Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
183
 

Dört yapraklı yonca

Dört yapraklı yonca
 

el freni


Bate maçı sonrası yazacaklarım için iki başlık arasında kararsız kaldım. Bunlardan biri "el freni" diğeri ise "dört yapraklı yonca" idi. Ve sonunda internetten bulduğum çok güzel bir kareyi blogumun fotoğrafı yapıp altına "el freni" yazmaya ve başlığı da "dört yapraklı yonca" yapmaya karar verdim.

Yazıma başlıkla giriş yapmak daha doğru olacak sanırım. Bate maçıyla beraber Fenerbahçe dört maçlık çok zorlu bir dönemeci kazasız belasız atlatmış oldu. Önce Mersin İdman Yurdu maçı, sonra Bate Borisov deplasmanı, ardından Trabzon ve son olarak Bate rövanşı. Bu dört maçı da şöyle bir hatırlayacak olursak Fenerbahçe'nin ne kadar şanslı bir şekilde bu maratonu geçmiş olduğunu görürüz. Mersin maçında Emre'nin şutunda dönen bir top ve orada bulunan Webo'nun kafası, Bate'de maçın büyük bir bölümünü on kişi sürdüren bir takım ve rakibin kaçırdıkları, Trabzon'da Sol Bamba'nın gol ve asisti (ve Trabzon'un sayılmayan golü) ve son karşılaşmada Bate'nin maçın başında on kişi kalması ve sonrasında gelen penaltı. Şimdi bu dört maçı o ya da bu şekilde Fenerbahçe geçmiştir diyebilirsiniz. Ben de haklısınız derim. Ama bu maçların hangisinde Fenerbahçe iyi oynamıştır veya soruyu değiştireyim hangisinde Fenerbahçe taraftarı rahat bir maç seyretmiştir? Cevap: Hiçbiri. Çünkü hiçbirinde rakiplerine karşı bariz bir üstünlük kuramamıştır, hiçbirinde birden çok gol pozisyonuna girememiştir ve hiçbirinde Fenerbahçe gibi oynamamıştır. Ama ne kadar şanslı ki (!) Aykut Kocaman gibi bir teknik direktöre sahip. Çünkü bence dünyanın en şanslı teknik direktörü Sayın Aykut Kocaman'dır. Düşünün Trabzon deplasmanında kalenizde bir gol göreceksiniz ve hakem bunu çizgiyi geçmedi diye saymayacak (tabi burada art niyet var demiyorum göremmiş olma ihtimalleri yüksek), daha sonra rakibin defans oyuncusu pozisyon yokken kendi kalesine gol atacak ve hemen ardından da uzaktan çekilmiş anlamsız bir şutta sırtıyla topun yönünü değiştirip kaleciyi şaşırtarak bir gole daha neden olacak. Son maça bakılacak olursa rakip maçın başında on kişi kalıyor ve devre bitmeden bir de penaltı kazanıp 1-0 öne geçiyorsunuz. İşin ilginci bu turu geçerseniz sizi çok zorlayacak, İtalya'da şampiyonluğa oynayan muhtemel rakibiniz büyük bir süprizle bir Çek takımına eleniyor. Tabi bu arada geçen yılın şampiyonu Athletico Madrid ve Liverpool gibi takımlar da elenenler arasında yerlerini alıyorlar.

Fotoğrafa ve  "el freni" altyazısına gelecek olursak. Bu takım şuanki kadrosuyla bu dört maçı da çok rahat geçebilirdi. Tabi başında onu frenleyen bir teknik direktörü olmasaydı. Hem de çok farklı skorlarla geçebilirdi. Mersin maçını düşünün. Takımın saha içindeki freni Christian hasbelkader ikinci yarı oyundan çıkınca 4-4-2'ye dönen Fenerbahçe, ilerideki iklisi ve arkalarında Emre ile kombine ataklar bulup pozisyonlar üretirken birdenbire bakıyorsunuz Topal-Kuyt değişikliği ile yine eski haline dönüveriyor. Trabzon maçında öne geçilmesine, rakibin demoralize olmasına rağmen oyun okuyamama sorunu yüzünden hem taktikte hem de oyuncularda gerekli değişiklikler yapılamadığından çok güzel bir oyun oynanmıyor. Ve son maçta rakip on kişi kalmasına, penaltıyla 1-0 öne geçilmesine rağmen hala kısır oyun planında israr ediliyor.

Bu takımda Cristian hala oynuyorsa ve on kişi kalmış bir takıma karşı Selçuk oyuna giriyorsa daha fazla bu teknik direktör hakkında konuşmaya gerek yoktur bence. Bir penaltı bu kadar kötü atılabilir ve bomboş kaleye karşı bir gol bu kadar kötü kaçırılır. Ama dahi Teknik Direktörümüz o pozisyonda oynayan Alex'i gönderip yerine yetenek fakiri Cristian'ı oynatmaya devam ediyor. Oyun Stoch'un ve Recep Niyaz'ın oynaması gereken bir hale gelmişken bir bakıyorsunuz Selçuk oyuna giriyor. Yazık gerçekten çok yazık. Bu durumda o iki oyuncunun ruh halini siz düşünün, çünkü taraftarın ruh halini ben düşünebiliyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 246
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster