Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
2390
 

Dönemruh ve Cevizci Kız

Dönemruh ve Cevizci Kız
 

Bir cevizci kız sayesinde beynimde tetiklenen çağrışımlardan söz edeceğim. Birincisi: Zeitgeist /zaytgayst/. Almanca bir sözcük. İngilizceye ancak bir cümleyle çevrilebilmiş: 'Bir dönemin entelektüel ve kültürel iklimi' veya 'Bir dönemin düşünce ve inançtaki karakteristik eğilimi'.

Türkçe çevirisini bulamayınca, 'Dönemruh' olarak kendim çevirdim. Ayrıca 'ortak ruh', 'ortak bilinç' veya 'yaratıcılık atmosferi' olarak da kullanılması mümkün görünüyor...

Yer: İzmir Kestane Pazarı. Daracık bir dükkânın önünde iki çuval dolusu ceviz... Birinin etiketinde Tire Cevizi, diğerinde Kütahya yazılı. Geçen hafta yaşlı bir adamcağızdan aldığım cevizleri kırıp içlerini kolayca çıkartmak mümkün olmadığı için, sordum cevizci kıza:
'Bunlar, o içi bir türlü çıkmayan cevizlerden olmasın?'
'Hayır' dedi incecik ve kararlı sesiyle, 'onlar çetin ceviz, bunlar değil.'

'Bir kilo alayım' dediğimi anımsıyorum; fakat hangi torbayı gösterdiğimi bilmiyorum. Çünkü son zamanlarda beynimde bu şiddette bir şimşek çakmamıştı!.. Çocukluğumda ağaçlarına tırmanıp taze taze yediğim cevizlerle çetin ceviz arasındaki bağlantıyı ilk kez kurmuştu beynim.

Sevindim, üzüldüm, utandım, terledim... Gün boyu durup durup düşündüm. Çetin ceviz deyimi, kolay kolay alt edilemeyen veya yenilmesi zor biri' olarak kodlanmış belleğime; fakat ceviz ile bağlantısı hiç mi hiç kurulmamış! Yani, sert ve kırılması çok zor cevize ben ömrüm boyunca çetin ceviz diyememişim. Okuyan ve yazanlar bilir bu taşıması zor utanma duygusunu. Kim bilir daha kurulmamış kaç köprü, açılmamış kaç kapı vardır zihnimde, zihinlerde...

Akşamleyin, kitaplığımdaki sözlükleri tekrar gözden geçirme isteği belirdi içimde. Başladım sayfa sayfa sözcük yoklamaya... Ve çok geçmeden, İngilizce bazı sözcüklerin Türkçe karşılıklarını ararken, çok önemli bir kavramla karşılaştım: Zeitgeist... (Zeit=Zaman, Geist= Ruh. Doğrudan çevirisi: Zamanın ruhu...)

2008 Türkiyesindeki parçalanmış ruhun 'ortak ruh'a dönüşmesi sürecine yardımcı olacağını umduğum bu sözcüğü herkesin dikkatine sunuyorum.

Sözlükleri bıraktım bir yana, dönemruh gözlüğümle baktım olaylara ve insanlara. Gördüklerimle sarsıldım: Boşa akan ırmaklarımız gibi, boşa tüketilen çok değerli zihin enerjimiz, kirli ve yıkıcı bir dönemruh 'zeitgeist' oluşturmuş maalesef! Yaratıcılık atmosferi yerine bizi zehirleyen bir havayı soluyoruz milletçe. Bunun kaçımız farkındayız ve farkında olanlardan kaçı bunun kavram olarak bir adı olduğunun ayırtında?..

Düşünen, konuşan, sanat üreten herkese...
Siyasetçilere, siyaset bilimcilere, medya mensuplarına...
Toplum bilimcilere ve toplum mühendislerine sesleniyorum:

Deneyimlemekte olduğumuz entelektüel ve kültürel iklimdeki kuraklık, geçirdiğimiz susuz yazdan çok daha yakıcı, çok daha yıkıcı olmaya başladı... Bu iklim koşullarında ekip biçemez, eksek dahi verim alamayız. Zihinlerimiz köprüler kuramaz; yaratıcı, üretken ve çağı yakalayacak fikir ve düşünceler üretemez; ufuk turlarımız küresel veya evrensel olamaz! Neredesiniz?..
Dönemruhumuz mengeneye sıkışmış ciyak ciyak bağırıyor; yok mu duyanınız!?

Nerede ortak aklımız, nerede kolektif bilincimiz, hangi yöne bakıyor milletçe daha iyiye, daha güzele ve refaha çevirdiğimiz gözlerimiz?!

Lütfen, bu ufkumuzu karartan dönemruhunu değiştirecek, yüzümüzü bilime ve sanata döndürecek yaratıcı düşünceler, öneri paketleri ve sıçrama tahtası olacak projeler üreterek çıkın karşımıza; gündemi yorumlayan ve birbirine söz yetiştiren karşıt gruplar olarak değil.

Brainstorm, ismail bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı,yazıldığı tarihten çook sonra okusamda güncelliğini yitirmemiş bir yazı.Üstelik konu daha da derinleşmiş daha da önem kazanmış diye düşündüm.Öyle bir dönemdeyiz ki ,her şeyi tüketip atma ,yok etme zorunluluğundayız sanki. Gerek reklamlar,gerek arkadaş sohbetleri,gerek çocuklarımızın ihtiyacı olmayan ihtiyaçları,sanki bizi sürekli tüketime zorluyor.Farkında değiliz tükettiklerimiz beynimizi, düşüncemizi,yaratıcılığımızı tüketiyor.Daha az düşünüyor,daha az okuyor, daha az üretiyoruz. bunun ayrımını yapabilmek için çok güzel bir yazı olmuş.Teşekkürler.Sevgiyle kalın.

Leylim. 
 18.10.2010 23:20
Cevap :
Çok teşekkür ederim Leya Hanım. Güç verdiniz. Rahmetli Deniz SOM da Cumhuriyet'teki köşesinde yayımlamıştı bu yazının bir bölümünü (http://www.haberinyeri.net/yazarlar.php?id=22&yazi=105) . Selamla, saygıyla... MS  19.10.2010 2:56
 

ara arada eskilerde dolaşmak hoşuma gidiyor...sizide rahatsız etmeden :).. bilinçli toplum olma - üretme ve kullanma gerçekten gitikçe zorlaşıyor gibi...yeni neslin kişisel bencilliği çoğalırken evrensel bakacaklarını görmek hayal gibi...umutsuzluk bizlere yakışmaz mutlak ... bu bilinç on kişide 2 kişide bile olsa büyük düşüncelere yol alırız...selam ve sevgilerini gönderdi gelincik size.

B Gelincik 
 16.11.2009 23:14
Cevap :
Keşke herkes sizin kadar bilinçli, iştahlı, değerbilen ve teşvik edici bir bilince sahip olsa! Sizinle tanışmaktan çok mutlu oldum efendim. Teşekkürle, sevgi ve saygıyla...  17.11.2009 6:08
 

Yazınızı ilgiyle okudum. "Kurulmamış kaç köprü, açılmamış kaç kapı..." üzerinde düşündüm. Yazılarınızla geç tanıştım ama geç olması hiç olmamasından iyidir diye düşünüyorum. Sevgiler.

Nilgün Akad 
 16.02.2008 17:20
Cevap :
Siz böyle takdir yazısı gönderirseniz, ben de size derim ki; bu yazı sizi düşündürdü ve bir köprü kurmanıza vesile oldu ise, o zaman tüm harcadığım emeğe değdi... İyi ki varsınız... Teşekkürle, selamla, sevgiyle... MS  17.02.2008 1:20
 

Sevgili Pirmetenin bloğundan ulaştım yazınıza. Hızla tüketilecek bir yazı değildi asla sevindim, onurlandım biraz gecikme ile de olsa paylaştığıma, aydınlandığıma.Düşünen,üreten, araştıran bir beyinle aynı ortamda olmaktan gurur duydum. Ayrı ayrı mecralara düşürülüp,ne çok boşa aktığımıza, hızla tüketildiğimize ,tam da iki gün önce parçalanmışlıklarımıza üzülüp ağıtlar yakarken,yeniden aydınlanmaya dair umut doldu içime. Sözcüklerle adlandırdığımız kavramlarıın içini boşalttığımızı düşününrken, küresel ve evrensel sözcüklerine takıldım. Küresel sözcüğü, sanki bir dayatmayı, tek tip insanı çağrıştırıyor bana. İçinde kişiliğimin,aklımın, birikimlerimin, çizgimin oluştuğu " dönemruhu " evrenselin daha doğru ,yerinde bir sözcük olduğunu anlatıyor.Ve yine " evrensel "in , daha üretken, daha renkli, daha çok sesli, daha analitik,daha insancıl kavramlar çağrıştırdığını. Bilime, sanata, özgür beyinlere , aydınlığa dair. Hem belki böylece" siyaset" sözcüğü de aslında hiç haketmediği kirlilikte

Neşe İleri 
 22.01.2008 11:36
Cevap :
YAZIDAKİ TÜM EKSİKLİKLERİ TAMAMLAMIŞSINIZ, DAHA NE DİYEYİM NEŞE HANIM! iYİ Kİ ORDASINIZ... TEŞEKKÜRLE, SEVGİYLE... MS  22.01.2008 17:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 3492
Toplam mesaj
: 296
Ort. okunma sayısı
: 2760
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster