Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
261
 

Dora'ya...

Dora'ya...
 

"Melâli anlamayan nesle aşina değiliz." A. Haşim, O Belde/ Resim: Nom Kinnear Kking


Ah, Dora ne olacak senin bu melul halin!

“Bak Dora!” desem sana“Dünya ne güzel! Ağaçlar, kuşlar, güneş…” Birkaç cümle etsem kâinatın sırrını verir gibi, kişisel gelişim safsatalarından… İnanır mısın bana?

Bir külah dondurmayla versem çocukluğunu mutlu olur musun, bilemedim; Alaska-Frigo kaymak tadında.

Ya da “Al desem bu ayakkabılar senin! Hepsi yepyeni... Bu çantalar da… Hatta, al bu kredi kartını dilediğince harca!” Mutlu olur musun Dora, engin bir ruh doyar mı ki bu süfli varlıklarla?

“Nasılsa bütün ev temiz, nevresimleri yeni değiştirdim, bütün kitaplıkları ve dolapları düzenledim, yemeğin altını da şimdi kapadım. Derdin yok, dünya işlerine dair. Gel otur bir çay içelim şu ağacın altında.” Bunlar mı olurdu sihirli sözcükler?

Sana ne desem de döndürsem bir vakitler bana ışıl ışıl bakan gözlerini eski haline. Ruhum ruhunda, nefesim göğsünde sanırdım oysa bilemiyorum gönlünü şenledirecek sözleri, çekip alamıyorum o hep varsıl bellediğin söz hazinemden uygun ziynetleri.

Bu kimsesizliğini geçiremiyorum bir türlü. Ne söylesem derin bir kuyuya attığım taş gibi. Yankısı dahi uzanmıyor kulaklarıma.  

Kendimden vazgeçtim. Bambaşka ruhlar bulsam ruhuna eş. Otursan gecelerce sohbet etsen; inceliklerden, zevkten, aşkın bin bir nevinden. En sevdiğin şarkıları onlarla söylesen ve her geceyi segâh başlayıp nihavent bitirsen yeşillikler içinde.

Sense… Görüyorum Dora. Her gece bir çentik atıyorsun sazının karnına tek başına.

Biraz ülkemden bahsetsem, sen karşımda iri gözlerin ve parmak uçları üşüyen ellerinle,bana bakmadan geceyi izliyorken. Bütün bu gördüklerimiz, duyduklarımız sanrılarımız bizim. Biz iyi olursak, biz uyanırsak bu derin uykudan;  herkes ve her şey düzelecek, diye kandırmaya çalışsam seni… Saçma… Biliyorum. Olacak iş değil elbette. Hem ben bile inanmıyorum ki buna.

Ah! Ne olacak bu umutsuzluğunun, bu umutsuzluğumuzun sonu Dora! Nereye varacak?

Belki de ruhundan ve güzelliğinden dem vurmak gerek.  Asi ve beyaz karanlığından, ruhunun kayığı o yumuşak teninden, o “boşuna uzamamış saçlarından”[1],  kıvrak zekândan bahsetmeliyim ayarı doğru vererek. Belki gülümsersin biraz, bir kıvrım belirir ruhunun kenarında.  O vakit ben de şenlenirim biraz. Biraz eskilerden söz ederiz önce, sonra bakarsın inanırız tüm güzel safsatalarına iyi niyet muskacılarının. Rol yapa yapa öğreniriz neşeyi.

Çok zor değil, inan bana. Geleceğe inan, sevildiğine inan, bana inan. Mutlu olmak ne yalnız senin ne de yalnız benim elimde. Birliğe, beraberliğe inan Dora.

O zaman annenin elleri olacak saçlarında dolaşan. Sana uzak ve soğuk iklimlerden uzanarak ama sımsıcak… Ve inan; asla yalnız hissetmez bir kez olsun, saçları annesince okşanan.

Dora, dostum!

Kimsesiz ve karanlık yüzüm!

Aynadaki hayalim, yaşamdaki suretim!

Gül biraz!

 

 

 

 

Not: Bu elbette bir deneme değildir. Fakat uygun blog kategorisi bulunmadığından -yine- bu sekmeye alınmıştır ki bu durum yazıdaki karakterin varlığına/varoluşuna -nasıl da- denktir.

[1] Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için

Afrika dahil- Cemal Süreya, Üvercinka

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence edebi sınıfı ne olursa olsun, güzeldi. Hayatın acılı çatmanları karşısında gülemesek bile şefkatle bakan bir umudun yüzü olmalıyız.

Muharrem Soyek 
 01.09.2014 12:40
Cevap :
Ne mutlu öyle umutlu bir yüz olana! Takdiriniz için teşekkür ederim. Saygılar...  01.09.2014 17:49
 

Dora’yla sohbet devam edecekse bundan böyle de neden olmasın türü deneme! Belki de “akıl tutulmalarını” konuşacaksınız bir sonrakinde! Monologlar, monodramlar dahi yazılabilir gelecekte. Benim de martı Jonathan’ım var kitaplarımda, denemelerimde; derler ki “Sanki sen!” Anladım artık, uyanmaz bu millet; “E bebeğim ee e.” Ne mi olacak bu umutsuzluğun sonu, benim gibi kaçacak herkes dağlara, tepelere! Birlik ve beraberlik hangi milletle? Kötülerin de saçlarını okşayacak bir annesi olsa keşke! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 15.06.2014 7:17
Cevap :
Öyle...Artık sıkıntı duyacak mecalim kalmadı.Daha gençken, sanki çok derdim varmış gibi sahil kasabası hayalimi dillendirir dururdum. Asıl yeni başlıyormuş bu tahammülsüzlük. Bence başı okşanmamış insanlardan çıkar bozguncular en çok, bir de ayarı tutturulmamışlardan... Neyse işte. Hedef sakinlik. Bencilce belki ama öyle... Dora da olacak yanımda. Bakalım ne hallere girecek. Selamlar, sevgiler...  15.06.2014 14:14
 

Bir yazının hangi kategoride, hangi etiket altında yazıldığının bence hiç önemi yoktur. Kendini kelimelerin gizemine, büyüsüne kaptırmadan okumasını bilen, okuduğunu anlayabilen bir okur okuduğu her yazıda yazarını görür. Çünkü her yazar her yazısında kendi ruhunu, kişiliğini, his, duygu, özlem, beklenti, pişmanlıklarını, dertlerini isteyerek veya istemeyerek ifşa eder. Bence kalemine ve kelimelere hakim bir yazar ve anlatıcısınız. Bu yazınızda da başarılısınız ve takdiri hak ediyorsunuz. Ama ben kendi adıma, kızım adına, torunum adına, sizin adınıza, ülkem adına, insanlık adına çok üzülüyorum.

Matilla 
 12.06.2014 8:45
Cevap :
Mustafa Bey, esasen "edebi tür" meselesi edebiyatçıların, nazariyecilerin kafasını çok meşgul etmiş bir konudur. Öyle ya bir yazıyı bir eleştirmen değerlendirirken neye göre değerlendireceğini biraz da türü belirler. tıpkı biyolojideki gibi. Hayvan omurgalı mı, kanatlı mı, yüzgeçli mi... Bu sebeple eleştirmen için bu önemlidir. Ancak dediğiniz gibi-yazar için- okur-yazar arasında bir mesaj alış-verişi olabilmişse yazı, görevini yapmış demektir. Katılıyorum size. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Ben de üzgünüm, çok şey adına, çok şey için. Selamlar, saygılar...   12.06.2014 11:53
 

Sevgili Aykar Kardeşim, canınıza sağlık canım çok güzel bir yazı.Deneme kategorisinde de olsa da çok şeyler anlatılıyor.Birlik ve beraberlik olunca güzellikler anlam kazanır.Sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.06.2014 2:17
Cevap :
Hoca'm sizin de canınıza sağlık. Burada da öyle değil mi? Bu yorumlarla yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Sağ olun, var olun. selamlar, sevgiler...  12.06.2014 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 671
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 06.07.12
 
 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamış bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster