Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
9514
 

Dost Ateşi! Kıbrıs Savaşı’nda Kendi Gemilerimizi Vurduk

Dost Ateşi! Kıbrıs Savaşı’nda Kendi Gemilerimizi Vurduk
 

KIBRIS SAVAŞI


Kıbrıs olaylarının temeli 1947 Paris Antlaşmasında 12 Adanın Yunanistan’a verilmesine kadar gider aslında. Bu olaydan sonra ENOSİS yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a katılma hayali hortlamıştı. Rumlar bunun için ilk girişimi 1954 yılında halen İngiliz sömürgesi olan adada halk oylaması isteyerek gerçekleştirmek istediler. İngiltere’de adayı Türkler ve Rumlar arasında taksim edileceğini duyurunca, bundan memnun olmayan yani adanın tamamını isteyen Rumlar katliamlara başladılar.

TBMM’nin adaya müdahale kararlarının birincisini Birleşmiş Milletler, ikincisini ABD ünlü tehdit mektupları Johnson mektubu ile engellemiştir. 1974 yılına gelindiğinde durum iyice kötüleşmişti. Rum lider Makarios’u deviren katliamcı EOKA’cı Nikos Simpson, adada yönetimi ele geçirmiş, yaklaşık iki hafta içinde adadaki tüm Türkleri yok etmeyi planlamışlardı.

Garantörlük antlaşmasına göre adaya müdahale hakkı bulunan Türkiye, soydaşlarını korumak için Başbakan Bülent Ecevit’in ünlü “Ayşe tatile çıksın” kodu ile 20 Temmuz 1974’de Türk birliklerini adaya çıkartmaya başladı. 21 temmuzda savaş tüm şiddeti ile sürerken, Ankara Genel Kurmay’a gelen bir istihbarata göre, bir Yunan deniz filosu adaya asker ve silah götürüyordu. Baf limanına doğru gelen bu gemilerin durdurulması gerekli idi.

Girne limanında bulunan üç Türk savaş gemisine; Kocatepe-Adatepe-Mareşal Fevzi Çakmak gemilerine, bu gelen Yunan filosunu durdurma emri verildi. Ankara, ilginç bir olayı belirlemişti. Yunan gemileri Türk Bayrağı çekmiş ve telsizlerde de Türkçe konuşarak Türk ordusunu yanıltmaya çalışıyorlardı. Bu sırada ABD, Türkiye’yi ateşkes için sıkıştırıyor, Yunanistan’ın barış yapmak istediğini bildiriyordu. Türkiye, Yunan gemilerinin tesbitini ABD’ye karşı koz olarak kullanacak Yunanlıların barış istemediğini onlara gösterecekti.

Uzun süren görüşmelerden sonra Yunan gemilerinin vurulmasına karar verildi. Türk savaş uçakları hemen bölgeye gönderildi. Pilotlara mevcut durum anlatılmış, Yunanlılara kanmamaları telkin edilmişti. Türk gemileri Kocatepe-Adatepe-Mareşal Fevzi Çakmak mürettabatı havada kendi uçaklarını görünce çok sevinmişlerdi. Ancak sevinçleri Türk Jetlerinin kendilerini bomba yağdırmaya başlaması ile kursaklarında kalmıştı.

Türk pilotlar, Türk bayrağı taşıyan ve telsizden Türkçe konuşan bu Yunanlılara! Aralıksız saldırıyor, gemilerden gelen Biz Türk’üz ateş etmeyin uyarılarını dikkate almıyorlardı. Türk gemileri kendi uçaklarına ateş edemiyordu. Gemi mürettabatı kendilerinin Türk olduğuna bir türlü uçaktakilere inandıramıyordu. Türk Hava Kuvvetleri ile Türk Deniz Kuvvetleri arasındaki bu kopukluk bir facia ile sonuçlandı.

İlk saldırıda Kocatepe batırıldı. Mareşal Fevzi Çakmak gemisi, denizdeki Kocatepe mürettabatını kurtarmak isterken uçakların saldırısına uğrayarak ağır yara aldı. Türk gemileri yaralı olarak Mersin limanına doğru kaçmaya başladı. Türk uçakları, görevlerini başarı ile yapmanın mutluluğu içinde üslerine dönerken bir telsiz anonsunda Türk gemilerinin Baf açıklarında saldırıya uğradığı haberini alacaklar ama üslerine dönene kadar gerçeği anlayamayacaklardı.

Acı haberi inince öğrendiler. Kendi gemilerini vurmuşlardı. Kocatepe batmış, diğer iki gemi ağır yaralı olarak ertesi günü Mersin limanına ulaşabilmişti. Kocatepe savaş gemisinde 54 kişi şehit olmuştu. Kurtulanlar denizde sallar üzerinde bir gün kalmışlar, ertesi günü İsrailli balıkçılar tarafından kurtarılmşlardır.

Bu olaydan dolayı kimse suçlanmamış, olayın üstüne de gidilmemiştir. Türk Hava Kuvvetleri ile Türk Deniz Kuvvetleri arasındaki çarpışmada 54 denizcimiz hayatını kaybetmişti. Günümüzün deyişiyle dost ateşi sonucu kayıp vermiştik. ABD, batırılan gemilerin Türk gemisi olma ihtimalini bildirmişti ama inandıramamıştı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıbrıs harekatında meydana gelen bu dost ateşi hadisesi ve johnson mektubu hakkında bir kaç yıl önce internetten bir araştırma yapmıştım.fakat sanki bu iki konu hakkında büyük bir karartma uygulanmışcasına ya linkler çalışmıyordu yada içeriğe ulaşılamıyordu.benim kendi değerlendirmem bu dost ateşi mevzunun sistemin dışına çıkmış olan Türkiyenin bir bakıma cezalandırılması olarak görüyorum.tabiki burda etkin olan nokta içerdeki bir grup olma ihtimali yüksek.yoksa o zamanki teçhizat yada teknolojiyle açıklanamayacak büyük bir hata! söz konusu.ve en önemliside bu olaya sebep olan istihbarat ve gelişmeleri yönlendiren komutanlar hakkında hiç bir işlem yapılmamış olması sözünü ettiğim ihtimali güçlendirmektedir.bunu bir örnekle kesin hale getirmekte mümkün.yakın tarih bilgisi olan herkes muavenet olayını bilir.muavenet olayında da öyle komik sebeplerle açıklamalar yapıldı ki 1990ların en gelişmiş teknolojisi kesinlikle ateşlemeyi şansa bırakmamasına oldu.ve abd Türkiyeye göz dağı verdi...

ibrahim yördem 
 08.08.2011 17:07
 

olay hic bir sekilde devlet sirri gibi saklanmamis ertesi gun komuta kademesi basin aciklamasiyla aciklamistir.O zamanin teknik haberlesme imkanlari dusunuldugunde olmasi gayet dogal bir hadisedir. Adi ustunde savas bu.Yazinizda bu savasin turk ordusunun ilk anfibik harekat olmasi onca olanaksizliklara ragmen basarili bir harekat olamasi bahsi dahada taclandirirdi dusuncesindeyim. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 24.05.2010 0:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 161
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10560
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

Denizli'liyim. Tarih bölümünü bitirdim.MEB'de öğretmenlik yapıyorum. Araştırma tarih kitapları ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster