Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
30
 

Dört Tür Yönetim Şekli Vardır

Dört Tür Yönetim Vardır:

Postmodern zamanlarda dört farklı yönetim biçimi vardır. Bunları kronolojik sırasıyla aktarmak istedim. Erken dönemden başlayarak geç döneme kadar kısa kısa aktarmak istedim. İlk olarak yarım asırda tamamlanan süreci dünyayı değiştirirken kısa kısa tekrar göreceğimiz için erken dönemden başladım ve daha sonra geleceğin sistemi olan geç dönemi de belirtmek istedim.
 
1- Erken Dönem:

Bu aşama işçilerin gençlik dönemleridir. Althusser'den beridir biliyoruz ki bir genç Marx vardır bir de olgun Marx bu aşamalar işte bu genç Marx'a tekabül ederler. Ve burada hangi sistem olursa olsun ister laiklik, ister kültür cemaatleri ister Avrasyacı politikalar hepsi de işçilerin egemenliği altındadırlar. 

Birincisi "kısa" vadeli olan henüz çocukluk aşaması olan "cumhuriyet" sistemidir. Cumhuriyet evresinde erdem ve ideal yasalar koymak, laiklik kavramı önemlidir. Bu aşamada toplum mühendisliği yapan seçkin elitler görülür. Bu aşama artık geride kalmıştır diyor Althusser ve şimdiki zaman değil geçmiş ile gelecek vardır ama sadece birisini seçer sistem. Dolayısıyla eski modernizmin son halkasıdır ve geçmişi ele alır. Aydınların sistemidir bu sistem.

İkincisi "orta" vadeli "monarşi" sistemidir. Bu sistem işçilerin değil girişimci orta sınıfların sistemidir. Monarşide rahipler ve aristokrasi sınıfının soylu varlığı gözlemlenir. İktidarı bunlar kontrol ederler ama bu toplumun eksik yanı bedene karşı bir anlamda ceza kurallarının olmasıdır. Keyfi cezalar işler bu evrede. Dünyada ise Obama dönemi dünya siyaseti bu aşamaya delalettir. Özgürlükler eşit yurttaşlığın yerini almıştır. Fakat liberal dünyanın emperyalizmle buluştuğu bir aşamadır. Şimdiki zamanı temsil eder. Bu aşama iktidarın aristokrasiyle mücadeleye girmesiyle son bulur. Popper gibi akılcı ve geneldir bu evre. Fakat zamana yayılan bir şeydir bu sistem çünkü kendi içinde kısa, orta ve uzun vadelidir ama önceliği bu değildir.

(İşçiler de bu orta vadeli monarşi aşamasında devletleşirler ve devleti korurlar. Örneğin Akp'de yine orta vadeli olan açılım zamanında devletleşmişti ama Akp bir partidir neticede devleti korumak için ona destek olacak sınıf o dönem için güçlenen orta sınıftı ve onlardan yardım almıştı ancak işçiler kendileri bir sınıf oldukları için kendileri korurlar devleti, iktidarların kalıcılığı da dolayısıyla onlara bağlıdır bu aşamadan itibaren...)

Üçüncüsü "uzun" vadeli "despotizmdir" ve yine şimdiki zamandır bu sistem. Despotizm milliyetçi Trump dönemidir. Aslında cumhuriyete geri dönüştür kısmen, tek fark ideal yasa koyucular ve bilim fetişizmi yoktur artık. İktidar despotça ve keyfi kullanır kendi yönetim alanını. Uzun vadelidir demiştik bu aşama ve güneş bu evrede batar veya geçici bir ikinci ceza alanına düşersiniz. Fakat burada cumhuriyetten farklı olarak kısmen görünür halde yani diyalektik bir aşamadasınızdır. Milliyetçiliğin en baskıcı şekillerindendir bu aşama. Çocukluk evresine geri dönersiniz bu aşamada. Milliyetçilik üçüncü aşamada birinciye döner. Bu aşama ise karşılaşma maddeciliğidir Althusser'e göre iktidar ne kadar elindeki gücü valisiyle, bakanıyla paylaşırsa paylaşsın elinde muhakkak bir güç fazlası vardır.

NOT: Buraya kadar erken dönemi kapsar. Bunlar kısa, orta ve uzun vadeli aşamalardır. Bu aşamalar yaklaşık çeyrek asırda tamamlanır bir de dünyayı değiştirme süreci başladığında sırasıyla hepsi tekrarlanır ama bu sefer devrimleri peş peşe sıralamak içindir kendi politikalarını tekrar uygulamazlar çünkü geçmişte uygulamışlardır buraya kadarki sistem sahipleri. Bunlar sistemi kurtarmaz, sadece baltalarlar o kadar çünkü çöküş dönemlerinin politikaları uygulanır.

Unutmamak gerekir ki bu kısa, orta ve uzun vade bugün işçiler sayesinde var olmaktadırlar Althusser'in söylediği gibi işçilerin "gençlik" dönemidir bu aşamalar ve "işçiler" sayesinde tekrar ortaya çıkmışlardır. Bu yüzden orta vadede işçiler devletleşir çünkü onların gençlik dönemidir. Buradaki diğer sistemler işçilerin cebinden yerler kısacası. Egemen olanlar işçiler olduğu için diğerleri ancak işçileri zayıflatabilirlerse, yanlışa sevk edebilirlerse kendi politikalarını açığa çıkarabilirler. Ve elbette bu aşamada değiştiremezsiniz dünyayı henüz ve bunu yapan kişi çok fazla tehlike arz etmediği için sistem açısından, ikinci bir aşamadaki kadar linç edilmez. Düşünün bir de bunlar iyi zamanlarıymış dünyayı değiştirenlerin.

 2- Geç Dönem:

Bu aşama ikinci safhadır yani işçilerin "olgunluk" aşamasıdır. Öncekilerden bir kopuştur bu aşama. Bu dördüncüsü "yeni" bir sistem getirir. Bu aşama Althusser'in olgun Marx'ına tekabül eder. Ve bir mutasyondur bir kopuştur ama yanlışlama yaparak düzeltilebilir, eskisi gibi teori alanına geçilebilir tekrar.

Bu sistemde şimdiki zaman geleceğin anahtarıdır. Dördüncü evrede güneş batarken yeniden doğar, bu ikinci evre "daha uzun" vadeli ve güçler ayrılığının düzenlendiği yeni bir "monarşi" sistemidir. Orta vadeden başka, ondan farklı yeni bir monarşi evresidir. Güçler ayrılığı yoktur ama güçler arasındaki dengeler gözetilir. Bu aşama dünyayı değiştirme aşamasıdır. Dünyayı değiştirmek isteyenler bu evrede ortaya çıkarlar daha öncekilerde yokturlar. İşçilerin kısa, orta ve uzun vadeden en büyük farkı onları sistem sırasıyla kullanmış ve sonra savmıştır, işçiler ise devlet aygıtı demektir. İşçiler ölürse sistem çöker, öncekilere benzemez onlar sıradandır ve hepsi de sırasını savdı. İşçiler sırasını savarsa eğer sistem, yapı hemen çöker.

Birinci monarşide işçiler devletleşmişti ama iktidar değillerdi. Burada iktidar olurlar daha doğrusu kendi politikalarını hayata geçirirler. Özgürlük ve ılımlı iktidar türünde bir yönetimi anlayışı vardır. Liberalizm güçlenir burada da ama emperyalizm dışlanmıştır artık. Orta vadeli monarşi (liberalizm) den belirgin farklılığı artık keyfi tutuklamalar yoktur ve anti-emperyalisttir. Yine yasama gücü de kısmen krala verilir kısmen parlamentoya. Ama yargı gücü krala değil aristokrasi meclisine verilir. Çünkü yargıyı devrimci halktan da korumak gerekir. Böylece soylular, kral ve halk ayrı ayrı korunurlar birbirlerinden, yani hem özgürlükleri hem de devleti korur bu yöntem.

Dördüncü bir zaman eklenir Marx'tan farklı olarak burada. Bütün bu yönetimler (kısa, orta, uzun) yaşanırken her bir yönetim tarzı kendi içinde yine "aktif"-"pasif" olarak artık "dört" aşamaya bölünür. Dünyayı değiştirmek isteyenler uzun bir zamandan geçtikten sonra bir süreliğine egemen görüş olur (betimleyici bir şekilde) bu aşamada ve artık gerçek bir tehlike olmaktadır sistem için, tabi daha sonra muhalif gruplar birleşerek devreye girip onu malup etmezlerse. O zaman anlaşılır ki halk muhalefetten yanaymış. Eğer betimleyici ilk süreç biterse dört aşamalı aktif-pasif şeklinde yeni bir süreç başlatılır. Bu aşamada da prolaterya diktatoryasının yanında onu taklit eden bir de demokrasi vardır. Demokrasi kitle hareketlerini ve aristokrasinin iktidara karşı burjuvalarla iş birliği yapma hatasını tetikleyebilir. Demokrasi ittifakı galip gelirse bütün sistemler çöker. Bir ihtimal bu aşama da böyle biter. Hitler'in ikincisinde nasıl kanlı politikalar uyguladığını hatırlayınca ırkçılar için bulunmaz bir fırsatla sona erebilir bu aşama... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 63
Kayıt tarihi
: 04.01.19
 
 

İktisat mezunuyum, felsefe ve ekonomi ilgi alanlarımdır ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster