konusu: Toplumsal istikrar, geçim, geleceğe güven, Avrupa ve Amerika'nın güvenliği, ekonomik dengenin sağlanması.

Terörü önleyeceğiz, Batı değerlerini kurtaracağız derken ABD’nin faşizme, Avrupa’nın da Ortaçağ karanlığına yeniden gömülmesi mümkün. Her koşulda Batı kendi uygarlık ve kültür değerlerine saygı göstermeyen, bunlara direnç gösteren, asimile olmayan, toplumuna entegre olmayan unsurları dışlamaya, temizlemeye, atmaya kararlı görünüyor.

ABD, İngiltere ve Avrupa ülkeleri bu konuda mutabık kalırsa, dünyada ikinci bir kolonizasyon ya da neo-koloniyalizm dönemi de başlayabilir. Bir başka güçlü olasılık da ortak düşman olarak belirleyecekleri İslami teröre karşı ABD, AB ve Rusya’nın birleşmesi. Böyle bir uzlaşma gerçekleştiği takdirde bundan en büyük zararı görecek olan İslam coğrafyası ile başta İran ve AKP Türkiyesi olacaktır.

(NB: Fotoğraf Huffingtonpost’dan alınmıştır.)

 



[1] Son yıllarda Siyahların hedef gözetilerek sudan bahanelerle Amerikan polisi tarafından çocuk, genç, yaşlı demeden sokak ortasında hedef gözetilerek vurulmasını bu gömülü öfkede aramak lazım.

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Le Pen konusunu birkaç gün içinde göreceğiz. Lâkin Müslümanların, bindikleri dalları tek tek kendilerinin kestiği, kendi ayaklarına kurşun sıktığı çok açık. Belirttiğiniz gibi, bundan en büyük zararı Müslümanlar görecek. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 10.04.2017 7:11
 

Elinize sağlık, son derece analitik ve objektif bir analiz. Yalnız birde şu var dünya genelinde sol partilerin giderek kan kaybetmesinin hiç de tesadüf olmadığını görmemiz gerekiyor. Sol partiler Marksizmin çöküşünden bu yana yeni bir felsefe geliştiremediler ve halklara vaat edebilecekleri demokrasiden başka hiçbir şey kalmadı. Demokrasi ise çoğunlukların gerici, tutucu ve az eğitilmiş dünyasında solcu partilerin mezarı oldu. Olaya bir de o gözle bakmak gerekir diyorum. Sağ siyaset ilerlemiyor, aksine sol siyaset kendini geliştiremiyor ve yeni fikirler üretemiyor. Oysa dünyanın acilen yeni fikirlere ihtiyacı var ve bu yeni fikirlerin CHP gibi tutucu ve gerici partiler tarafından geliştirilemeyeceği de son derece açık. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 11.11.2016 16:54
Cevap :
Saptamalarınız doğru. Sol diye bir şey kalmadı. Sol diye bir şey kalmayınca da meydan koyun sürülerine kaldı. Bu ülke artık dünyanın en berbat ülkesi konumuna geldi. Savunulacak bir tarafı da kalmadı. Dinsel özgürlük diye bedevi aşiretlerin adetlerine geri dönüyorlar. Ahlaksızlık, çürümüşlük ve iğrençlikler diz boyu. Her yerden lağım ve leş kokuları yükseliyor. Sodom ve Gomorra’ya dönen bu ülkede artık ne can ne de mal güvenliği kalmadı. Devlet herhangi bir gerekçeyle vergileri yükselterek, ceza keserek insanların malına mülküne el koyabilir. Esenlik.  20.11.2016 16:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1648
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster