Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
153
 

Dörtleme(1)

Rakamlarla uğraşmak hoşuma gider. Tabii, hesap kitap meselesi hariç. Dört rakamının ise, ayrı bir yeri vardır branşım gereği. Bir Edebiyat Öğretmeni olarak " dörtlük " nazım birimini getirir aklıma. Halk Edebiyatı' nda çok kullanılıyor olmasından mı bilmem sıcak gelir bana. Çünkü ben Halk Edebiyatı ürünlerini de bir başka severim kendi içinde ayrıştırsam da.

Ayrıca, dördün bir başka önemi daha var benim için. Rüyalarımla farkındalıklarımı arttırmaya çalıştığım bir dönem, Eric Ackroyd' un hazırladığı " Rüya Sözlüğü " nü çok kullandım, kendi rüya dilimi oluşturmak için. Bu sözlükten alıntı yaparak " dört " rakamının anlamının bir bölümünü paylaşmak istiyorum sizlerle.

DÖRT:

Jung' a göre bilincin dört işlevi var: düşünme, sezgi, his ve duygu. Fakat genellikle hiç değilse biri ve büyük olasılıkla üçü az gelişir ve dolayısıyla tamamen ya da kısmen bilinçaltı kalır. Kişisel tümlüğe ancak bu işlevleri bilinçaltından çıkarıp bilinçle bütünleştirerek ulaşılabilir. ( bkz. Giriş, ss. 56- 58 ) Dördün katları- sekiz, on altı ve diğerleri- dörtle aynı simgesel anlamı taşıyabilir. Rüyanızda bu tür bir

simge görmek, kişisel bütünlüğe ulaşmış olduğunuz anlamına gelmez; tam tersine bütünlükten yoksun oluşunuza işaret eder.

Açıklamanın son cümlesi oldukça çarpıcı bana göre: " Bütünlükten yoksun oluşunuza işaret eder." Evet, ben de mesleğimde aktif olarak çalıştığım dönemlerde yaptığım hiçbir şeyi yeterli bulmadım." Daha iyisi" olabilir diye içim hiç "oh!" demedi. Bu yüzden mesleğimle ilgili yaşadığım olaylardan bazılarını küçük notlar halinde saklamışım bir şeylerin arasına. Bunlardan dört tanesini sizlerle paylaşmak istedim, belki tamamlanmışlık duygusu yaşarım kendi içimde diye de; adını "DÖRTLEME" koydum. Dört- le-me; sonuna getirdiğim "me" yapım eki, eylemden ad türeten bir ek. "Adı konulunca" bir şeyin, sanki tanımlanması,

tamamlanması daha bir kolaylaşır benim gözümde.

Bunlardan biri, 1999 yılında yaşanan Düzce depremi ile ilgili. O deprem sonrası çalıştığım okul yatılı olduğu için, bir sürü kız öğrenci geldi nakil olarak. Derslerine girmenin yanı sıra, geceleri de başlarında nöbete kaldığım için, oldukça içli dışlı olduk kısa zamanda. Çok sevdim onları. Yaşları ve yaşanmışlıkları gereği burçlarla çok ilgiliydiler. Benim de ilgilendiğim bir dönemdi ve bu aramızda bir iletişim yolu oldu zaman zaman. Özellikle uzun gece nöbetlerinde.

Böyle bir nöbette, öğrencilerden biri isyanını dillendirdiği bir notu paylaştı benimle. Notunu da, benim ona yazdıklarımın karalamasını da saklaşım bir yerlerde. Sadece benim yazdığım karalamayı aktarıyorum, ortak olan " kova burçlu" oluşumuzun hatırına(!)

" Kova Burçlu Güzel! Benim de bir zamanlar senin gibi ilkelerim, doğrularım vardı. Olgunlaşmak adına hep onları yitirdim. Fakat sende bunların hepsini görmek, tekrar umutlarımı yeşertti. Lütfen, başta kendi adına olmak üzere, benim adıma da onlara sahip çık.

Uzun uzadıya bir şeyler yazmaya gerek duymuyorum. Birbirimizi iyi tanıdığımız kanısındayım. Çünkü gözlerle kontak kurabildiğim sayılı öğrencilerimden birisin. Sözcükler bazen duyguları aktarmakta aciz kalıyor. Dileğim, yaşam mücadelende acılar seni de yorgun düşürüp pes ettirmesin. Seni seviyorum."

Yine Düzce’den gelen kız öğrencilerimden birine ait bir notla sonlandırmak istiyorum bu bölümü. Bu notun kime ait olduğunu ben de bilmiyorum. Çünkü bu not, nöbette olduğum bir gece, odamın kapısının altından atıldı gizlice. Düşünün, sevgilerimizi paylaşmakta bazen böylesine ürkekçe davranabiliyoruz; belki de daha fazla kırılmamak adına. Bilemiyorum.

Akrostiş bir şiir: Özgürlüktür tek dileğin herkesten yana

Zahmet çektirmezsin insanlık adına

Lanet etmeyi bilmezsin

Ey dilber- i Rana

Mutlu olasın ömrün boyunca.

05. 06. 2000

Pazartesi

23. 50

Sevgilerle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygı ile.. Öğrencilerinizin şansına imrendim doğrusu.Uyuyan öğrencilerinini, kıpır kıpır sevgi mayalayan yürekle seyretmek... Bunun doyumsuz bir haz olduğunu, yatılı okullarda öğretmen iken tatmıştım. O nedenle de elli -4- yıl önceki öğrencilerimle halâ iletişim konumundayım. Ayrıca altmış -4- yıl önceki matematik ve fizik öğretmenlerimle de haber sıcaklığında oluyorum. Öyle ki internete adımla girilince, bu iki (EŞ) öğretmenimin adı çıkmakta ekrana. İlle de 4'ün sevimli yüzündeki peçeyi kaldırmam gerekiyorsa şunu söylerim: Beir aydedeyi tanımlamak için, ayın on DÖRD'ü deriz. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

Nadir Şener Hatunoglu 
 04.03.2012 16:32
Cevap :
Merhaba! Acemiliğim yüzünden yorumunuzu ancak farkedebildim. Bağışlayın. Empati eşliğindeki bilgileriniz için sonsuz teşekkürler. Çok hoşuma gitti. Sevggiler, saygılar...  27.03.2012 7:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 162
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

İkbal Özlen DİNÇERLER. 14.02.1960 doğumlu. izmir Kız Lisesi Edebiyat Bölümünü okudu. Buca Eğitim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster