Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
19
 

DÖRT BAŞI MAĞMUR

Uzun zamandır maviye olan tutkumun sebebini araştırıyorum.Maviye baktığım zaman telekinezi de eşyaları hareket ettirmek düşüncesi gibi beni alıp götürecek bir güç bulmuşumdur her zaman.Halbuki telekinezi insanın kendisinin bir şeyi hareket ettirmesini öngörüyor.Evrende dört temel renk olduğunu düşünüyorum.Bunun yanında bu renklerin sayılamayacak kadar tonu olduğunu herkes bilir.Mavinin benim için farklı olan tarafı diğer renklerden daha güçlü oluşu.Sanki beni alıp içine çekecekmiş gibi bir takım duygulara kapılmışımdır mavi renk karşısında.Belki de ondaki beklentim içinden çıkılmaz şeyler yaşarken mavinin içinde sakin sessiz bir adanın ulaşacağım kurtuluş noktası olarak hayal edilmesidir.

Yaban bir hayat yaşar insan dünyada.İsteklerine ulaşamayacağını bilir çünkü istekler bir zincirin halkaları gibidir.Bir halkaya ulaştığınızda diğerini arzular durursunuz.Sizi hayata bağlayan istekler sonunda dört başı mamur bir insan olmak istersiniz.Halbuki dört başı mamur insan derken biliriz ki insan tek başlı bir varlıktır.O zaman bu dört baş nereden geliyor.Belki de insanın amacı dört göze ulaşmaktır.İkisi kendinin ikisi de aradığı eşdeğerinin gözleri.

Hayalindeki adaya ulaşamayacağını anlayan insanın bu durumda umudu gözlerdir.Benim bildiğim beş göz rengi vardır.Ne ilginç değil mi?İnsanın bir elindeki parmaklarıda beş tanedir.Hani ne derler bir elin nesi var iki elin sesi var.Beşte bir ihtimalle tutulacağı gözleri ararken insanın bir renk ama iki göze sahip olacağı umudu iki elinin olmasına eşdeğer gözüküyor.Elleri gibi ayakları da dört tane olacak hatta dört parça göğüs, dört ciğer,  dört parça böbrek, dört kol, dört kulak, dört burun deliği, dört yüz, dört kalça, dört bacak sayarak eksiğim yoksa noktalayayım.

Dört başı mamur olmak herhalde insanın hayatı algılama şeklini değiştirir.En başta duyu organlarının sonra da diğerlerinin bizi sinerji denilen şeye ulaştırmasını bekleriz.Peki başımızın yeri için ne düşüneceğiz.İki başlılık çok iyi bir şey gibi gözükmez bizlere.İnsanın yalnızlığına son vererek çiftleştiği bu organlardan da anlaşılıyor.Mesela kalbin artık iki tane oluşu, iki dilli yani iki ağızlı olmak ya da iki miğdeli olmakta gidilen yol insanı tatmin olmaya doğru götürmeli.Tatmin olmak mümkün olamıyorsa insanın düşeceği hali bir düşünün.Şair bir elmanın yarısı sen yarısı ben derken birliği arzuluyor iki başlılığı değil herhalde.

Bir gün rüzgarda savrulup giden yaprak misali yaşamın sonuna yaklaşacağını anladığında insan içinden bir renk tutar.Zamanla tuttuğu rengi ararken soylular sınıfında oluşunu ispata hazır bir asker gibi zaferi kazanmaya odaklanır.Kadehine doldurulacak şarabı beklerken öfkelenmez denizden sahile esen lodos gibi ılıktır.

Her şeye rağmen iki organın birlikteliği yerine dört organın birlikteliği dileklerin gerçekleşmesinde daha büyük bir paya sahip gibi gözüküyor.İki organ haz ifade ederken dört organ ayakta kalmaktan yana imiş gibi gözüküyor.Ne de olsa ortada dört bacak var.

Bana yârin gözünden gelen ışık lazım demek aynı zamanda ben dünyayı yârimin gözüyle görürüm demek anlamına gelir.Bütün gözler mavi olmasa da yârin gözü deniz gibidir.Sizi alıp başka bir diyara götüreceği hayalini yaşatır.Dörtlü anlayış gözlerle başlarsa dinginlik ilk adım olur.Fırtına biter ardından alınan hazla üretim için çalışma başlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 27
Kayıt tarihi
: 03.07.19
 
 

1972 Samsun Merkez doğumluyum.1988 yılında Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü kazandım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster