Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
228
 

dondurucu soğukta Sultanahmet gezisi

dondurucu soğukta Sultanahmet gezisi
 

alıntı


Cumartesi akşamı hasta halimle evde yatarken, yiyip içip biraz kendime gelir gibi olunca hemen şeytan dürttü. Ne zamandır Sultanahmet'e gitmemiştim, canım fena halde çekti, arkadaşıma söyleyip ikna ettim. Ne zamandır böyle programsız, ani geziler de yapmamıştık. Spontane mi diyorlar nedir Türkçe'sini bilmiyorum, hoşuma gidiyor böylesi.

Sabahın köründe hareket edip Üsküdar'dan 8:40 vapuruna bindik. Kahvaltımızı etmemiştik, birer simit ve çay harika geldi. Şansımıza yeni büyük vapurlardandı, pencereleri geniş, İstanbul'un doyumsuz manzarasını ferah ferah seyretmeye olanak veriyor.

Vapurdan inince tramvayla Sultanahmet'e attık kendimizi. Kafamızdaki yerimiz belliydi, Çemberlitaş'taki Türbeler Müzesi bahçesindeki kafeterya. Seviyoruz burayı, açık mezarlık müzesi burası. Bahçede Osmanlı'nın son paşalarının, sultanlarının, Ziya Gökalp'in, gazeteci Hasan Tahsin'in, Şehy Bedrettin'in (bu biraz şüpheli) mezarları var. Bahçenin sonunda da azametli büyüklükte II.Mahmut türbesi var.

Biz kafeteryaya girdik, sabah sabah daha kimse gelmemiş, yazın açık olan, kışın ise kalın naylonlarla kapalı dış bölümün ısıtıcılarını bile yakmamışlar henüz. Bizim için hemen yakıldı o ısıtıcılar. Ama bizim ayağımız uğurludur, peşimizden insan sürüdük, boşuna yakmamış oldular yani.

Çay, kahve derken bir saati bulmuşuz. II.Mahmut Türbesi'ni de gezdik, II.Mahmut için yapılan bu türbeye sonradan Abdülaziz ve II.Abdülhamid de gömülmüş. Eşleri, kızları, damatları falan derken bayağı kalabalıklaşmış.

"Hadi" dedim, "Yahya Kemal Müzesi olacaktı bu cadde üzerinde, görelim." Çıktık, fakat hava yola çıktığımızdaki gibi değil, buz gibi, bir rüzgar esiyor sanki içimizi delip geçiyor. Kolkola girip birbirimize dayanarak sol kaldırımdan Beyazıt'a doğru bir yandan yürüyor bir yandan müzeyi arıyoruz. Kaldırılmış mı derken bulduk sonunda, fakat kapalıydı o satte pazar günü, kısmet değilmiş. Ben daha önce görmüştüm zaten, arkadaşım görsün istedim.

Beyazıt'a ulaştığımızda dolaşılacak gibi değildi artık. Parmaklarımın ucu dondu soğuktan. Bugünlük bu kadarın yeteceğine karar verip bindik tramvaya doğru Eminönü iskeleye.

Vapurun kalkış saati 11:20, kalkmasına 15 dakika var, donmuşuz soğuktan, ne içebiliriz? Elbette sıcacık nefis bir salep. Eski salepler gibi değil şimdi, özel bir markanın salebini getirtip satıyorlar, tadı da farklı oluyor tabi. Büfenin yanındaki masada, radyatör kenarında keyifle salebimizi içince içimiz de, ellerimiz de ısındı, güzel bir oh çektik.

Soğuğa rağmen memnunduk, bazılarının belki yatağından yeni kalktığı saatte biz dönüş yolunu tutmuştuk.

Sabah erken saatte, hele de pazar günleri yolların, caddelerin tenhalığında gezmek çok keyifli oluyor. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evinizden mi kovdular sizi,böyle kış günü kış günü...Hem ölülerin yanında gayve içilir mi be ya!

Kerim Korkut 
 02.02.2013 10:46
Cevap :
:))) O ölüler tarihin, yüzyılların içinden gelince müzelik oluyor, o zaman kayfe de içilebiliyor:) Kış günü kış günü, sabah sabah gezmenin tadı yok başka bir şeyde, tenha, ferah bir İstanbul, mis gibi... Selâmlar erim bey.  02.02.2013 21:59
 

NE İYİ YAPMIŞSINIZ, EĞER GELİRSEM, BENİ DE GEZDİRİRSİNİZ HERHALDE. SEVGİLER ADADAN.

Göksel47 
 27.01.2013 16:44
Cevap :
Elbette Göksel hanım, ne demek? Kucak dolusu sevgiler İstanbul'dan.  28.01.2013 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1090
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster