Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '08

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2716
 

Dost kimdir?

Dost kimdir?
 

Dost diyebileceğiniz insan sayısı azdır aslında; her ne kadar “dost” kavramını sürekli kullansanız da. Harfler vasıtasıyla ortaya çıkan dostluğun asıl anlamı, gönüllerde hayat bulur ya; işte o ki, kendinden daha fazla güvendiğin kişi olmalıdır.

Bir dostum: “<ı>Dost, kendinden daha fazla güvendiğin kişidir” demişti zamanın birinde bana. Belki bu sözün söylendiği tarihte, bu sözün anlamını tam olarak kavrayamamıştım; ama şuan çok net bir şekilde anlayabiliyorum onu. Kaçınız, kendinizden daha fazla güvenebileceğiniz bir dosta sahipsiniz? Tek bir dost… Fazlasına gerek yok, belki de… Çok zor, biliyorum. Kendinize bile güvenemediğiniz bir devirde yaşıyorsunuz belki; ama dostsuz yaşamak…

Aynı şekilde, ünlü Fransız yazar Montaigne de, Denemeler adlı kitabında dostluk üzerine şunları söylemiştir: “<ı>Ruhlarımız o kadar sıkı bir beraberlikle yürüdü, birbirini o kadar coşkun bir sevgiyle seyretti ve en mahrem taraflarına kadar birbirine öyle açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar tanımakla kalmıyor, kendimden çok ona güvenecek hale geliyordum.”[1]

Dostunuz, eğer en çok güvendiğiniz kişiyse, ihanetini de en fazla göze aldığınız kişi değil midir? Her zaman söylerim: “<ı>Dostum, ihanetini en fazla göze aldığım kişidir.” Eğer ihaneti göze almadan sevseydim dostlarımı, belki bugün tek bir dostum dahi olmayacaktı. Zaten öyle değil midir ki; en fazla güvendiğiniz kişiye sırlarınızı verirsiniz, onunla dertleşirsiniz. Ailenizle, eşinizle konuşamadığınızı dostunuzla konuşursunuz. Çünkü ona güvenirsiniz. Ona güvenirken de, onun size ihanetini göze alarak anlatırsınız aslında hiç kimseye anlatmadıklarınızı.

Şuan hatırlayamıyorum hangi kitapta okuduğumu. Şöyle diyordu yazar: “<ı>Birlikte ağlamak kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz.” İşte dost da, birlikte ağlayabildiğiniz kişidir. Ağlamak kavramını, illa ki gözlerden yaş gelmesi olarak algılamayın. Ağlamak, kimi zaman dertleşmektir, kimi zaman onun (dostunuzun) iyiliği için onunla kavga etmektir, kimi zaman da en büyük başarılara birlikte imza atmaktır.

Bir kişi, dostunu kendine çekmekten daha ziyade, kendisini dostuna adamalıdır. Yani kendisinden daha ziyade dostunu düşünmeli; onun üstünde egemenlik kurmaktan ziyade, onun mutluluğu için bir şeyler yapmaya çalışmalıdır. Çünkü dostunun mutluluğu, aslında kendi mutluluğudur.

Yine bir söz vardır: “<ı>Dostu olanın arkasını kollamasına gerek yoktur” diye. Ne kadar doğru ve anlamlı bir söz? Eğer dostunuz varsa, bilin ki, hiç kimse sizi sırtınızdan vuramaz. Çünkü dostunuz, sizin arkanızdadır daima.

Belki hayatınız boyunca sadece bir tane dost bulabileceksiniz. Sizi anlayan ve en mahrem sırlarınızı bile verebileceğiniz… Fakat illa ki bulacaksınız onu, ya da bulmalısınız. Ki zaten “dostlarınızın” sayısı, iki elin parmaklarının toplamı kadar bile olmaz ya, bir ömür boyunca; ama bir tane dost bulmalısınız illa ki.

Belki eksik, belki abartılı bulacaksınız bu yazılanları. Belki de kendinize: “Böyle dostluklar kalmadı” diyeceksiniz. Evet, eksik bir yazı olabilir ya da abartılı. Fakat “Böyle dostluklar kalmadı” diyenlere söyleyeceğim bir çift söz var: “<ı>Siz, ya kendinizden daha fazla güvenecek doğru kişiyle karşılaşmadınız, ya birlikte ağlamayı becerebildiğiniz bir kalbe rastlayamadınız ya da karşınızdaki insanın ihanetini göze alarak, onun dostunuz olmasına izin vermediniz…”



[1] Montaigne, <ı>Denemeler, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, s.26.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dost olmak da dost bulmak kadar zordur. Benim dostum diyebileceğim 2 kişi var hayatta. Biz nasıl dost olduk? Dediğiniz gibi beraber çok ağladık acıları paylaştık. Acıları paylaşmak çok daha önemli bence. Çünkü günümüz insanı lay lay lom lom bir sıkıntın varsa bahane bulup uzaklaşan çok.. Senin derdin nedir? diyen hiç yok. Bu devirde gerçek dost bulmak çok hem de çok zor..

turkuaz75 
 21.06.2008 23:49
 

Yazınızda biraz kavram karmaşası yaşadım... Dost, güveneceğim kişiye verilen adsa onun ihanetini göze almak biraz ters bir durum değil midir? Bir sürü arkadaşım var ama hepsi dostum değil... Dostum-kardeşim, dediklerim de asla ihanet etmeyecek, en az kendim kadar güvendiğim, ihtiyaç duyduğumda en zor şartta dahi yanımda olan, ihtiyaç duyduğunda canım pahasına yanında olduğum kişi/kişilerdir. Sevgiler.

mihasu 
 03.06.2008 11:57
Cevap :
Zaten ihanetini göze almasanız, ona nasıl güvenebilirsiniz ki? Dostunuza sırlarınızı vererek ve en mahremlerinizi anlatarak, hem ona güvenirsiniz, hem de onun size ihanetini göze almış olmaz mısınız? Şunu asla unutmayın, en güvenilen kişi, aslında en fazla iahneti göze alınan kişidir. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir. Saygılarımla...  03.06.2008 19:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster